Myanmar'ın batısındaki Arakan Eyaleti'nde, askeri cuntanın sivillere yönelik hava saldırıları endişe verici boyutlara ulaştı. İki yıl önce aralıklarla yaşanan saldırılar, artık bölge halkı için sürekli bir tehlike haline gelmiş durumda. Hava saldırıları, insanların günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelirken, kolektif bilinçlerine de yerleşmiş durumda. Bölge sakinleri, her an bir saldırıya maruz kalma korkusuyla yaşıyor.
Hava Saldırılarının Arka Planı ve Artan Şiddet
Myanmar ordusu, 2021 darbesinden bu yana ülke genelinde direniş hareketlerine karşı sert önlemler alıyor. Arakan Eyaleti, özellikle Arakan Ordusu (AA) ile Myanmar ordusu arasındaki çatışmalara sahne oluyor. 2023 yılında ilan edilen ateşkesin ardından, 2024'te çatışmalar yeniden alevlendi. Askeri cunta, karada kaybettiği kontrolü hava gücüyle telafi etmeye çalışıyor. Bu kapsamda, sivil yerleşim yerlerine yönelik hava saldırıları yoğunlaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son aylarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti, binlercesi yerinden edildi. Saldırılar, okul, hastane ve ibadethaneleri de hedef alıyor. Uluslararası toplum, Myanmar ordusunun sivil hedefleri vurmasını savaş suçu olarak nitelendiriyor. Ancak cunta, saldırıların "terörist unsurlara" yönelik olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Arakan Eyaleti, Myanmar'ın Bangladeş ile sınırını oluşturuyor ve stratejik öneme sahip. Bölgede yaşanan istikrarsızlık, Güneydoğu Asya'da göç dalgalarını tetikliyor. 2017'deki Rohingya krizi sırasında yüz binlerce kişi Bangladeş'e sığınmıştı. Şimdi ise yeni bir insani kriz kapıda. Çin ve Hindistan, Myanmar'daki yatırımlarını korumak için denge politikası izliyor. ASEAN, Myanmar konusunda bölünmüş durumda; bazı üyeler daha sert önlemler alınmasını isterken, Çin ve Tayland gibi ülkeler cuntaya yakın duruyor. ABD ve AB, Myanmar ordusuna yönelik yaptırımları sürdürüyor. Ancak bu yaptırımlar, sahadaki şiddeti durdurmakta yetersiz kalıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgede insani erişimin kısıtlandığını ve yardımların ulaştırılamadığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler, acil ateşkes çağrısı yapıyor ancak taraflar arasında güven eksikliği nedeniyle bu çağrılar karşılık bulmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki iç savaş ve Arakan'daki insani kriz, Türkiye'nin doğrudan bir çıkar alanı olmasa da, bölgesel istikrar ve insani diplomasi açısından önem taşıyor. Türkiye, Rohingya Müslümanlarına yönelik insani yardımlarıyla öne çıkmış bir ülke. Ancak Myanmar'da artan hava saldırıları, yeni göç dalgalarına yol açabilir ve bu da bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebilir. Türkiye, ASEAN ve İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde barış çağrılarını destekleyerek, insani koridorların açılması için baskı yapabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri, yumuşak güç unsuru olarak öne çıkıyor. Uzun vadede, Myanmar'daki istikrarsızlık, Asya'daki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir.