Kızıldeniz'de artan gerilim, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştiriyor. Bölgesel analistler, Kahire ve Riyad arasındaki savunma ve istihbarat paylaşımının son aylarda belirgin şekilde arttığını vurguluyor. Mısır'ın Kızıldeniz'deki stratejik konumu ve Süveyş Kanalı üzerindeki kontrolü, bu işbirliğini hem ekonomik hem de askeri açıdan kritik hale getiriyor. Suudi Arabistan ise güney sınırlarında ve deniz ticaret yollarında istikrarı sağlamak için Mısır'ın deniz gücünden faydalanmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son yıllarda Kızıldeniz, Yemen'deki Husilerin deniz saldırıları, İran'ın bölgedeki etkisi ve İsrail-Gazze çatışmasının yansımalarıyla giderek istikrarsızlaştı. Mısır, stratejik öneme sahip Süveyş Kanalı'ndan geçen ticaret gemilerinin güvenliğini sağlamak için donanmasını güçlendirme arayışında. Suudi Arabistan ise 2030 Vizyonu kapsamında ekonomik çeşitliliği artırmayı ve Kızıldeniz kıyısındaki yatırımlarını korumayı amaçlıyor. İki ülke arasında 2022'de imzalanan savunma işbirliği anlaşması, ortak tatbikatlar ve istihbarat paylaşımını içeriyor. Mısır, Suudi Arabistan'a askeri danışmanlar gönderirken, Suudi Arabistan da Mısır'a finansal destek sağlıyor.
Mısır'ın Kızıldeniz'deki varlığı, Bab el-Mendeb Boğazı ve Süveyş Kanalı'nın güvenliğiyle sınırlı değil. Kahire, aynı zamanda Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu dengelemek için Suudi Arabistan ile ortak hareket ediyor. Bu işbirliği, Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve Libya'daki istikrar arayışlarıyla da bağlantılı. Suudi Arabistan ise Mısır üzerinden Kuzey Afrika ve Akdeniz'e açılmayı hedefliyor.
Ancak işbirliğinin sınırları da var. Mısır, Suudi Arabistan'ın Yemen politikasında olduğu gibi bazı konularda farklı önceliklere sahip. Kahire, doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınırken, Riyad daha agresif bir duruş sergileyebiliyor. Bu nedenle Mısır'ın Kızıldeniz'de ne kadar ileri gideceği belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık %12'sinin geçtiği bir güzergah. Son aylarda Husilerin saldırıları nedeniyle birçok gemi rotasını değiştirmek zorunda kaldı, bu da nakliye maliyetlerini artırdı. ABD ve Avrupa ülkeleri bölgede deniz görev gücü oluştururken, Çin ve Rusya da artan ilgi gösteriyor. Mısır-Suudi Arabistan işbirliği, bu denklemde Batı yanlısı bir blok oluşturma çabası olarak da okunabilir. Ancak her iki ülke de İran ile ilişkilerini tamamen koparmış değil; bu da işbirliğinin sınırlarını belirliyor.
Mısır'ın Kızıldeniz'de artan askeri varlığı, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörleri de etkiliyor. Sudan'daki iç savaş, Eritre ve Cibuti gibi ülkelerle ilişkiler, Mısır'ın manevra alanını genişletiyor. Suudi Arabistan ise bu ülkelerdeki yatırımlarıyla nüfuzunu artırıyor. İki ülkenin ortak tatbikatları, özellikle deniz güvenliği ve terörle mücadele konularında yoğunlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır ve Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'deki işbirliği, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Kızıldeniz'e kıyısı olmasa da Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin önemli bir paydaşı. Mısır ile son dönemde normalleşen ilişkiler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki politikalarını da etkileyebilir. Suudi Arabistan ile savunma sanayii işbirliği ise Türk şirketleri için fırsatlar barındırıyor. Ankara, bölgede artan bloklaşmayı dengelemek için hem Mısır hem de Suudi Arabistan ile diyaloğu sürdürmek durumunda. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ihracat rotalarını da risk altına alabilir. Bu nedenle Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini artırabilir.