Güney Pasifik ülkesi Nauru, Pazartesi günü işgal altındaki Kudüs'te İsrail büyükelçiliğini resmen açtı. Böylece Nauru, uluslararası kararlara aykırı olarak büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyan dokuzuncu ülke oldu. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, açılış törenine katıldı. Karar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 478 sayılı kararına ve uluslararası toplumun Kudüs'ün statüsüne ilişkin tutumuna aykırılık teşkil ediyor.
Nauru'nun kararı ve uluslararası hukuk
Nauru'nun bu adımı, 1980 tarihli BM Güvenlik Konseyi 478 sayılı kararını ihlal ediyor. Söz konusu karar, İsrail'in 1980'de Doğu Kudüs'ü ilhak etmesini ve başkent ilan etmesini geçersiz sayıyor ve tüm üye devletlere diplomatik temsilciliklerini Kudüs'ten çekme çağrısı yapıyor. Uluslararası toplum, Doğu Kudüs'ü işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ediyor ve nihai statüsünün müzakerelerle belirlenmesi gerektiğini savunuyor.
Nauru, daha önce 2019'da Kudüs'te bir ticaret ofisi açmıştı. Bu ofisin büyükelçiliğe dönüştürülmesi, İsrail'in diplomatik kazanımını pekiştirdi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, açılışta yaptığı konuşmada, "Nauru'nun kararı, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğu gerçeğini tanıyan ülkelerin sayısının arttığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. Sa'ar, bu adımın diğer ülkelere örnek teşkil edeceğini umduğunu belirtti.
Nauru, 1968'de bağımsızlığını kazanan, yaklaşık 10 bin nüfuslu bir ada ülkesi. Ekonomisi büyük ölçüde fosfat madenciliğine ve dış yardımlara dayanıyor. Son yıllarda Avustralya'nın mülteci yerleştirme anlaşmaları kapsamında sağladığı fonlarla ayakta duruyor. Çin ile Tayvan arasındaki diplomatik rekabette de sık sık taraf değiştiren Nauru, 2024'te Tayvan ile ilişkilerini kesip Çin ile diplomatik ilişki kurmuştu. Bu son karar, ülkenin Batı yanlısı pozisyonunu güçlendiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Nauru'nun hamlesi, İsrail'in Kudüs'teki diplomatik varlığını genişletme stratejisinin bir parçası. Şu ana kadar ABD, Guatemala, Honduras, Kosova, Papua Yeni Gine, Paraguay, Çekya ve Macaristan gibi ülkeler büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıdı. Ancak uluslararası toplumun büyük çoğunluğu, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımıyor. Türkiye dahil birçok ülke, Filistin Devleti'nin başkenti olarak Doğu Kudüs'ü görüyor.
Bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasında diplomatik dengeleri etkileyebilir. Nauru gibi küçük ada ülkelerinin kararları, sembolik önem taşısa da, uluslararası hukuku bağlayıcı değil. Ancak İsrail, bu tür adımlarla meşruiyetini artırmaya çalışıyor. Filistin yönetimi ise kararı kınadı ve uluslararası toplumu Kudüs'ün statüsüne saygı duymaya çağırdı.
BM Genel Kurulu, 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan ABD kararına karşı 128 ülkenin lehte oyuyla bir karar almıştı. Bu karar, Kudüs'ün statüsünün tek taraflı değiştirilemeyeceğini teyit ediyor. Nauru'nun son adımı, bu uluslararası konsensüse bir meydan okuma olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs'ün statüsünün uluslararası hukuk çerçevesinde korunmasını savunuyor ve Doğu Kudüs'ü Filistin Devleti'nin başkenti olarak tanıyor. Nauru'nun büyükelçilik açması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği zayıflatmaz; ancak İsrail'in diplomatik izolasyonu kırma çabalarının bir göstergesi. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında Kudüs'ün statüsüne yönelik ihlallere karşı aktif diplomasi yürütmeli. Ayrıca, benzer adımların önlenmesi için uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek kritik önemde.