Mozambik'te gazeteciler, uzun yıllardır süren ve cezasız kalan cinayet, kayıp ve saldırıların ardından artan bir baskıyla karşı karşıya. 2024 yılında yapılan tartışmalı seçimlerin ardından gazetecilere yönelik şiddet olayları yoğunlaşırken, yıllardır devam eden sindirme sistemi yeni bir zirveye ulaştı. Ülkenin kuzeyinde özellikle gazeteciler hedef alınırken, bağımsız medya susturulmaya çalışılıyor.
Gelişmenin arka planı
Mozambik'te gazetecilere yönelik saldırılar, 2019'dan bu yana sistematik bir hal aldı. Özellikle ülkenin kuzeyindeki Cabo Delgado bölgesinde faaliyet gösteren gazeteciler, hem devlet güçleri hem de silahlı gruplar tarafından hedef alınıyor. 2024 seçimlerinin ardından muhalefet destekçileri ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda en az 10 gazeteci yaralandı, iki gazeteci ise kayboldu. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) raporlarına göre, 2020'den bu yana en az 5 gazeteci öldürüldü, ancak hiçbir fail adalete teslim edilmedi.
Gazeteciler, seçim sonuçlarına ilişkin haberleri nedeniyle gözaltına alınmakta, ofisleri basılmakta ve yayınları sansürlenmektedir. Özellikle sosyal medya platformlarında muhalif sesler susturulurken, bağımsız haber siteleri erişime kapatılıyor. Ülkenin en büyük bağımsız gazetelerinden biri olan "O País", hükümet yanlısı gruplar tarafından hedef alınırken, editörü 2023'te bir suikast girişiminden sağ kurtuldu.
Mozambik hükümeti, gazetecilere yönelik saldırıları kınamakla birlikte, soruşturmaların yavaş ilerlediği ve faillerin genellikle bulunamadığı belirtiliyor. Uluslararası Af Örgütü, hükümeti gazetecileri korumamakla ve ifade özgürlüğünü baskılamakla suçluyor. Ülkede 2024'te kabul edilen yeni medya yasası, hükümete internet sitelerini kapatma ve gazetecilere para cezası verme yetkisi tanıyarak endişeleri artırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Mozambik'teki gazetecilere yönelik baskı, bölgedeki diğer ülkeler için de kötü bir örnek teşkil ediyor. Doğu Afrika'da Tanzanya, Kenya ve Uganda gibi ülkelerde de benzer eğilimler görülürken, basın özgürlüğü endekslerinde bölge genel olarak düşük sıralarda yer alıyor. Küresel olarak, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Mozambik'i dünyada basın özgürlüğü açısından 146. sıraya koydu. Bu durum, ülkeye yönelik uluslararası yatırımları ve kalkınma yardımlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle doğalgaz yatırımlarıyla dikkat çeken Mozambik'te, siyasi istikrarsızlık ve insan hakları ihlalleri, yabancı şirketlerin çekilmesine yol açabilir. Avrupa Birliği ve ABD, Mozambik hükümetine defalarca basın özgürlüğü çağrısında bulunurken, bazı yardım programlarını askıya alma tehdidinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mozambik'teki basın özgürlüğü krizi, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, Mozambik ile özellikle savunma ve altyapı alanlarında iş birliğini artırırken, ülkedeki istikrarsızlık Türk yatırımlarını riske atabilir. Ayrıca, Mozambik'teki doğalgaz yatırımlarına Türk şirketlerinin ilgisi düşünüldüğünde, güvenlik ve insan hakları endişeleri yatırım kararlarını etkileyebilir. Bölgesel olarak, Mozambik'teki baskıcı eğilimlerin diğer Afrika ülkelerine yayılması, Türkiye'nin kıtadaki diplomatik ve ekonomik hedeflerini zorlaştırabilir.