Fransız yatırım bankası Natixis'in binlerce şirketi kapsayan araştırmasına göre, Çin'in kurumsal sektörü Covid-19 salgını öncesindeki kârlılık düzeyinin hâlâ belirgin biçimde altında. Ancak ülke, yapay zekâ (AI) kaynaklı enerji talebini karşılayabilecek geniş elektrik kapasitesiyle küresel yapay zekâ patlamasından kazançlı çıkabilecek konumda. Araştırma, Çinli firmaların kârlılık açısından küresel rakiplerinin gerisinde kaldığını, fakat enerji altyapısının bu açığı kapatmada kilit rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.
Kârlılıkta geride kalan Çin iş dünyası
Natixis'in binlerce Çinli şirketle yaptığı ankete göre, salgın sonrası toparlanma beklenen hızda gerçekleşmedi. Çinli firmaların kâr marjları, 2019 öncesi seviyelerin oldukça altında seyrediyor. Bu tabloda, iç talepteki zayıflık, emlak sektöründeki uzun süreli durgunluk, yerel yönetimlerin borç yükü ve jeopolitik gerilimlerin yol açtığı dış ticaret baskıları etkili oldu. Ayrıca, Çin'in imalat sektöründe kapasite fazlası ve deflasyonist baskılar da kârlılığı sınırlıyor.
Buna karşın, ankete katılan firmaların bir kısmı, özellikle teknoloji ve yeşil enerji alanında faaliyet gösterenler, görece daha iyi performans sergiliyor. Ancak genel tablo, Çin ekonomisinin yeniden canlanması için daha fazla yapısal reform ve talep artışı gerektiğini gösteriyor.
Yapay zekâ enerji talebi Çin'e avantaj sağlayabilir
Natixis'in ayrı bir araştırmasına göre, yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla veri merkezlerinin elektrik tüketimi hızla artıyor. Bu noktada Çin, devasa elektrik üretim kapasitesi ve yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde küresel AI yarışında öne çıkabilir. Ülke, güneş, rüzgâr ve hidroelektrikte dünya lideri konumunda ve elektrik şebekesini genişletmeye devam ediyor. Bu durum, enerji darboğazı yaşayan Batılı ülkelere kıyasla Çin'e maliyet avantajı sağlayabilir.
Özellikle ABD'de veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, mevcut şebeke altyapısıyla karşılanmakta zorlanıyor. Çin ise hem üretim hem de iletim tarafında yaptığı yatırımlarla bu talebi karşılamaya daha hazır görünüyor. Natixis'e göre, bu durum Çin'in AI ekonomisinde uzun vadeli bir rekabet avantajı elde etmesine olanak tanıyabilir. Ancak araştırma, Çin'in veri merkezlerinin enerji verimliliği ve karbon yoğunluğu konusunda hâlâ iyileştirmeye ihtiyaç duyduğunu da not ediyor.
Küresel yapay zekâ yarışında enerji belirleyici oluyor
Yapay zekâ modellerinin eğitimi ve çalıştırılması, muazzam miktarda elektrik gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, veri merkezlerinin küresel elektrik tüketimi 2026'da 1.000 teravatsaati aşabilir. Bu, Japonya'nın toplam elektrik tüketimine yakın bir rakam. Dolayısıyla ülkelerin AI stratejileri, enerji politikalarıyla iç içe geçmiş durumda.
Çin, bu alanda hem üretim hem de teknoloji geliştirme yatırımlarını artırıyor. Ülkenin 2060 karbon nötr hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerjiye yönelmesi, AI veri merkezlerinin yeşil enerjiyle beslenmesini kolaylaştırabilir. Öte yandan ABD ve Avrupa, enerji altyapılarını modernize etmek ve yeni nükleer santraller inşa etmek için milyarlarca dolar harcıyor. Ancak bürokratik süreçler ve çevresel itirazlar bu yatırımları yavaşlatıyor.
Natixis raporu, Çin'in AI enerji üstünlüğünün otomatik olarak ekonomik başarıya dönüşmeyeceğini vurguluyor. Zira ülkenin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar, özel sektör yatırımlarını ve tüketici güvenini olumsuz etkiliyor. Yine de enerji arz güvenliği, Çin'in elini güçlendiren önemli bir koz olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yapay zekâ enerji kapasitesindeki avantajı, küresel teknoloji dengelerini değiştirebilir. Türkiye için bu gelişme iki açıdan önem taşıyor: Birincisi, enerji maliyetleri ve arz güvenliği, Türkiye'nin de veri merkezi yatırımlarını çekmesi için kritik. İkincisi, Çin'in AI alanındaki yükselişi, ABD-Çin rekabetini derinleştirerek Türkiye gibi ülkelerin denge politikalarını zorlaştırabilir. Türkiye, yenilenebilir enerji potansiyelini kullanarak benzer bir avantaj yakalayabilir; ancak şebeke altyapısı ve dijital yatırımlar konusunda hızlı adımlar atması gerekiyor.