Natixis Gelişen Asya Kıdemli Ekonomisti Trinh Nguyen, Japon yeni için "çok fazla hareket alanı" olduğunu belirterek, bu kez yenin temellerinin farklı olduğunu vurguladı. Nguyen, "Sadece Japon yatırımcıların ülkelerine geri dönüşü değil, faiz oranlarındaki artış ve bunun üzerine Japonya Devlet Tahvilleri (JGB) getirilerinin çok cazip olması ve yenin değerinin düşük kalması" faktörlerinin altını çizdi.
Yenin Temellerindeki Değişim
Uzun yıllar boyunca Japon yeni, düşük faiz oranları ve deflasyonist baskılar nedeniyle küresel piyasalarda "güvenli liman" olarak görülse de, getiri arayışındaki yatırımcılar için bir fonlama para birimi işlevi görüyordu. Ancak Natixis'e göre bu dinamikler değişiyor. Trinh Nguyen, Japon yatırımcıların denizaşırı varlıklarını satarak ülkelerine dönmeye başlamasının, yen üzerinde yapısal bir destek oluşturduğunu ifade ediyor. Bu "reshoring" (ülkeye geri dönüş) eğilimi, sadece kurumsal yatırımcıları değil, hanehalkı tasarruflarını da kapsıyor.
Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) negatif faiz politikasından çıkış sinyalleri ve tahvil getirilerindeki yükseliş, Japon tahvillerini yeniden cazip hale getiriyor. Nguyen'e göre, JGB getirileri "çok, çok cazip" seviyelere ulaştı ve bu durum, daha önce yurtdışında getiri arayan Japon sermayesini içeri çekiyor. Aynı zamanda yenin değerinin düşük olması, ihracatçılar için rekabet avantajı sağlarken, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonist baskı yaratıyor.
Natixis ekonomisti, yenin bu kez farklı bir temele sahip olduğunu belirtirken, küresel makroekonomik ortamın da bu değişimi desteklediğini ima ediyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne girmesi ve diğer gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını gevşetmesi, Japon yeni üzerindeki aşağı yönlü baskıyı hafifletebilir. Ancak Nguyen, yenin yönü konusunda kesin bir tahmin yapmaktan kaçınıyor ve "hareket alanı"nın geniş olduğunu söylemekle yetiniyor.
Küresel Piyasalar ve Carry Trade Üzerindeki Etkiler
Japon yeni, uzun süredir düşük faiz oranları sayesinde carry trade işlemlerinde fonlama para birimi olarak kullanılıyor. Yatırımcılar, düşük maliyetle yen borçlanıp, yüksek getirili varlıklara yatırım yaparak kâr elde ediyordu. Ancak Japonya'da faizlerin yükselmesi ve yenin değer kazanma potansiyeli, bu stratejinin cazibesini azaltabilir. Carry trade pozisyonlarının çözülmesi, küresel piyasalarda volatiliteyi artırabilir ve özellikle gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratabilir.
Natixis'in değerlendirmesi, Japon yatırımcıların davranış değişikliğinin altını çiziyor. Japonya, dünyanın en büyük net alacaklı ülkelerinden biri ve Japon kurumsal yatırımcılar (hayat sigortası şirketleri, emeklilik fonları, bankalar) yurtdışında büyük miktarda varlık tutuyor. Bu varlıkların bir kısmının Japonya'ya dönmesi, küresel tahvil piyasalarında önemli bir sermaye akışına neden olabilir. Özellikle ABD Hazine tahvilleri ve Avrupa tahvilleri, Japon alıcıların çekilmesiyle faiz oranlarında yukarı yönlü baskıyla karşılaşabilir.
Ayrıca, yenin değer kazanması, Japon ihracatçı şirketlerinin kârlılığını olumsuz etkileyebilir. Ancak Nguyen, yenin "değerinin düşük" olduğunu belirterek, mevcut seviyelerin ihracatçılar için hâlâ elverişli olduğunu ima ediyor. Japonya ekonomisi, ihracata bağımlı bir yapıya sahip ve yenin aşırı değerlenmesi, ekonomik büyümeyi sekteye uğratabilir. Bu nedenle BOJ'nin para politikasını normalleştirirken temkinli adımlar atması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japon yeni ve Japon sermaye akımlarındaki değişim, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Japonya, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı ve yatırımcı ülkesi konumunda. Yenin değer kazanması, Türkiye'nin Japonya'ya olan ihracatını nispeten pahalı hale getirebilir; ancak Japonya'dan yapılan ithalatı ucuzlatabilir. Daha kritik olan, Japon yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan çekilme eğilimi. Carry trade pozisyonlarının azalması, Türkiye gibi yüksek getirili ama riskli piyasalara yönelik sermaye akışını sınırlayabilir. Bu da TL üzerinde baskı ve faizlerde yukarı yönlü risk anlamına gelir. Ayrıca, Japonya'dan gelebilecek doğrudan yatırımların azalması, cari açık finansmanında zorluk yaratabilir. Türkiye'nin ekonomik kırılganlıkları göz önüne alındığında, Japon para politikasındaki normalleşme süreci yakından izlenmeli.