Nepal Başbakanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, geçtiğimiz ay meydana gelen ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin iklim değişikliğinin dünya için bir uyarı sinyali olduğunu belirtti. Başbakan, bu tür felaketlerin sadece Nepal'i değil, tüm dünyayı tehdit ettiğini vurguladı ve uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırdı.
Sel Felaketinin Arka Planı
Geçtiğimiz ay Nepal'de etkili olan muson yağmurları, ülkenin kuzey ve doğu bölgelerinde büyük çaplı sellere yol açtı. Yetkililer, selde en az 200 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin kaybolduğunu ve binlerce kişinin evsiz kaldığını açıkladı. Altyapı büyük zarar gördü; köprüler yıkıldı, yollar kapandı ve tarım arazileri sular altında kaldı. Nepal hükümeti, felaketin ardından uluslararası yardım çağrısında bulundu.
Başbakan, BM kürsüsünden yaptığı konuşmada, "Bu sel, iklim değişikliğinin bir sonucudur ve dünyaya bir uyarıdır. Nepal gibi dağlık ülkeler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler arasındadır. Ancak bu sorun sınır tanımıyor. Hepimiz aynı gemideyiz ve birlikte hareket etmeliyiz." ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Nepal'deki sel felaketinin, Hindistan ve Bangladeş gibi komşu ülkeleri de etkileyebilecek bölgesel bir iklim olayı olduğunu belirtiyor. Muson yağışlarının şiddetinin her yıl arttığını ve bunun doğrudan küresel ısınmayla bağlantılı olduğunu vurguluyorlar.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Nepal'in yaşadığı felaket, iklim değişikliğinin özellikle gelişmekte olan ülkeler üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Güney Asya, dünyada iklim değişikliğine en kırılgan bölgelerden biri. Buzul erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi ve aşırı hava olayları, bölgede milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı sağlaması gerekiyor. Ancak Nepal gibi ülkeler, taahhüt edilen fonların yetersiz olduğunu ve iklim adaptasyonu için daha fazla desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Başbakan, konuşmasında bu konuya da değinerek, "Adil bir geçiş ve yeterli finansman olmadan, iklim felaketleriyle başa çıkamayız." dedi.
Öte yandan, Nepal'in çağrısı, yaklaşan COP iklim zirvesi öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Uluslararası toplumun, sera gazı emisyonlarını azaltma ve iklim direncini artırma konusunda daha somut adımlar atması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alan ve iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen ülkelerden biri. Son yıllarda sel, yangın ve kuraklık gibi aşırı hava olayları Türkiye'de de sıkça yaşanıyor. Nepal'in yaşadığı felaket, Türkiye için de bir uyarı niteliğinde. Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası işbirliğine önem veriyor ve Paris Anlaşması'na taraf. Ancak, gelişmekte olan bir ülke olarak, iklim finansmanı ve teknoloji transferi konusunda desteğe ihtiyaç duyuyor. Nepal'in BM'deki çağrısı, Türkiye'nin de savunduğu "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesini güçlendiriyor. Ayrıca, bölgesel iklim göçü ve güvenlik riskleri, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir yer tutuyor. İklim değişikliği, Türkiye'nin enerji güvenliği, tarım ve su kaynakları üzerinde de baskı oluşturuyor. Bu nedenle, Nepal gibi kırılgan ülkelerle dayanışma ve iklim diplomasisi, Türkiye'nin öncelikleri arasında olmalı.