İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki savaşları, bölgeyi yeniden şekillendirme hedefinin ötesine geçerek, beklenmedik bir sonuç doğurdu: Orta Doğu ülkeleri, İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı ortak bir zemin buldu. Tel Aviv'in “yeni Orta Doğu” vizyonu, bölgesel işbirliğini İsrail merkezli bir düzene dayandırıyordu; ancak sahadaki gelişmeler, bu planın tersine işlediğini gösteriyor. Suudi Arabistan, BAE, Ürdün ve Mısır gibi ülkeler, İsrail'in askeri operasyonlarını ve yerleşim politikalarını açıkça eleştirmeye başladı. İran ve direniş ekseni ise, İsrail'in saldırılarına karşı ortak bir söylem geliştirdi. Bu durum, bölgesel güç dengelerinde köklü bir değişime işaret ediyor.
İsrail'in “Yeni Orta Doğu” Planı Neydi?
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2023'te Birleşmiş Milletler kürsüsünden yaptığı konuşmada, “yeni Orta Doğu” vizyonunu duyurmuştu. Buna göre, İsrail'in Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları (İbrahim Anlaşmaları) genişletilecek, bölgesel işbirliği İsrail'in ekonomik ve güvenlik çıkarları etrafında şekillenecekti. ABD'nin de desteklediği bu plan, Filistin sorununu marjinalize ederek, İran karşıtı bir ittifak oluşturmayı hedefliyordu. Ancak 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısı ve ardından başlayan Gazze savaşı, bu planı sekteye uğrattı. İsrail'in sert askeri yanıtı, bölgesel kamuoyunda büyük tepki topladı ve normalleşme sürecini durma noktasına getirdi.
Suudi Arabistan, normalleşme görüşmelerini askıya aldığını açıkladı. Ürdün ve Mısır, İsrail'in Refah saldırısını kınadı. BAE ise, insani yardım konusunda İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı. Bu ülkeler, İsrail ile ekonomik ve güvenlik işbirliğini sürdürseler de, kamuoyu baskısı nedeniyle açık destek vermekten kaçınıyor. İsrail'in “yeni Orta Doğu” projesi, Filistin meselesi çözülmeden hayata geçirilemeyecek kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Direniş Ekseninin Yükselişi ve Bölgesel İşbirliği
İsrail'in askeri operasyonları, İran liderliğindeki “direniş ekseni”ni güçlendirdi. Hizbullah, Husiler, Irak ve Suriye'deki milisler, Gazze'deki direnişle dayanışma içinde olduklarını açıkladı. İran, bölgesel nüfuzunu genişletmek için bu grupları destekledi. Öte yandan, Türkiye ve Katar gibi ülkeler, İsrail'e karşı diplomatik girişimlerde bulundu. Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini askıya aldı ve Gazze'ye insani yardım koridoru oluşturulması için çağrı yaptı. Katar ise, arabuluculuk rolünü sürdürerek, Hamas ile İsrail arasında dolaylı görüşmelere ev sahipliği yaptı.
Bölgesel işbirliği, yalnızca İsrail karşıtlığı üzerinden değil, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik alanlarında da yeni ittifaklar doğurdu. Suudi Arabistan ve İran, Çin'in arabuluculuğuyla 2023'te diplomatik ilişkileri yeniden tesis etti. Bu yakınlaşma, bölgesel gerilimi azaltma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Mısır ve Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, Doğu Akdeniz'de yeni bir denge oluşturdu. Bu gelişmeler, İsrail'in öngördüğü “İsrail merkezli” düzenin aksine, çok kutuplu bir bölgesel düzenin habercisi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in planlarının iflası, küresel güç dengelerini de etkiliyor. ABD, İsrail'e verdiği desteği sürdürse de, bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerinde denge gözetmek zorunda. Çin, bölgesel arabuluculuk rolünü artırarak, Suudi Arabistan-İran yakınlaşmasında kilit rol oynadı. Rusya ise, Suriye ve İran ile ilişkilerini derinleştirerek, Doğu Akdeniz'de varlığını güçlendirdi. Bu durum, ABD'nin bölgedeki hegemonyasını zayıflatıyor.
BM ve uluslararası toplum, Gazze'deki insani krize çözüm bulmakta zorlanıyor. İsrail'in Refah saldırısı, uluslararası hukuk ihlali tartışmalarını alevlendirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail yetkilileri hakkında tutuklama kararı çıkarabileceği sinyalini verdi. Bu gelişmeler, İsrail'in uluslararası meşruiyetini erozyona uğratıyor. Bölge ülkeleri, Filistin devletinin tanınması yönünde adımlar atıyor. İspanya, İrlanda, Norveç ve Slovenya gibi Avrupa ülkeleri, Filistin'i tanıdı. Bu, İsrail'in izolasyonunu derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in genişleme savaşlarına karşı en sert tepki veren ülkelerden biri. Ankara, Gazze'de ateşkes sağlanması ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. İsrail ile ticaretin askıya alınması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği önemi gösteriyor. Bölgesel işbirliğinin güçlenmesi, Türkiye'nin Orta Doğu'da etkinlik alanını genişletiyor. Suudi Arabistan ve Mısır ile ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye'nin bölgesel konumunu güçlendiriyor. Ancak, İran ile ilişkilerdeki dalgalanmalar ve ABD ile yaşanan anlaşmazlıklar, Ankara'nın manevra alanını sınırlayabilir. Yine de Türkiye, İsrail'in planlarının iflasıyla ortaya çıkan çok kutuplu düzende, Filistin meselesini merkeze alarak bölgesel liderlik iddiasını sürdürecek gibi görünüyor.