Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing'in peş peşe Hindistan ve Çin'i ziyaret etmesi, ülkesinin bu iki büyük güce olan bağımlılığını dengeleme çabası olarak yorumlansa da, analistler bu hamlelerin Pekin'in bölgedeki hakim konumunu zayıflatmasının pek mümkün olmadığı görüşünde. Eski general, önce Yeni Delhi'de Hindistanlı mevkidaşı Narendra Modi ile bir araya geldi, ardından Çin'e geçerek temaslarda bulundu. Bu ziyaretlerin, Myanmar'ın Çin'e olan aşırı bağımlılığını kırma stratejisinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor, ancak uzmanlar Pekin'in askeri ve ekonomik nüfuzunun hala tartışılmaz olduğunu vurguluyor.
Stratejik Ziyaretler ve Dengeler
Min Aung Hlaing'in 2021 darbesinden bu yana en kapsamlı diplomatik atağı olarak görülen bu ziyaretler, Myanmar'ın uluslararası alanda izolasyonunu kırmayı hedefliyor. Hindistan ziyaretinde ticaret, enerji ve güvenlik alanlarında işbirliği anlaşmaları imzalanırken, Çin'de ise Kuşak ve Yol projesi kapsamındaki yatırımlar masaya yatırıldı. Ancak analistler, Hindistan'ın Myanmar üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu, çünkü ülkenin Çin'in askeri desteğine ve ekonomik yardımına ciddi şekilde bağımlı olduğunu belirtiyor. Çin, Myanmar'daki iç savaşta cuntayı desteklerken, aynı zamanda ülkenin doğal kaynaklarına erişim sağlıyor. Hindiistan'ın ise SAGAING bölgesindeki etnik çatışmalarda farklı gruplarla işbirliği yapması, Yangon yönetimini rahatsız ediyor.
Ziyaretlerde, Myanmar'ın Çin'e olan borçları ve Hindistan'ın Myanmar'daki kalkınma projeleri ele alındı. Ancak uzmanlara göre, Min Aung Hlaing'in Hindistan'a verdiği öncelik sembolikten öteye geçemeyebilir. Çin, Myanmar'daki 30'dan fazla askeri üs ve ekonomik tesisle ülkenin dış politikasını domine ediyor. Hindistan'ın ise Myanmar'da benzer bir fiziksel varlığı bulunmuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'ın bu denge oyunu, Asya-Pasifik'teki güç mücadelesinin bir parçası. Çin, Myanmar'ı Hint Okyanusu'na açılan stratejik bir koridor olarak görüyor. Özellikle Bengal Körfezi'ndeki Kyaukphyu limanı ve boru hatları, Çin'in enerji güvenliği için kritik. Hindistan ise Myanmar'ı, kuzeydoğu eyaletlerindeki isyancı gruplarla mücadele ve Çin'in nüfuzunu dengeleme bağlamında önemli buluyor. Ancak Çin, Myanmar'daki siyasi krizde daha belirleyici bir rol oynuyor. ABD ve Batı'nın yaptırımları altındaki Myanmar cuntası, Çin'in diplomatik ve ekonomik desteğine sımsıkı tutunmuş durumda. Bu nedenle, Hindistan ile ilişkileri geliştirme girişimleri, çoğu analist tarafından taktiksel bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel düzeyde, ASEAN'ın Myanmar krizinde aldığı tavizsiz tutum, cuntayı daha da Çin'e yaklaştırdı. Rusya'nın Myanmar'a silah satışı ve askeri işbirliği de, Min Aung Hlaing'in elini güçlendirse de, Çin'in ana ortak olma konumunu değiştirmiyor. Hindistan'ın ise Myanmar'da ticaret ve kalkınma alanında artan faaliyetleri, Çin'in askeri ve stratejik avantajını dengelemekten uzak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'da yaşanan insan hakları ihlallerini ve Rohingya krizini yakından takip etse de, iki ülke arasındaki siyasi ve ticari ilişkiler sınırlıdır. Myanmar'ın Hindistan ile yakınlaşması, Ankara'nın Güney Asya politikası için doğrudan bir anlam taşımamaktadır; ancak Çin'in Myanmar üzerindeki hakimiyetinin zayıflamaması, Türkiye'nin Asya'da Çin ile rekabet edebilme alanını daraltabilir. Öte yandan, Myanmar'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenlik riskleri yaratmakta olup, Türkiye'nin Hint Okyanusu'ndaki deniz güvenliği çıkarlarını da dolaylı olarak etkilemektedir. Bu bağlamda, Ankara'nın Myanmar'daki gelişmeleri, özellikle insani krizler ve bölgesel istikrar açısından izlemeye devam etmesi beklenir.