ABD'de Trump yönetimi döneminde başlatılan şiddet içeren çetelere yönelik sert operasyonlar kapsamında, kötü şöhretli MS-13 çetesinin üç üyesi, işledikleri vahşi cinayetlerden ve organize suç faaliyetlerinden suçlu bulundu. Federal bir jüri, Jose Luis Reynaldo Reyes-Castillo, David Arturo Perez-Manchame ve Joel Vargas-Escobar'ın cinayet, haraç ve uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere birden fazla suçlamadan mahkûm edilmesine karar verdi. Karar, ABD Adalet Bakanlığı'nın son yıllarda Orta Amerika kökenli bu şiddet yanlısı çeteye karşı yürüttüğü en kapsamlı davalardan birinin sonucu olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
MS-13 (Mara Salvatrucha), 1980'lerde Los Angeles'ta Salvadorlu göçmenler tarafından kurulan ve zamanla uluslararası bir suç örgütüne dönüşen bir çete. Özellikle şiddet eylemleri, cinayetler, uyuşturucu ticareti ve göçmen kaçakçılığıyla biliniyor. ABD'de yaklaşık 10 bin üyesi olduğu tahmin edilen çete, FBI tarafından 'ulusal tehdit' olarak sınıflandırılıyor.
Reyes-Castillo, Perez-Manchame ve Vargas-Escobar, Virginia ve Maryland eyaletlerinde 2015-2017 yılları arasında işlenen en az 10 cinayetle bağlantılı olarak yargılandı. Kurbanlar arasında gençler, rakip çete üyeleri ve masum sivil vatandaşlar bulunuyor. Sanıkların, çetenin disiplinini sağlamak ve bölgesel hakimiyet kurmak amacıyla bu cinayetleri işledikleri belirtiliyor.
Mahkeme sürecinde tanık ifadeleri ve fiziksel kanıtlar, sanıkların cinayetlerde doğrudan rol oynadığını ortaya koydu. Örneğin, bir kurbanın cesedi, vahşice dövüldükten ve bıçaklandıktan sonra bir ormanlık alana atılmış halde bulundu. Savcılık, sanıkların çetenin 'hüküm' olarak adlandırılan iç yargılama sürecine katıldıklarını ve ölüm cezalarını infaz ettiklerini iddia etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Mahkûmiyet kararı, sadece ABD'de değil, aynı zamanda MS-13'ün etkin olduğu Orta Amerika ülkelerinde de yankı uyandırdı. El Salvador, Honduras ve Guatemala'da binlerce üyesi bulunan çete, bu ülkelerdeki yüksek cinayet oranlarının başlıca sorumlularından biri olarak görülüyor. ABD'nin bu çeteye karşı yürüttüğü operasyonlar, bölge ülkeleriyle iş birliği içinde sürdürülüyor. Trump yönetimi döneminde başlatılan 'Operation Raging Bull' gibi programlar, MS-13'ün finansal kaynaklarını kurutmayı ve lider kadrosunu etkisiz hale getirmeyi hedefliyordu.
Ancak bazı eleştirmenler, salt cezai tedbirlerin çete şiddetini sona erdirmekte yetersiz kaldığını, sosyal ve ekonomik önlemlerin de alınması gerektiğini belirtiyor. Özellikle gençlerin çetelere katılımını önlemek için eğitim ve istihdam fırsatlarının artırılması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, küresel organize suçla mücadelede uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, benzer şekilde PKK/KCK, FETÖ ve diğer suç örgütleriyle mücadelede uluslararası adli yardımlaşma ve istihbarat paylaşımı mekanizmalarını kullanıyor. ABD'nin MS-13'e yönelik operasyonları, sınır aşan suç örgütleriyle mücadelede kapsamlı hukuki ve operasyonel adımların gerekliliğini gösteriyor. Ayrıca, bu tür davaların sonuçlanması, yargı süreçlerinin caydırıcılığı açısından Türkiye'ye de örnek teşkil edebilir.