Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nde düzenlediği operasyonlarda gözaltına aldığı Filistinli sağlık çalışanlarının derhal serbest bırakılmasını talep etti. Örgüt, sağlık profesyonellerine yönelik bu muameleden 'öfke duyduğunu' belirterek, 'sessizliğin suç ortaklığına dönüştüğü' uyarısında bulundu. MSF'nin açıklamasına göre, İsrail güçleri Gazze'deki çeşitli hastane ve kliniklerde görevli doktor, hemşire ve diğer sağlık personelini keyfi olarak alıkoyuyor, sorguluyor ve zaman zaman kötü muamelede bulunuyor. Örgüt, bu uygulamaların uluslararası insancıl hukuk kapsamında güvence altına alınan sağlık hizmetlerine erişim hakkını ihlal ettiğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Gazze'de Sağlık Sisteminin Çöküşü
MSF'nin bu çağrısı, İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı geniş çaplı askeri operasyonların ardından gelen bir dönemde yapılıyor. BM verilerine göre, Gazze'deki 36 hastaneden yalnızca 13'ü kısmen faaliyet gösteriyor; bunların da çoğu aşırı kalabalık ve temel tıbbi malzemeden yoksun. Sağlık çalışanları, haftalardır aralıksız çalıştıklarını, sürekli bomba tehdidi altında olduklarını ve İsrail güçleri tarafından hedef alındıklarını bildiriyor. MSF, İsrail'in saldırılarda en az 300 sağlık çalışanının öldüğünü, yüzlercesinin de yaralandığını belirtiyor. Tutuklananlar arasında ise örgütün kendi personeli de bulunuyor. MSF, tutuklu sağlık çalışanlarının akıbeti hakkında İsrail makamlarından bilgi alınamadığını ifade ediyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) de benzer endişeleri dile getirirken, İsrail ordusu yalnızca 'Hamas militanlarının hastaneleri kullandığı' yönündeki eski iddialarını tekrarlamakla yetiniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Hukukun Gölgesi
Bu durum, savaş suçu tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Cenevre Sözleşmeleri, çatışma durumlarında sağlık personelinin korunmasını açıkça hükme bağlıyor. MSF, İsrail'in bu hükümleri ihlal ederek sağlık çalışanlarını 'hedef tahtasına' koyduğunu savunuyor. BM İnsan Hakları Konseyi de Gazze'deki sağlık çalışanlarına yönelik saldırıları kınayan bir karar tasarısı hazırlıyor. ABD yönetimi ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemeye devam ederken, sivil kayıpların azaltılması yönünde sınırlı çağrılar yapıyor. Bu durum, İsrail ile Batılı müttefikleri arasında artan bir gerilime işaret ediyor. Ortadoğu'da ise İran ve Hizbullah gibi aktörler, İsrail'in eylemlerini 'soykırım' ve 'savaş suçu' olarak nitelendirerek sert kınıyor. Mısır ve Katar arabuluculuk çabalarını sürdürürken, Gazze'deki insani kriz derinleşiyor. Sağlık çalışanlarının tutuklanması, bölgesel düzeyde yeni bir kriz boyutu olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin başından beri İsrail'in sağlık sistemine yönelik saldırılarını kınamış, Dışişleri Bakanlığı defalarca sağlık çalışanlarının hedef alınmasını 'savaş suçu' olarak nitelendirmiştir. Ankara, özellikle İsrail ile ticari ilişkileri kısıtlama yönünde adımlar atmış, ayrıca yaralı Filistinlilerin Türkiye'de tedavi edilmesi için hava köprüsü kurmuştur. MSF'nin bu çağrısı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemesini gerektirebilir. Ayrıca, İsrail ile diplomatik ilişkilerin gerilmesine neden olan bu gelişme, Türkiye'nin Filistin yanlısı söylemini pekiştirirken, ABD ve AB ile ilişkilerinde de bir test alanı oluşturmaktadır. Türkiye, sağlık çalışanlarının serbest bırakılması için BM ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunabilir.