ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley’in analistleri, çeyrek dönem sonuna yaklaşırken piyasalarda yaşanabilecek likidite sıkışıklığının, özellikle yüksek borçluluk oranına sahip şirketler ve ülkeler için borç silkeleme (deleveraging) riskini artırdığı konusunda uyarıda bulundu. Analistlerin raporuna göre, artan faiz oranları ve merkez bankalarının sıkı para politikalarının devam etmesi, finansal piyasalardaki kırılganlıkları derinleştiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Morgan Stanley’in küresel sabit gelir stratejisti Vikram Kumar liderliğindeki ekip, bu hafta yayımladıkları notta, “Çeyrek sonu para sıkışıklığı, özellikle yüksek kaldıraçlı portföyler için risk oluşturuyor. Tarihsel olarak, bu dönemlerde beklenmedik tasfiye dalgaları yaşanmıştır” ifadelerini kullandı. Rapor, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşıldığına dair beklentilere rağmen, piyasadaki fonlama maliyetlerinin hala yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor.
Özellikle Mart ve Haziran aylarındaki çeyrek sonu dönemlerinde, bankaların bilançolarını küçültme ve düzenleyici gereklilikleri karşılama çabaları nedeniyle repo ve hazine tahvili piyasalarında kısa vadeli faiz oranlarında ani yükselişler görülebiliyor. Bu durum, kaldıraçlı işlem yapan hedge fonlar ve diğer finansal kurumlar için zorunlu tasfiyelere yol açabiliyor.
Analistler, 2024 yılının ilk çeyreğinde bu tür bir sıkışıklığın yaşanma ihtimalini %35 olarak değerlendirirken, bunun etkilerinin özellikle gelişmekte olan piyasalarda daha belirgin olabileceğini aktardı. Gelişmekte olan ülke para birimleri ve borçlanma araçları, artan dolar talebi ve küresel riskten kaçış eğilimi nedeniyle daha fazla baskı altında kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu uyarı, sadece ABD piyasalarını değil, aynı zamanda Avrupa ve Asya’daki finans merkezlerini de yakından ilgilendiriyor. Avrupa Merkez Bankası’nın da faiz oranlarını yüksek tutması, küresel fonlama koşullarını sıkılaştırıyor. Özellikle Japon Yeni carry trade’lerinin çözülmesi, geçmişte benzer krizlere yol açmıştı.
Asya’da Çin ekonomisinin yavaşlaması ve emlak sektöründeki sorunlar, bölgesel likidite sıkışıklığı endişelerini artırıyor. Morgan Stanley analistleri, Çin’deki şirketlerin borç ödeme kapasitelerindeki zorlanmanın, küresel tahvil piyasalarında dalgalanmalara neden olabileceğine işaret ediyor.
Küresel ölçekte ise, IMF’in Nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda da finansal istikrar risklerine dikkat çekilmişti. Yüksek borçluluk oranlarının sürdürülebilirliği, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesi ve jeopolitik gerilimler, piyasalardaki belirsizliği besliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel borç silkeleme riski, Türkiye ekonomisi için yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, yüksek dış borçluluk oranı ve kırılgan finansal yapısıyla, küresel likidite sıkışıklığından en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Çeyrek sonu dönemlerinde yaşanabilecek ani sermaye çıkışları, Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir ve cari açığın finansmanını zorlaştırabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının azalması, Türkiye’nin uluslararası piyasalardan borçlanma maliyetlerini artırabilir. Bu nedenle, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri ve swap imkanları, olası bir kriz durumunda önem kazanıyor.