Nepal Enerji, Su Kaynakları ve Sulama Bakanı, iklim değişikliğiyle mücadelede tarihsel sorumluluğun büyük ölçüde sanayileşmiş zengin ülkelere ait olduğunu belirterek, iklim faturasının bu ülkeler tarafından ödenmesi gerektiğini söyledi. Bakan, Nepal gibi iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerin krizin yaratılmasında neredeyse hiç payı olmadığını vurguladı. Açıklama, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası iklim müzakerelerinde daha güçlü bir finansman talebiyle sahneye çıktığı bir dönemde geldi.
Nepal'in İklim Kriziyle İmtihanı
Himalaya bölgesinde yer alan Nepal, eriyen buzullar, artan sel ve toprak kaymaları gibi iklim değişikliğinin doğrudan sonuçlarıyla boğuşuyor. Ülkenin enerji bakanı, bu tür felaketlerin ekonomiye ve altyapıya verdiği zararın her yıl milyarlarca doları bulduğunu belirtiyor. Ancak Nepal, bu zararı karşılamak için gereken mali kaynaklardan yoksun. Bakan, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmediğini, bunun da uyum ve onarım çabalarını sekteye uğrattığını ifade etti.
Nepal, kişi başına düşen karbon emisyonu açısından dünyanın en düşük ülkelerinden biri. Buna karşın, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarından en fazla etkilenen ülkeler arasında gösteriliyor. Bakan, bu adaletsizliğin altını çizerek, "İklim krizini yaratanlar ile bedelini ödeyenler aynı değil" mesajını verdi. Nepal hükümeti, uluslararası platformlarda iklim adaleti çağrısını her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriyor.
Küresel İklim Finansmanı ve Adalet Tartışması
Gelişmiş ülkeler 2009'da Kopenhag'da, 2020'ye kadar yıllık 100 milyar dolar iklim finansmanı sağlama sözü vermişti. Ancak bu hedefe ulaşılamadı. 2021'de Glasgow'daki COP26 zirvesinde, bu hedefin 2023'e ertelendiği kabul edildi. Nepal gibi ülkeler, söz konusu finansmanın sadece miktarına değil, aynı zamanda erişilebilirliğine ve koşullarına da dikkat çekiyor. Bakan, fonların bürokratik engellerle dolu olduğunu ve ihtiyaç duyulan yerlere hızla ulaşmadığını belirtti.
İklim adaleti savunucuları, zengin ülkelerin hem tarihsel emisyonları hem de mevcut ekonomik kapasiteleri nedeniyle daha büyük bir sorumluluk taşıdığını söylüyor. Nepal'den gelen çağrı, bu küresel tartışmanın bir parçası. Bakan, yeşil teknoloji transferinin önündeki engellerin kaldırılması ve gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim borçlarının hafifletilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Öte yandan, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda güvenlik ve göç üzerinde de etkileri var. Nepal'de yerinden edilme, tarımsal verimlilik kaybı ve su kaynakları üzerindeki baskı, ülkenin kalkınma hedeflerini tehdit ediyor. Bakan, uluslararası toplumun bu gerçeği görmezden gelmesinin daha büyük krizlere yol açacağı uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'in iklim finansmanı çağrısı, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir tartışmanın parçası. Türkiye, kişi başına emisyon ve tarihsel sorumluluk açısından gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında bir konumda. Ancak Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri olarak, uyum finansmanına ihtiyaç duyuyor. Nepal'in adalet vurgusu, Türkiye'nin de uluslararası iklim müzakerelerinde savunduğu "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesiyle örtüşüyor. Bu tür çıkışlar, gelişmekte olan ülkelerin iklim diplomasisinde daha görünür olmasını sağlıyor ve Türkiye'nin bölgesel iklim liderliği iddiasına zemin hazırlayabilir.