ABD'nin California eyaletindeki Monterey Park kenti, veri merkezlerini yasaklama konusunda tarihi bir adım atıyor. Kent meclisi, konut ve ticari alanlarda yeni veri merkezlerinin inşasını engellemeyi amaçlayan bir yasa tasarısını oylamaya hazırlanıyor. Ancak asıl dikkat çeken, bu yasağın daha sonra doğrudan halk oylamasına sunulması ihtimali. Eğer bu gerçekleşirse, Monterey Park, veri merkezlerini popüler oyla yasaklayan ilk ABD şehri olarak tarihe geçecek. Yerel aktivistler, veri merkezlerinin aşırı enerji tüketimi, su kullanımı ve gürültü kirliliği gibi sorunlara yol açtığını savunuyor.
Arka plan: Veri merkezleri neden tartışılıyor?
Monterey Park, Los Angeles'ın doğusunda, yoğun bir şekilde konut ve küçük işletmelerin bulunduğu bir banliyö. Son yıllarda bulut bilişim ve yapay zeka talebinin artmasıyla birlikte, ülke genelinde olduğu gibi bu bölgede de veri merkezi inşaatları hız kazandı. Ancak bu tesisler, büyük miktarda elektrik tüketiyor ve soğutma sistemleri için ciddi miktarda suya ihtiyaç duyuyor. Kuraklıkla mücadele eden California'da su kullanımı hassas bir konu. Ayrıca, dizel jeneratörlerin yedek güç kaynağı olarak kullanılması hava kirliliğini artırıyor.
Monterey Park sakinleri, özellikle konut alanlarının yakınına inşa edilen veri merkezlerinin gürültü ve görüntü kirliliği yarattığını, emlak değerlerini düşürdüğünü ve bölgenin karakterini bozduğunu dile getiriyor. Bu endişeler, kentte 'Sağlıklı ve Sürdürülebilir Monterey Park İçin Vatandaşlar' adlı bir grubun oluşmasına yol açtı. Grup, veri merkezlerinin yasaklanması için imza kampanyası başlattı ve yeterli imzayı topladı. Kent meclisi, bu talebi değerlendirerek yasaklama kararını oylamaya hazırlanıyor.
Yasağın kapsamı, yeni veri merkezlerinin inşasını, mevcut yapıların veri merkezine dönüştürülmesini ve veri merkezi kullanımı için imar değişikliklerini içeriyor. Ancak mevcut veri merkezleri, yasaktan muaf tutulacak. Tasarı, veri merkezlerini 'büyük ölçekli bilgi işlem ekipmanı barındıran ve yüksek enerji tüketimi ile karakterize edilen tesisler' olarak tanımlıyor. Kent meclisi üyelerinden Thomas Wong, 'Amacımız, büyüme ile yaşam kalitesi arasında denge kurmak. Veri merkezleri ekonomik fayda sağlasa da, getirdiği çevresel ve toplumsal maliyetler göz ardı edilemez' dedi.
Bölgesel ve ulusal boyut: Bir trend başlıyor mu?
Monterey Park, veri merkezlerini yasaklayan ilk ABD şehri olmayacak; daha önce Virginia'daki Fairfax County ve Oregon'daki birkaç küçük kasaba benzer adımlar attı. Ancak Monterey Park'ı farklı kılan, yasağın halk oylamasıyla yürürlüğe girme potansiyeli. ABD genelinde veri merkezi inşaatları, özellikle su ve enerji yoğun bölgelerde artan bir dirençle karşılaşıyor. Northern Virginia, dünyanın en büyük veri merkezi kümesine ev sahipliği yaparken, bölge sakinleri elektrik kesintileri ve su kıtlığından şikayetçi. Kaliforniya'da ise Santa Clara ve San Jose gibi şehirler, veri merkezlerine yönelik daha sıkı düzenlemeler getirdi.
Ulusal düzeyde, veri merkezi endüstrisi hızla büyümeye devam ediyor. Küresel veri merkezi pazarının 2030'da 400 milyar doları aşması bekleniyor. Ancak bu büyüme, enerji şebekeleri ve su kaynakları üzerinde baskı yaratıyor. Enerji Bakanlığı verilerine göre, ABD'deki veri merkezleri toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %2'sini oluşturuyor ve bu oran 2030'a kadar %8'e çıkabilir. Bu durum, iklim değişikliği hedefleriyle çelişiyor. Monterey Park'taki referandum, diğer şehirler için de emsal teşkil edebilir. Uzmanlar, yerel yönetimlerin veri merkezlerine karşı daha agresif önlemler almasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de veri merkezi yatırımları hızla artıyor; özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir çevresinde büyük ölçekli tesisler inşa ediliyor. Monterey Park'taki gelişme, Türkiye'deki yerel yönetimler ve sivil toplum için bir örnek teşkil edebilir. Enerji yoğunluğu ve su kıtlığı Türkiye'de de önemli sorunlar. Yerel halkın veri merkezlerinin çevresel etkilerine karşı duyarlılığı artabilir. Ayrıca, Türkiye'nin iklim hedefleri ve enerji verimliliği politikaları çerçevesinde, veri merkezlerinin düzenlenmesi gündeme gelebilir. ABD'deki bu tür yerel hareketler, küresel bir trendi yansıtabilir ve Türkiye'deki karar alıcıların da benzer önlemleri değerlendirmesine yol açabilir.