NASA Yöneticisi Jared Isaacman, yaklaşan Artemis III görevi için tamamı erkeklerden oluşan bir ekip kullanma kararını Çarşamba günü savundu. Isaacman, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, görevde kadın astronot bulunmamasına yönelik şikayetlere yanıt vererek, 'Hayal kırıklığından öfkeye kadar değişen tepkiler gördüm' dedi. Artemis programı, adını Yunan mitolojisindeki avcılık ve doğa tanrıçası Artemis'ten alıyor ve NASA'nın Ay'a yeniden insan gönderme hedefini temsil ediyor. Ancak programın ismine rağmen kadın astronotların görev dışı bırakılması, kamuoyunda ve uzay topluluğunda tartışma yarattı.
Artemis III ve kadın astronot tartışması
Artemis III, NASA'nın 2025 yılında Ay'ın güney kutbuna insanlı bir iniş yapmayı planladığı ilk Artemis görevi olarak dikkat çekiyor. Ancak şu ana kadar açıklanan ekip listesinde kadın astronotların bulunmaması, ajansın cinsiyet eşitliği konusundaki taahhütlerine ilişkin soru işaretleri doğurdu. Isaacman, paylaşımında ajansın kadın ve azınlık astronotlarının eğitim ve seçim süreçlerine dikkat çekti, ancak Artemis III ekibinin görevin teknik ve fiziksel gerekliliklerine en uygun kişilerden oluştuğunu vurguladı. NASA'nın bu kararı, 2020 yılında 'Ay'da yürüyen ilk kadını gönderme' hedefini duyuran Biden yönetiminin politikasıyla çelişiyor olarak yorumlanıyor.
Uzay keşfinde cinsiyet eşitliğinin küresel boyutu
Kadın astronotların uzay görevlerindeki temsili, uluslararası uzay topluluğunda giderek daha fazla tartışılan bir konu haline geldi. ABD, 1960'lardan bu yana kadınları astronot programına dahil etmesine rağmen, NASA tarihinde yalnızca 60 kadar kadın astronot uçuş yaptı. Buna karşılık, Sovyet kozmonot Valentina Tereşkova 1963'te uzaya çıkan ilk kadın oldu ve 2019'da gerçekleştirilen tamamı kadınlardan oluşan uzay yürüyüşü büyük yankı uyandırdı. Çin ve Avrupa Uzay Ajansı da kadın astronotları aktif olarak görevlendiriyor. Artemis'in tamamı erkek ekip kararı, özellikle ABD'nin uzay liderliğini sürdürme çabalarına gölge düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel uzay keşfinde cinsiyet eşitliği tartışmalarının bir yansımasıdır. Türkiye'nin son yıllarda milli uzay programı kapsamında attığı adımlar, kadın astronotların da bu sürece dahil edilmesiyle dikkat çekiyor. Örneğin, 2024'te Türk astronot Alper Gezeravcı'nın görevinde kadın astronot bulunmaması eleştirilmişti. NASA'nın kararı, Türkiye'nin kendi uzay politikasında cinsiyet eşitliğini ne ölçüde gözeteceğine dair bir referans noktası olabilir. Ayrıca, uluslararası işbirliklerinde Türkiye'nin kadın astronotları ön plana çıkarma stratejisi, bu tür tartışmalarda farklı bir pozisyon almasını sağlayabilir.