Myanmar'da 2021 darbesinin mimarı Min Aung Hlaing, Nisan 2025'te devlet başkanı olarak göreve gelmesinin ardından uluslararası izolasyonu kırmak amacıyla yoğun bir diplomatik atağa geçti. Ancak uluslararası camiada yalnızlığını sürdüren cunta yönetimi, dış destek bulmakta zorlanıyor. Ülke, darbe sonrası iç savaş ve ekonomik çöküşle boğuşurken, Min Aung Hlaing'in çabaları şimdilik sınırlı sonuç veriyor.
Darbeden Devlet Başkanlığına Uzanan Süreç
Min Aung Hlaing, 1 Şubat 2021'de seçilmiş hükümete karşı darbe düzenleyerek iktidarı ele geçirmişti. O tarihten bu yana ülke geniş çaplı bir iç savaşa sürüklendi. Direniş güçleri ve etnik silahlı gruplar, orduya karşı önemli toprak kazanımları elde etti. Ekonomi çöktü, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Nisan 2025'te Min Aung Hlaing, kendisini devlet başkanı ilan ederek siyasi meşruiyet arayışını sürdürdü. Ancak bu adım, ne içerde ne de dışarda geniş kabul gördü.
Darbe lideri, devlet başkanlığını üstlenmesinin ardından Çin, Rusya ve Hindistan gibi bölgesel güçlerle temaslarını artırdı. Ayrıca ASEAN içinde diyalog arayışlarını yoğunlaştırdı. Fakat Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler, cuntayı tanımaya yanaşmıyor. Uluslararası toplum, Myanmar'ın meşru temsilcisi olarak Ulusal Birlik Hükümeti'ni (NUG) görüyor.
Bölgesel ve Küresel Dengeler
Myanmar, Güneydoğu Asya'da stratejik konumu nedeniyle Çin ve Hindistan arasında bir denge unsuru. Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki yatırımlarını korumak için cunta ile ilişkilerini sürdürüyor. Rusya ise silah tedariki ve diplomatik destekle cuntanın yanında yer alıyor. Batılı ülçeler ise yaptırımlarla baskıyı artırıyor. ASEAN, beş maddelik konsensüs çerçevesinde cuntayı muhatap almama politikasını sürdürüyor. Bu tablo, Min Aung Hlaing'in diplomatik açılımlarının sınırlı kalmasına neden oluyor.
Öte yandan, Myanmar'ın BM temsilciliği halen NUG'de. Cunta, BM Genel Kurulu'nda sandalye kazanmak için lobi faaliyetleri yürütüyor ancak başarı sağlayamıyor. Ülkedeki insani kriz derinleşirken, uluslararası yardımlar da cunta engeline takılıyor. Min Aung Hlaing'in öncelikli hedefi, seçim düzenleyerek meşruiyet kazanmak. Ancak muhalefetin boykot çağrıları ve güvenlik sorunları nedeniyle seçimler belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki askeri yönetimin diplomatik izolasyonu, Türkiye'nin Güneydoğu Asya politikası açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, ASEAN ile diyalog ortaklığı ve insani yardım faaliyetleri yürütüyor. Myanmar'daki istikrarsızlık, bölgesel ticaret yollarını ve enerji güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, Rohingya Müslümanlarına yönelik insani yardımlarda aktif rol alıyor. Cuntanın meşruiyet arayışı, Türkiye'nin BM ve İİT platformlarındaki tutumunu etkileyebilir. Türkiye, demokratik geçiş ve insan hakları vurgusunu sürdürerek bölgesel istikrara katkı sağlayabilir.