Mısırlı televizyon sunucusu Sarah Khalifa, uyuşturucu suçlamasıyla yargılandığı davada idam cezası tehlikesiyle karşı karşıya. Mısır yasaları, bazı ciddi uyuşturucu suçları için idam cezasına izin verirken, 2024 reformu ağır suç sanıklarına Yargıtay önünde tam temyiz hakkı tanıyor. Euronews, Mısır'da idam cezasının kesinleşmesine kadar işleyen süreci inceliyor.
Olayın Arka Planı ve Yasal Çerçeve
Sarah Khalifa'nın tutuklanması ve yargılanması, Mısır'ın uyuşturucu suçlarına yönelik sert yasaları kapsamında yürütülüyor. Mısır Ceza Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca, uyuşturucu kaçakçılığı ve ticareti gibi suçlar idamla cezalandırılabiliyor. Ancak 2024 yılında yapılan yasal reform, ağır suçlarda sanıkların Yargıtay (Court of Cassation) önünde temyiz hakkını genişletti. Bu reform, idam cezalarının otomatik olarak temyiz edilmesini ve son kararın Yargıtay tarafından verilmesini öngörüyor.
Khalifa'nın davasında savcılık, sanığın uyuşturucu madde bulundurmak ve ticaretini yapmak suçlamalarıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Mısır yargı sistemi, ilk derece mahkemesi, istinaf mahkemesi ve Yargıtay olmak üzere üç aşamalı bir yapıya sahip. İdam cezası kararı verilse bile, bu kararın infaz edilebilmesi için Yargıtay onaması gerekiyor. Ayrıca, Mısır Cumhurbaşkanı'nın af yetkisi bulunuyor; ancak uygulamada bu yetki nadiren kullanılıyor.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları, Mısır'da idam cezalarının adil yargılanma güvencesi olmadan verildiğini sık sık dile getiriyor. Özellikle terörle mücadele yasaları kapsamında yargılanan siviller için askeri mahkemelerin yetkilendirilmesi eleştiriliyor. Khalifa davası, ülkedeki yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da idam cezasını en yaygın şekilde uygulayan ülkelerden biri. 2023 yılında en az 500 idam cezası infaz edildiği bildirildi. Bu durum, Avrupa Birliği ve insan hakları örgütlerinin Mısır'a yönelik eleştirilerini artırıyor. Avrupa Birliği, idam cezasının kaldırılması yönünde küresel bir çağrı yaparken, Mısır bu çağrılara mesafeli duruyor.
Sarah Khalifa'nın durumu, Mısır'ın uluslararası itibarını da etkileyebilir. Ülke, 2011 devrimi sonrası artan otoriterleşme eleştirileriyle boğuşuyor. Batılı ülkeler, Mısır'a yönelik silah satışlarını ve ekonomik yardımları gözden geçirirken, idam cezaları bu ilişkilerde önemli bir kriter haline geliyor. Khalifa gibi yüksek profilli bir ismin davası, Mısır'ın insan hakları sicilini bir kez daha gündeme taşıyabilir.
Öte yandan, Mısır hükümeti, yargı süreçlerinin bağımsız olduğunu ve idam cezalarının yalnızca en ağır suçlar için verildiğini savunuyor. Ancak uluslararası gözlemciler, özellikle siyasi muhaliflere yönelik yargılamaların adil olmadığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'daki idam cezası davaları, Türkiye'nin bölgesel insan hakları politikası açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, idam cezasını 2004'te kaldırarak AB uyum sürecinde önemli bir adım atmıştı. Mısır gibi bölge ülkelerinde idam cezalarının yaygınlığı, Türkiye'nin insan hakları temelli dış politikasında bir referans noktası oluşturuyor. Ayrıca, Mısır ile ilişkiler son yıllarda normalleşme sürecinde; bu tür davalar, iki ülke arasındaki diyalogda insan hakları boyutunun ne kadar öncelikli olduğunu gösterebilir. Türkiye, bölgede istikrarı desteklerken, idam cezası gibi hassas konularda dengeli bir tutum izlemeye devam edecektir.