ABD'nin Arizona eyaletinde yaşayan Tohono O'odham yerli kabilesi, federal hükümetin Meksika sınırında inşa ettiği duvarın kendi rezervasyonlarından geçmesini durdurmak için dava açtı. Kabile yetkilileri, ABD Sınır Devriyesi ajanlarının ve diğer federal görevlilerin, kabile topraklarına izinsiz girdiğini ve kutsal alanlara zarar verdiğini öne sürüyor. Dava, ABD Anayasası'nın yerlilere tanıdığı egemenlik haklarının ihlal edildiği gerekçesine dayanıyor. Tohono O'odham Ulusu, 2,8 milyon dönümlük rezervasyon arazisinin yaklaşık 80 kilometresinin ABD-Meksika sınırına baktığını ve bu bölgenin geleneksel olarak iki ülke arasında serbestçe hareket eden kabile üyeleri için yaşamsal önemde olduğunu vurguluyor.
Kutsal Topraklar ve Duvarın Tehdidi
Tohono O'odham yerlileri, sınırın her iki tarafında da yaşamlarını sürdürüyor ve kabile üyeleri için bu bölge yalnızca coğrafi bir alan değil, aynı zamanda kültürel ve dini bir merkez. Kabilenin liderleri, duvarın inşasının atalarının mezarlarını, kutsal bitki örtüsünü ve geleneksel göç yollarını tahrip ettiğini belirtiyor. Dava dilekçesinde, federal ajanların kabile topraklarına 'tecavüz' ettiği ve bu durumun 1851 tarihli Antlaşma ile tanınan kabile egemenliğine aykırı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, duvarın inşası sırasında patlatılan dinamitlerin su kaynaklarını kirlettiği ve yaban hayatına zarar verdiği iddia ediliyor.
Tohono O'odham Ulusu'nun avukatları, bu davayı sadece bir mülkiyet anlaşmazlığı olarak görmediklerini, aynı zamanda ABD'nin yerli halklarla olan sözleşmelerine ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerine aykırı bir uygulama olarak değerlendirdiklerini söylüyor. Kabile, daha önce de 2006 yılında dikilen tel örgüler yüzünden benzer bir dava açmış ve kısmen kazanmıştı. Ancak mevcut yönetimin daha kapsamlı bir duvar inşaatı kararı, bu kez daha geniş kapsamlı bir hukuk mücadelesini beraberinde getirdi.
Ulusal Güvenlik ve Yerli Hakları Dengesi
ABD hükümeti, ulusal güvenlik gerekçesiyle sınır duvarının tamamlanmasının öncelikli olduğunu savunuyor. Başkan Trump yönetimi, göreve geldiği günden bu yana sınır güvenliğini artırmak için iddialı bir duvar projesi yürütüyor. Ancak bu proje, çevre örgütleri, insan hakları grupları ve yerli kabileler tarafından sert şekilde eleştiriliyor. Özellikle Tohono O'odham rezervasyonu gibi doğal yaşam alanları üzerinde yaratacağı tahribat nedeniyle birçok dava açılmış durumda.
Uzmanlar, bu davanın sonucunun yalnızca Tohono O'odham kabilesini değil, ABD'deki tüm yerli toplulukların haklarını da etkileyebileceğini belirtiyor. Ayrıca, göçmenlik politikalarıyla ilgili olarak, duvarın yasadışı göçü engellemede ne kadar etkili olduğu da tartışma konusu. Kabile üyeleri, duvarın yalnızca insanları değil, aynı zamanda bölgedeki biyolojik çeşitliliği de tehdit ettiğini; jaguar, dağ aslanı ve çöl kaplumbağası gibi nesli tükenme tehlikesi altındaki türler için doğal koridorları kestiğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin kendi sınır güvenliği politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, güney sınırında terörle mücadele ve göç yönetimi gibi nedenlerle duvar inşa eden ülkelerden biri. Bu dava, sınır duvarlarının sadece güvenlik değil, aynı zamanda etnik ve kültürel haklar, çevre ve uluslararası hukuk boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Türk hükümeti, özellikle sınır bölgelerinde yaşayan Kürt nüfusun haklarına duyarlılık gösterildiği takdirde, uluslararası kamuoyunda daha güçlü bir konum elde edebilir. Ayrıca, bu dava ABD'deki yerli halkların mücadelesi ile Türkiye'deki azınlık hakları arasında paralellikler kurularak, insan hakları savunucuları tarafından yakından izleniyor.