Sivil haklar örgütleri, Martin Luther King Jr.’ın 1963’teki tarihi Washington Yürüyüşü’nün yıl dönümüne denk gelen 26 Ağustos’ta başkentte büyük bir demokrasi mitingi düzenleme kararı aldı. Rev. Al Sharpton liderliğindeki Ulusal Eylem Ağı’nın (National Action Network) koordinasyonunda gerçekleşecek etkinlik, son dönemde ABD Yüksek Mahkemesi ve bazı alt mahkemelerin azınlık seçmenlerin korunmasına yönelik yasaları zayıflatan kararlarına tepki olarak planlanıyor. Sharpton, yaptığı açıklamada “Seçme hakkı, demokrasimizin temelidir. Bugün bu temele vurulan darbelere karşı, King’in mirasını yaşatmak için sokaklara dökülüyoruz” dedi. Mitinge, King’in ailesi ve çok sayıda insan hakları savunucusunun yanı sıra Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinin de katılması bekleniyor.
Yargı kararları ve seçmen hakları krizi
ABD’de özellikle 2020 başkanlık seçimlerinin ardından birçok eyalet, seçmen kimlik yasalarını sıkılaştırdı, erken oy kullanma imkanlarını kısıtladı ve posta yoluyla oy verme prosedürlerini zorlaştırdı. Bu düzenlemelerin özellikle siyahi, Latin kökenli ve yoksul seçmenlerin oy kullanmasını engellediği yönünde yoğun eleştiriler var. Geçtiğimiz aylarda ABD Yüksek Mahkemesi, 1965 tarihli Oy Hakkı Yasası’nın önemli bir maddesini iptal eden kararının ardından, Alabama eyaletinin tartışmalı kongre bölgesi haritasını onayladı. Bu karar, siyahi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde temsil gücünü azaltacağı gerekçesiyle sivil haklar örgütlerinin tepkisini çekti. Ayrıca bazı eyalet mahkemeleri, seçim güvenliği adı altında getirilen kısıtlamaların Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti. Sharpton, “Bu kararlar, King’in hayatını adadığı eşitlik mücadelesine ihanettir” ifadelerini kullandı.
Küresel boyut ve demokrasi endişeleri
ABD’de yaşanan seçmen hakları tartışmaları, küresel ölçekte demokrasinin gerilemesi endişelerini de beraberinde getiriyor. Uluslararası Af Örgütü ve Freedom House gibi kuruluşlar, ABD’deki seçim süreçlerine yönelik kısıtlamaların, dünyanın en eski demokrasilerinden birinde hukukun üstünlüğüne gölge düşürdüğünü belirtiyor. Washington’daki mitingin, önümüzdeki yıl yapılacak ara seçimler öncesinde kamuoyu oluşturması ve yasa koyucular üzerinde baskı kurması hedefleniyor. Organizatörler, etkinliğin sadece ABD içindeki eşitsizliklere değil, aynı zamanda dünya genelinde azınlık haklarının korunması gerektiğine dair güçlü bir mesaj vermesini umuyor. Benzer protestoların geçmişte Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkelerde de benzer hak talepleriyle örtüştüğüne dikkat çekiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki seçmen hakları tartışmaları, Türkiye’de de yankı buluyor. Türkiye, güçlü bir seçim sistemi ve yüksek katılım oranlarıyla demokrasi göstergelerinde öne çıksa da, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri zaman zaman seçim güvenliği ve adil temsil konularında endişelerini dile getiriyor. ABD’deki bu gelişmeler, Türk hukukçular ve siyaset bilimciler tarafından demokratik süreçlerin korunması açısından önemli bir ders olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde temel bir kriter olan hukukun üstünlüğü ve azınlık hakları, benzer bir sınavdan geçiyor. Türkiye, çok kültürlü yapısı ve farklı etnik grupların temsili konusunda ABD’nin karşılaştığı zorluklardan çıkarımlar yapabilir. Bu bağlamda, Washington’daki miting ve sonrasındaki siyasi süreç, Türk diplomatlar ve akademisyenler tarafından yakından takip edilecektir.