Geçtiğimiz hafta Çin-Nepal sınırındaki bir buzul çökmesi sonucu oluşan buzul gölü patlaması, Pemba Chhring Tamang'ın köyünü sular altında bıraktı. Tamang, hayatı boyunca bildiği manzaranın yok olduğunu gördü. Nepal hükümeti, felaketin ardından iklim adaleti çağrısı yaparak, gelişmiş ülkelerden tazminat ve destek talep ediyor. Olay, Himalaya bölgesinde iklim değişikliğinin yol açtığı riskleri bir kez daha gözler önüne serdi.
Buzul Gölü Patlaması ve Yıkımın Boyutları
Olay, Nepal'in kuzeyinde, Çin'in Tibet Özerk Bölgesi sınırında yer alan ve yüksek Himalaya sıradağlarında bulunan bir buzul gölünün aniden boşalmasıyla meydana geldi. Buzul gölü patlaması (GLOF) olarak bilinen bu tür olaylar, eriyen buzulların oluşturduğu göllerin setlerinin çökmesi sonucu ortaya çıkıyor. Patlama sonucu açığa çıkan devasa su ve buz kütlesi, aşağı vadilerdeki yerleşim yerlerini vurdu. Yetkililer, en az onlarca evin yıkıldığını, yolların ve tarım arazilerinin zarar gördüğünü bildirdi. Can kaybı ve yaralı sayısına ilişkin kesin bilgiler henüz netleşmedi; ancak bölge halkı büyük bir panik yaşadı. Pemba Chhring Tamang gibi köylüler, sel sularının her şeylerini alıp götürdüğünü anlattı.
Nepal ordusu ve yerel yönetimler, arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Ancak engebeli arazi ve olumsuz hava koşulları, yardım çalışmalarını zorlaştırıyor. Hükümet, afet bölgesine acil yardım malzemesi gönderdi ve etkilenen ailelerin geçici barınaklara yerleştirildiğini açıkladı. Uzmanlar, bu tür GLOF olaylarının sıklığının iklim değişikliğiyle birlikte arttığını vurguluyor. Himalayalar'da binlerce buzul gölü bulunuyor ve bunların birçoğu potansiyel tehlike arz ediyor.
İklim Adaleti Talebi ve Uluslararası Boyut
Nepal, felaketin ardından iklim adaleti konusunu uluslararası gündeme taşıdı. Ülke yetkilileri, gelişmiş ülkelerin tarihsel sera gazı emisyonlarından kaynaklanan iklim değişikliğinin, Nepal gibi az gelişmiş ve dağlık ülkelerde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Nepal, kişi başına düşen emisyonu dünya ortalamasının çok altında olmasına rağmen, iklim krizinin en ağır etkilerine maruz kalıyor. Bu durum, iklim adaleti kavramının temelini oluşturuyor: iklim değişikliğine en az katkıda bulunan ülkeler, en büyük bedeli ödüyor.
Nepal hükümeti, uluslararası toplumdan tazminat ve teknoloji transferi taleplerini yineledi. Ayrıca, sınır aşan su kaynakları ve buzul erimesi konusunda Çin ve Hindistan ile işbirliği çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı sağlaması öngörülüyor; ancak bu fonların yetersiz olduğu sık sık dile getiriliyor. Nepal, 2021'de düzenlenen COP26'da da benzer taleplerde bulunmuştu. Uzmanlar, Himalaya buzullarının erime hızının arttığını ve önümüzdeki yıllarda daha fazla GLOF olayı yaşanabileceğini belirtiyor.
İklim değişikliği, sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir kriz. Nepal'in tarım ve turizm gibi sektörleri, buzul erimesi ve doğal afetlerden doğrudan etkileniyor. Bölge halkı, geçim kaynaklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Hükümet, afet riskini azaltma stratejilerini güçlendirmeye çalışsa da, sınırlı kaynaklar nedeniyle zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki buzul gölü patlaması, iklim değişikliğinin yol açtığı sınır aşan riskleri gösteriyor. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri olarak benzer risklerle karşı karşıya. Kuraklık, sel ve orman yangınları gibi afetler Türkiye'de de sıklaşıyor. Nepal'in iklim adaleti çağrısı, Türkiye'nin uluslararası iklim müzakerelerindeki pozisyonunu destekler nitelikte. Türkiye, gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı sağlanması ve tarihsel sorumluluk ilkesinin uygulanması konusunda benzer talepleri savunuyor. Ayrıca, dağlık bölgelerdeki buzul erimesi, Türkiye'nin doğu bölgelerindeki su kaynaklarını da tehdit ediyor. Bu olay, Türkiye'nin iklim diplomasisinde aktif rol alması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Özetle, Nepal'in yaşadığı felaket, iklim krizinin aciliyetini ve adil bir küresel yanıt ihtiyacını gözler önüne seriyor. Türkiye, hem kendi risklerini yönetmek hem de uluslararası iklim adaleti mücadelesine katkı sağlamak için çok taraflı işbirliklerini güçlendirmeli.