ABD'nin önde gelen sivil haklar örgütü NAACP (Ulusal Renkli İnsanların Gelişimi Derneği), Tennessee eyaletinin Memphis kentinde kısa süre içinde yaşanan iki siyah Amerikalının ölümü üzerine, dönemin Başkanı Donald Trump tarafından oluşturulan antisuç görev gücünün derhal feshedilmesini ve olaylarla ilgili bağımsız bir federal soruşturma başlatılmasını talep etti. NAACP, görev gücünün yerel polis teşkilatıyla birlikte yürüttüğü operasyonlarda orantısız güç kullanımı ve ırkçı profilleme yapıldığını iddia ediyor. Örgüt, ABD Adalet Bakanlığı'na yaptığı çağrıda, iki ölümün de 'şeffaf, kapsamlı ve bağımsız' bir şekilde soruşturulmasını istedi.
Tennessee'de İki Ölüm, Artan Gerilim
Olayların ilki, 6 Eylül 2024'te Memphis polisinin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle kovalamaca sonucu gözaltına alınan 32 yaşındaki Jaylen Johnson'ın polis aracında fenalaşarak hayatını kaybetmesiyle meydana geldi. Aile avukatları, Johnson'ın boynuna basınç uygulandığını ve tıbbi müdahalede gecikme olduğunu iddia ediyor. İkinci olayda ise, 8 Eylül'de Memphis'te konuşlu Ulusal Muhafız birlikleri, bir trafik denetimi sırasında 25 yaşındaki Marcus Williams'ı 'tehdit olarak algıladıkları' bir hareketi nedeniyle vurarak öldürdü. Gözaltı ve ölüm anlarına ait görüntüler sosyal medyada hızla yayılırken, Memphis'te protestolar başladı. NAACP Genel Başkanı Derrick Johnson yaptığı açıklamada, 'Bu iki trajik ölüm, Memphis'te siyahlara yönelik sistemik şiddetin bir yansımasıdır. Trump'ın görev gücü, bu şiddeti körüklemekten başka bir işe yaramamıştır' ifadelerini kullandı.
Trump'ın Antisuç Görev Gücü Tartışmaları
Trump'ın 2020 yazında, George Floyd'un öldürülmesinin ardından patlak veren ırkçılık karşıtı protestolara yanıt olarak kurduğu 'Antisuç Görev Gücü', özellikle büyük şehirlerde federal polis gücünü artırmayı ve suçla mücadeleyi sertleştirmeyi hedeflemişti. Ancak eleştirmenler, görev gücünün yoğun olarak siyah ve Latin toplulukların yaşadığı bölgelere odaklandığını, bu durumun polis şiddetini artırdığını ve toplumsal güveni zedelediğini belirtiyor. Memphis'teki son olaylar, bu eleştirileri yeniden alevlendirdi. NAACP ve diğer sivil haklar örgütleri, görev gücünün kaldırılmasının yanı sıra, polis reformu ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesini savunuyor. Adalet Bakanlığı'ndan henüz resmi bir yanıt gelmezken, Memphis Belediye Başkanı Jim Strickland, olayları kınadı ve bağımsız bir soruşturma sözü verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki polis şiddeti ve ırkçılık karşıtı protestolar, Türkiye'nin iç işlerine doğrudan yansımasa da, uluslararası insan hakları normları ve demokratik denetim mekanizmaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, özellikle son yıllarda artan polis şiddeti ve yargısız infaz iddialarıyla mücadele ederken, ABD'deki bu tür olayların uluslararası kamuoyunda yarattığı hassasiyet, benzer uygulamalara karşı küresel bir farkındalık oluşturabilir. Ayrıca, NAACP gibi sivil toplum kuruluşlarının bağımsız soruşturma talepleri, Türkiye'deki insan hakları örgütlerinin de benzer taleplerini uluslararası arenada güçlendirebilir. Küresel düzeyde polis reformu ve hesap verebilirlik standartlarının yükselmesi, Türkiye'nin de bu süreçten etkilenmesine yol açabilir.