Myanmar askeri yönetimi, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) dönem başkanı Laos'un, ülkenin fiili lideri Aung San Suu Kyi ile görüşme talebini geri çevirdi. Bu gelişme, Suu Kyi'nin 81 yaşında ve darbe sonrası yargılandığı davalarda ağır hapis cezalarına çarptırılmasının ardından cezaevinden ev hapsine alındığı mayıs ayı sonundaki açıklamanın hemen akabinde gerçekleşti. Myanmar ordusu, Laos Dışişleri Bakanı'nın Suu Kyi ile görüşmek üzere yaptığı başvuruyu gerekçe göstermeksizin reddederken, bu durum uluslararası toplumda Myanmar sorununa çözüm çabalarının akıbetini sorgulatıyor.
Gelişmenin Arka Planı
1 Şubat 2021'deki askeri darbenin ardından gözaltına alınan ve daha sonra çeşitli suçlamalardan yargılanarak ağır hapis cezalarına çarptırılan Aung San Suu Kyi, 2023 yılında resmen ev hapsine alındığı ancak uygulamada hala tecrit altında tutulduğu bir süreçten geçiyor. Myanmar'da sivil hükümeti deviren General Min Aung Hlaing liderliğindeki cunta, ülke genelinde demokrasi yanlısı protestoları şiddetle bastırmış, binlerce kişi ölmüş ve milyonlarca kişi yerinden edilmişti. ASEAN'ın Myanmar konusunda çizdiği beş maddelik yol haritası, şiddetin durdurulması ve diyalog çağrısı yaparken, cunta yönetimi bu planı uygulamaya yanaşmıyor. Laos'un dönem başkanlığı sırasında yaptığı bu girişim, bölgesel barış inisiyatiflerinin başarısız olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar cuntasının Suu Kyi ile görüşmeyi reddetmesi, ASEAN'ın bölgesel krizleri yönetmedeki zafiyetini ortaya koyuyor. Tayland, Vietnam ve Endonezya gibi üyeler arasında Myanmar'daki demokrasi mücadelesine yeterli destek verilmediği eleştirileri yapılırken, askeri cuntanın ASEAN'ın tam üyesi olarak kalması birlik içinde derin bir ayrışmaya neden oluyor. ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği, Myanmar'a karşı bir dizi yaptırım uygulamış olsa da, Rusya ve Çin, cuntanın en önemli askeri ve ekonomik destekçileri olarak öne çıkıyor. Suu Kyi'nin ev hapsinde olması ve daha önce mahkemelerde yaptığı kısa açıklamalar dışında dış dünyayla temasının kesilmesi, Myanmar'da demokrasinin yeniden tesisi için diplomatik çabaların tamamen durma noktasına geldiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki askeri darbeyi kınayan ve Arakanlı Müslümanların yaşadığı insan hakları ihlalleri nedeniyle Rohingya krizine dikkat çeken ülkelerden biri olmuştur. Ancak Ankara'nın bu konuda izlediği diplomatik yol, daha çok insani yardım ve uluslararası platformlarda farkındalık yaratma üzerine odaklanmıştır. Myanmar cuntasının ASEAN gibi bölgesel bir gücün taleplerini reddetmesi, Türkiye gibi dış aktörlerin krize müdahale kapasitesini sınırlandırmaktadır. Buna rağmen, Türkiye'nin Myanmar'daki askeri yönetime yönelik yaptırımları sürdürmesi ve BM nezdinde demokrasi yanlısı güçleri desteklemesi, Türk dış politikasının ilkeli duruşunu korumasını sağlayacaktır. Bu gelişme, bölgesel işbirliklerinin yanı sıra Türkiye gibi global güçlerin krizlere müdahalede karşılaştığı engelleri bir kez daha gözler önüne sermektedir.