Lübnan'ın güneyindeki kadim Nebatiye kenti sakinleri, İsrail'in son işgalinden sonra evlerini ziyaret etmeye başladı. Ancak dönenler, adeta bir hayalet şehre gelmiş gibi; sokaklar enkaz yığınlarıyla dolu, tarihi çarşı yerle bir olmuş durumda. Onlarca yıldır savaşlara tanıklık eden bu halk, şimdi en yıkıcı çatışmanın ardından kentlerinin ne kadarının ayakta kaldığını merak ediyor.
Nabatiye'nin Derin Tarihi ve Son Yıkım
Lübnan'ın güneyinde, İsrail sınırına yaklaşık 20 kilometre mesafede bulunan Nebatiye, binlerce yıllık tarihiyle Fenikeliler, Romalılar ve Osmanlılar dönemine tanıklık etmiş kadim bir kent. Özellikle tarihi çarşısı ve geleneksel taş evleriyle tanınan şehir, son yıllarda Hizbullah'ın kalesi olarak biliniyor. Bu durum, İsrail'in son askeri harekatında şehri ana hedeflerden biri haline getirdi.
İsrail ordusu, 23 Eylül'de başlattığı kapsamlı hava saldırılarında Nebatiye'yi vurdu. Saldırılarda onlarca bina tamamen yıkıldı, yüzlerce ev kullanılamaz hale geldi. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Lübnan genelinde 1.2 milyon kişi yerinden edildi ve güneydeki birçok kent gibi Nebatiye de büyük ölçüde boşaltıldı. Ancak son günlerde ateşkes umutlarının güçlenmesiyle bazı sakinler geri dönmeye başladı.
Geri Dönenlerin Görüntüsü: Enkaz ve Acı
Şehrine dönmeye çalışanlar arasında 67 yaşındaki Abu Ali de var. Yıllarını burada geçirmiş bir esnaf olan Abu Ali, dükkanının bulunduğu tarihi çarşının tamamen yok olduğunu anlatıyor: "Burada dedem dükkan açmıştı. Babam, ben derken hep buradaydık. Şimdi hiçbir şey kalmamış. Sadece enkaz görüyorum." Abu Ali'nin hikayesi gibi, birçok kişi de geçici ateşkesin ardından geriye döndüklerinde, yalnızca molozlar ve kayıp komşularla karşılaşıyor.
Nebatiye Belediye Başkanı Muhammed al-Hac, şehrin altyapısının neredeyse tamamen çöktüğünü belirtiyor: "Su şebekesi, elektrik hatları, yollar... Hepsi imha edildi. Yeniden inşa yıllar alacak. Ancak kentin tarihi kimliğini kaybetmesi en büyük acı." Bakım yapılmadığı takdirde tarihi yapıların tamamen yok olabileceği endişesi dile getiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Lübnan-İsrail Gerginliği ve Ateşkes
İsrail'in Lübnan'a yönelik geniş çaplı saldırıları, sadece Lübnan'ı değil, tüm bölgeyi etkiliyor. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırısının ardından başlayan çatışmalar, kuzey cephesinde Hizbullah ile yaşanan çatışmalarla komşu ülkelere sıçradı. İsrail ordusu, Hizbullah'ın füze tehditlerini etkisiz hale getirmek amacıyla kara harekâtı da dahil olmak üzere operasyonlarını yoğunlaştırdı. Hizbullah'ın güçlü olduğu Nebatiye gibi şehirler ise bu operasyonların merkez üssü haline geldi.
Uluslararası toplum, artan sivil kayıplar ve göç dalgası karşısında endişeli. Birleşmiş Milletler, ateşkes çağrılarını yinelerken, İsrail'in Lübnan topraklarında sürdürdüğü işgalin kalıcı bir çözüm gerektirdiğini vurguluyor. Ateşkes görüşmeleri, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda sürerken, taraflar arasında henüz kalıcı bir anlaşma sağlanabilmiş değil. Nebatiye'deki yıkım, bu çatışmanın somut bir kanıtı olarak önümüzde duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve istikrarına verdiği önemi defalarca dile getirdi. Nebatiye'deki yıkımın derinleşmesi, Lübnan'da devlet otoritesinin zayıflaması riskini artırıyor. Bu durum, Türkiye'nin güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor özellikle de bölgede istikrarsızlık, göç dalgalarını tetikleyebileceğinden. Ankara, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması yönünde çağrı yaparken, Türk Kızılay'ı ve diğer kurumların Lübnan'a insani yardım ulaştırdığını da belirtmek gerekir. Orta Doğu'daki gerginliklerin Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeli, bu bölgedeki gelişmelerin yakından takip edilmesini zorunlu kılıyor.