Kanada, ABD Başkanı Donald Trump'ın çelik ve alüminyum ithalatına yönelik ek vergilerine karşılık, Salı günü yaklaşık 20 milyar dolar değerinde ABD menşeli ürüne misilleme tarifesi uygulayacağını duyurdu. Ottawa'nın bu adımı, iki NATO müttefiki arasındaki ticaret gerilimini yeni bir boyuta taşıdı. Anlaşmazlığın etkileri Kanada sınırlarının çok ötesinde hissedilebilir; zira ABD ve Kanada, dünyanın en büyük ikili ticaret hacmine sahip ve entegre tedarik zincirleriyle birbirine sıkı sıkıya bağlı iki ekonomi.
Ticaret Savaşının Arka Planı
Trump yönetimi, mart ayında ulusal güvenlik gerekçesiyle çelik ve alüminyum ithalatına ek gümrük vergileri getirmişti. Kanada başlangıçta bu vergilere karşı temkinli bir tutum izlemiş, diplomasi yoluyla çözüm aramıştı. Ancak Washington'ın Kanada lehine herhangi bir muafiyet tanımaması üzerine Ottawa misilleme kararı aldı. Kanada Maliye Bakanı Chrystia Freeland, yaptığı açıklamada, "ABD'nin haksız ve hukuksuz tarifelerine karşılık vermek zorunda kaldık. Kanadalı işçileri ve sanayimizi korumak için elimizden geleni yapacağız" dedi. Misilleme tarifeleri, ABD'den ithal edilen çelik, alüminyum, gıda ürünleri, tarım makineleri ve bazı tüketici ürünlerini kapsayacak. Listede ayrıca viski, domuz eti ve portakal suyu gibi siyasi açıdan hassas ürünler de bulunuyor; bu ürünler özellikle Trump'ın seçim tabanında yer alan eyaletlerden geliyor. Kanada'nın hamlesi, 2018'de yaşanan benzer bir tarife savaşını hatırlatıyor; o dönemde de Kanada, ABD'nin çelik ve alüminyum vergilerine karşılık 16,6 milyar dolarlık misilleme yapmış ve bir yıl sonra anlaşma sağlanmıştı.
Uzmanlara göre bu kez tarafların geri adım atması daha zor. Trump yönetimi, ticaret açığını kapatma ve yerli üretimi canlandırma sözüyle hareket ediyor. Kanada ise egemenlik ve ekonomik bağımsızlık vurgusu yapıyor. Ayrıca her iki ülkede de seçim atmosferi sert söylemleri teşvik ediyor. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, "Kanada, ABD'nin bir eyaleti değildir. Kendi kararlarını verebilen bağımsız bir ülkedir" ifadeleriyle tansiyonu yükseltti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada-ABD ticaret savaşı, sadece iki ülkeyi değil, Kuzey Amerika'nın tamamını ve küresel ticaret düzenini etkiliyor. ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) henüz yürürlüğe girmişken, taraflar arasındaki karşılıklı tarifeler bu anlaşmanın ruhuna aykırı düşüyor. Otomotiv sektörü iki ülke arasında sınır tanımayan bir üretim ağına sahip; bir parça, üretim sürecinde sınırı birden fazla kez geçebiliyor. Dolayısıyla çelik ve alüminyum vergileri, otomobil fiyatlarını artırarak tüketicilere yansıyacak. Tarım ürünleri de önemli bir kalem: Kanada, ABD'nin en büyük tarım ürünleri pazarı ve aynı zamanda en büyük tedarikçilerinden biri. Misilleme tarifeleri, ABD'li çiftçilerin Kanada pazarındaki payını azaltabilir. Küresel düzeyde ise bu gelişme, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarının işlevsizleştiği yönündeki endişeleri güçlendiriyor. Trump'ın tarifeleri DTÖ onayı olmadan uygulaması, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Çin, Avrupa Birliği ve diğer ticaret ortakları, ABD'nin tek taraflı adımlarına karşı benzer misillemeler yapabilir. Bu durum, 1930'lardaki Smoot-Hawley tarifelerine benzer bir korumacılık dalgasına yol açarak küresel büyümeyi yavaşlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada-ABD ticaret savaşı, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel ticaret düzenini sarsarak dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını ABD ve Kanada'ya yapıyor; ancak asıl risk, tedarik zincirlerindeki bozulma ve artan korumacılık dalgasının Türk ihraç ürünlerine yönelik yeni tarifeleri tetiklemesidir. Ayrıca ABD'nin çelik ve alüminyum vergileri Türkiye'yi de kapsıyor; Türkiye bu konuda DTÖ'ye başvurmuştu. Kanada'nın misillemesi, Türkiye'nin ABD ile benzer bir ticaret savaşına girmesi halinde izleyebileceği strateji açısından ders niteliğinde. Öte yandan Ankara, ABD ile ilişkilerini denge politikası içinde yürütürken, Kanada gibi müttefiklerle ticaret anlaşmaları yaparak riskleri dağıtabilir. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde çelik ihracatında pazarlarını çeşitlendirmesi ve DTÖ reform sürecinde aktif rol alması kritik önem taşıyor.