Donald Trump yönetimi, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) aracılığıyla, doğum kontrolü ve cinsel sağlık hizmetlerini finanse eden federal bir programı köklü bir şekilde yeniden yapılandırıyor. Bu hamle, öjenik kökleri olan aşırı sağ pronatalist (doğurganlık yanlısı) hareketin taleplerini karşılama amacı taşıyor. HHS Başkanı Robert F. Kennedy Jr. öncülüğünde yürütülen reform, Aile Planlaması Programı'nın (Title X) kapsamını daraltmayı ve kaynakları doğum kontrolü yerine doğurganlığı teşvik eden projelere yönlendirmeyi hedefliyor.
Title X programı ve dönüşümün arka planı
Title X, 1970 yılında Başkan Richard Nixon döneminde kurulan, düşük gelirli bireylere ücretsiz veya düşük maliyetli doğum kontrolü, cinsel sağlık taramaları ve danışmanlık hizmeti sağlayan bir federal program. Trump'ın ilk döneminde de benzer bir daraltma girişimi olmuş, ancak Biden yönetiminde program eski haline döndürülmüştü. Şimdi ise yeni yönetim, HHS'nin verdiği yetkiyle programı kalıcı olarak değiştirmeye çalışıyor.
Değişiklik kapsamında, federal fonlar artık doğum kontrol yöntemleri ve kürtaj danışmanlığı yerine, 'doğurganlığı destekleyici' hizmetlere, doğurganlık tedavilerine ve hamilelik sonrası bakıma yönlendirilecek. Programın bütçesi de korunmakla birlikte, kaynak dağılımında radikal bir kayma söz konusu. RFK Jr., programın 'aile planlamasından ziyade aile oluşturmayı teşvik etmesi gerektiğini' savunuyor.
Pronatalist hareket ve öjenik bağlantılar
Pronatalist hareket, beyaz doğum oranlarının düştüğü endişesiyle ortaya çıkmış, aşırı sağ ideolojilerle iç içe geçmiş bir akım. Hareketin bazı liderleri, açıkça öjenik fikirleri savunuyor; 'istenmeyen' nüfusların doğum kontrolüne erişimini sınırlayarak, 'arzulanan' (genellikle beyaz, Hıristiyan) nüfusların doğurganlığını artırmayı hedefliyor. Title X'a yönelik reform, bu ideolojinin somut bir yansıması olarak görülüyor.
Eleştirmenler, bu tür politikaların azınlık toplulukları ve düşük gelirli kadınları orantısız şekilde etkileyeceğini belirtiyor. Programın mevcut yararlanıcılarının büyük çoğunluğu renkli kadınlardan oluşuyor. Ayrıca, doğum kontrolüne erişimin kısıtlanmasının istenmeyen gebelikleri ve güvenli olmayan kürtajları artırabileceği uyarısı yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu adımı, küresel çapta kadın sağlığı ve üreme hakları üzerinde dalga etkileri yaratabilir. Title X modeli, birçok gelişmekte olan ülkede aile planlaması programlarına ilham kaynağı olmuştur. Trump yönetiminin daha önce uyguladığı 'Meksika Şehri Politikası' (kürtaj fonu yasağı) gibi benzer kısıtlamalar, uluslararası yardım kuruluşlarını da etkilemişti. Bu yeni reform, ABD'nin küresel sağlık politikalarında ideolojik bir dönüşüme işaret ediyor.
Uluslararası toplumda, BM Nüfus Fonu (UNFPA) gibi kuruluşlar, ABD'nin bu adımını 'kadın haklarına darbe' olarak niteliyor. Avrupa Birliği ve bazı Latin Amerika ülkeleri, endişelerini dile getirirken, muhafazakar hükümetler ise değişiklikleri memnuniyetle karşılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir dış politika meselesi olmasa da, kadın sağlığı ve nüfus politikaları açısından dolaylı etkileri olabilir. Türkiye, uzun yıllardır doğurganlık oranlarını artırmayı hedefleyen politikalar izliyor; bu bağlamda ABD'deki 'pronatalist' eğilimler Ankara'nın çıkarlarıyla kısmen örtüşebilir. Ancak, ABD'nin doğum kontrolüne erişimi kısıtlayıcı yaklaşımı, Türkiye'deki kadın sağlığı programları için bir model oluşturmayacaktır. Daha önemlisi, ABD'nin bu tür ideolojik temelli sağlık politikaları, küresel sağlık finansmanı ve işbirliklerinde belirsizlik yaratıyor. Türkiye, kendi kalkınma hedefleri doğrultusunda, üreme sağlığı hizmetlerini genişletmeye devam ederken, ABD'deki bu dönüşümün uluslararası kuruluşlar üzerindeki etkisini izlemeli.