Myanmar'daki askeri cunta yönetimi, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) dönem başkanı Laos Başbakanı Sonexay Siphandone'un, gözaltındaki eski Devlet Başkanı Aung San Suu Kyi ile görüşme talebini resmen geri çevirdi. ASEAN Dönem Başkanı'nın, Suu Kyi'yi ziyaret etmek için Myanmar makamlarına ilettiği talep, cunta sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamada 'henüz uygun zaman olmadığı' gerekçesiyle reddedildi. Bu gelişme, 2021 darbesinden bu yana Suu Kyi'ye yönelik uluslararası erişimin tamamen kısıtlandığı bir dönemde yaşanıyor. Cunta, daha önce de Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç gibi kuruluşların ziyaret taleplerini benzer şekilde reddetmişti.
Gelişmenin arka planı
Myanmar ordusu, 1 Şubat 2021 tarihinde demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devirerek yönetime el koydu. Darbe sonrası gözaltına alınan Aung San Suu Kyi, 1991 Nobel Barış Ödülü sahibi olmasına rağmen, cunta tarafından kurulan özel mahkemelerde yolsuzluk, seçim yasasını ihlal ve devlet sırlarını ifşa gibi çeşitli suçlamalarla yargılandı. Şu ana kadar 27 yıl hapis cezasına çarptırılan 81 yaşındaki lider, geçtiğimiz mayıs ayının sonunda cunta tarafından yapılan bir açıklamayla, 'aşırı sıcaklar ve sağlık durumu' gerekçe gösterilerek hapisten çıkarıldı ve Naypyidaw'daki evinde gözetim altına alındı. Ancak bu adım, uluslararası toplum tarafından bir 'iyi niyet göstergesi' olarak değil, cuntanın meşruiyet arayışının bir parçası olarak yorumlandı. Suu Kyi'ye erişimin kısıtlanması, ülke içinde artan çatışmaların yanı sıra, 2025 yılında yapılması planlanan genel seçimlerin de güvenilirliğini sorgulatıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews, 'Myanmar halkı ve uluslararası toplum, demokratik bir geçiş sürecinin en ufak bir işaretini bile görmek istiyor. Suu Kyi'nin tecrit edilmesi, askeri yönetimin diyaloğa kapalı olduğunu gösteriyor' ifadelerini kullandı.
ASEAN'ın Myanmar krizi karşısındaki tutumu, örgütün 'müdahalesizlik' ilkesi nedeniyle sık sık eleştiriliyor. Endonezya, Malezya ve Singapur gibi üye ülkeler, cuntaya karşı daha sert önlemler alınmasını savunurken; Tayland, Kamboçya ve Laos gibi ülkeler daha uzlaşmacı bir yaklaşım sergiliyor. 2021 yılında ASEAN, Myanmar ile 'beş maddelik mutabakat' imzalamış ve bu kapsamda şiddetin sona erdirilmesi, tüm taraflar arasında diyalog kurulması ve insani yardımın ulaştırılması taahhüt edilmişti. Ancak bu mutabakat, cunta tarafından büyük ölçüde görmezden gelindi.
Bölgesel ve küresel boyut
Myamnmar'daki askeri rejim, sadece ASEAN içinde değil, küresel ölçekte de yalnızlaşma riskiyle karşı karşıya. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, cunta yöneticilerine ve orduya ait ekonomik çıkarlara yönelik yaptırımlarını artırarak sürdürüyor. Çin ve Rusya ise Myanmar'ı diplomatik ve askeri açıdan desteklemeye devam ediyor. Özellikle Çin, Myanmar'ın kuzeyindeki silahlı etnik gruplarla cunta arasında arabuluculuk yaparak, bölgedeki nüfuzunu pekiştirme çabasında. Öte yandan Myanmar ordusunun, Suu Kyi'nin liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti'nin (NUG) silahlı kanadı olan Halk Savunma Güçleri'ne (PDF) karşı yürüttüğü operasyonlar, ülke genelinde insani krizi derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) göre, 2021 darbesinden bu yana 2,4 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Myanmar, ayrıca dünyanın en büyük kara mayını döşeli ülkelerinden biri haline gelirken, sivil kayıpların sayısı her geçen gün artıyor. ASEAN'ın Suu Kyi ile görüşme talebinin reddedilmesi, örgütün Myanmar konusundaki arabuluculuk rolünün sorgulanmasına neden oluyor. Bölge uzmanları, askeri cuntanın uluslararası topluma karşı 'diyaloğa kapalı' bir tutum sergilemesinin, ülkedeki çatışmaların daha da şiddetlenmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki gelişmeler Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, Güneydoğu Asya'da istikrarsızlığın derinleşmesi küresel tedarik zincirleri ve bölgesel denklemler açısından önem taşıyor. Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ticari ilişkilerini geliştirme çabasında. Myanmar'da devam eden insani kriz, Türkiye'nin İnsani Diplomasi vizyonu kapsamında yardım sağladığı bölgelerden biri. Ayrıca, Myanmar'da Budist çoğunluk ile Müslüman Rohingya azınlığı arasındaki çatışmalar, Türkiye'nin yakından takip ettiği bir başlık. Suu Kyi'nin daha önce Rohingya soykırımı iddialarına sessiz kalması, Türk kamuoyunda eleştiri konusu olmuştu. Bu nedenle, cuntanın diyaloğa kapalı tutumu, bölgede kalıcı bir çözümü zorlaştırırken, Türkiye'nin ASEAN ülkeleriyle ilişkilerinde dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektiriyor.