Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) toplantısında yaptığı açıklamada, Moskova'nın Körfez bölgesinde tam ölçekli bir savaşın önlenmesine yönelik çabaları desteklediğini belirterek, bölge için güncellenmiş bir kolektif güvenlik konsepti önerdi. Lavrov, 18 Şubat 2025 tarihinde gerçekleşen görüşmelerde, Körfez ülkeleriyle diyalogun güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden inşası çağrısında bulundu.
Görüşmelerin Arka Planı ve Lavrov'un Önerileri
Lavrov'un Manama ziyareti, Rusya'nın Ortadoğu'daki diplomatik etkinliğini artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Rus diplomat, KİK ülkeleriyle yaptığı görüşmelerde, bölgede artan gerilimin ve çatışma riskinin altını çizerek, kolektif güvenlik konseptinin güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Önerilen konseptin detayları tam olarak açıklanmasa da, kapsamlı bir güvenlik diyalogu mekanizması oluşturulması, silahlanma yarışının kontrol altına alınması ve bölgesel krizlerin diplomatik yollarla çözülmesi gibi unsurları içerdiği tahmin ediliyor.
Rusya'nın önerisi, Körfez bölgesinde son dönemde yaşanan gelişmelerle yakından ilişkili. İsrail-Hamas çatışması, Yemen'deki Husi saldırıları ve İran ile Batılı ülkeler arasındaki nükleer müzakerelerdeki tıkanıklık, bölgede istikrarsızlığı artırmış durumda. Lavrov, bu tür krizlerin bölgesel bir güvenlik çerçevesi olmadan çözülemeyeceğini savunuyor.
KİK ülkeleri – Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman – son yıllarda Rusya ile ilişkilerini çeşitlendirme eğiliminde. Özellikle enerji ve savunma alanlarında işbirliği artarken, bu ülkeler ABD'nin bölgedeki geleneksel güvenlik garantörlüğüne olan bağımlılıklarını azaltma arayışında. Rusya'nın önerisi, bu bağlamda Körfez ülkelerine alternatif bir güvenlik ortaklığı sunma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın Körfez'de artan diplomatik aktivitesi, küresel güç dengelerindeki kaymayla paralellik gösteriyor. ABD'nin bölgeden kısmen çekilme sinyalleri vermesi ve Çin'in ekonomik etkisini genişletmesi, Moskova'ya da manevra alanı açıyor. Ancak Rusya'nın önerdiği kolektif güvenlik konseptinin hayata geçmesi için bölge ülkelerinin yanı sıra ABD'nin de desteği gerekiyor. Şu aşamada Washington'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi.
Uzmanlar, Lavrov'un girişimini Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrası Batı ile ilişkilerinde yaşadığı izolasyonu kırma çabası olarak da yorumluyor. Körfez ülkeleriyle yakınlaşma, Rusya'nın enerji piyasalarındaki konumunu güçlendirmesine ve yaptırımların etkisini hafifletmesine yardımcı olabilir. Öte yandan, bölgede artan Rus etkisi, ABD ve müttefikleri için endişe kaynağı olabilir.
Toplantıda ayrıca, Suriye'nin yeniden inşası, Lübnan'daki siyasi kriz ve Irak'taki istikrar gibi konuların da ele alındığı öğrenildi. Lavrov, tüm bu krizlerin bölgesel bir güvenlik şemsiyesi altında ele alınması gerektiğini belirtti. KİK yetkilileri ise Rusya ile diyalogun süreceğini, ancak kolektif güvenlik konseptinin detaylarının müzakere edilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Körfez'de önerdiği kolektif güvenlik konsepti, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Körfez ülkeleriyle son yıllarda ekonomik ve savunma alanlarında önemli adımlar attı; ancak Rusya'nın öncülüğünde şekillenecek bir güvenlik mimarisi, Ankara'nın bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile ilişkilerini korurken, Rusya ile de enerji ve savunma alanında işbirliği yapıyor. Bu durum, Türkiye'nin Körfez'de oluşacak yeni güvenlik yapılanmasında nasıl konumlanacağı sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca, bölgede artan Rus etkisi, Türkiye'nin arabuluculuk rollerini ve enerji koridorları üzerindeki kontrolünü etkileyebilir.