Mısır, perşembe günü Etiyopya'nın Kahire Büyükelçiliği'nde görevli bir yetkiliyi sınır dışı etti. Karar, aynı gün Etiyopya'nın da benzer bir adım atmasının ardından geldi. Bu karşılıklı hamleler, komşu iki Afrika ülkesi arasındaki gerilimin son göstergesi oldu. İlişkilerdeki gerginlik, Nil Nehri su paylaşımı, Etiyopya'nın Tigray bölgesindeki çatışma ve Somali'deki nüfuz mücadelesiyle derinleşiyor.
Gerilimin Arka Planı: Nil Suyu ve Rönesans Barajı
Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlığın merkezinde, Etiyopya'nın Mavi Nil üzerinde inşa ettiği Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) yer alıyor. Mısır, Nil suyunun neredeyse tamamına bağımlı bir ülke. Tarihsel olarak, 1929 ve 1959 anlaşmalarıyla Nil sularının büyük kısmını kullanma hakkını elinde tutuyor. Etiyopya ise bu anlaşmaları tanımıyor ve kendi kalkınması için barajın gerekli olduğunu savunuyor.
Barajın doldurulması ve işletilmesi konusunda yıllardır süren müzakerelerden sonuç alınamadı. Mısır, su akışının azalması durumunda ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Etiyopya ise barajın elektrik üretimi ve ekonomik büyüme için hayati olduğunu vurguluyor. Afrika Birliği'nin arabuluculuk çabaları da şu ana kadar somut bir çözüm üretmedi.
Tigray Çatışması ve Bölgesel Yansımaları
Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde 2020'de başlayan çatışma, ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Mısır, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ni (TPLF) desteklemekle suçlanıyor. Kahire yönetimi bu iddiaları reddetse de, Etiyopya hükümeti Mısır'ın bölgedeki ayrılıkçı gruplarla bağlantılı olduğunu öne sürüyor. Tigray savaşı, yüz binlerce insanın yerinden edilmesine ve geniş çaplı insani krize yol açtı.
Çatışma, Eritre ve Sudan gibi komşu ülkeleri de etkiledi. Sudan, Tigray'dan kaçan mültecilere kapılarını açtı ancak sınır bölgelerinde Etiyopya ile zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Mısır ise Sudan ile askeri işbirliğini güçlendirerek Etiyopya'ya karşı bir denge unsuru oluşturmaya çalışıyor.
Somali Krizi ve Nüfuz Mücadelesi
Somali, Mısır ve Etiyopya arasındaki bir diğer rekabet alanı. Etiyopya, Somali'nin federal hükümetine askeri destek sağlıyor ve Afrika Birliği misyonunda önemli bir rol üstleniyor. Mısır ise son yıllarda Somali'de askeri eğitim ve ekonomik yardım yoluyla etkisini artırıyor. Türkiye'nin de Somali'de önemli yatırımları ve askeri üssü bulunuyor.
Somali'nin istikrarsızlığı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Mısır, Kızıldeniz'deki askeri varlığını güçlendirerek Etiyopya'yı çevreleme stratejisi izliyor. Etiyopya ise Eritre ile yakınlaşarak denize erişim arayışını sürdürüyor. Bu rekabet, bölgesel güvenlik mimarisini şekillendiriyor.
Diplomatik Krizin Son Perdesi
Perşembe günü yaşanan karşılıklı sınır dışı etme kararları, gerilimin diplomatik boyuta taşındığını gösteriyor. Mısır Dışişleri Bakanlığı, Etiyopyalı diplomatın "istenmeyen kişi" ilan edildiğini duyurdu. Etiyopya ise aynı gün Mısırlı bir diplomatı sınır dışı ettiğini açıkladı. Her iki taraf da kararların karşılıklılık ilkesine dayandığını belirtti.
Uzmanlar, bu tür diplomatik hamlelerin iki ülke arasındaki güven bunalımını daha da derinleştireceği görüşünde. Bölgesel örgütler ve uluslararası aktörler, tarafları diyaloğa çağırıyor ancak somut bir girişim henüz görünmüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır ve Etiyopya, Afrika'nın en kalabalık ve stratejik açıdan önemli ülkeleri arasında. Nil suyu meselesi, sadece iki ülkeyi değil, Nil havzasındaki 11 ülkeyi de ilgilendiriyor. Sudan, Güney Sudan, Uganda, Tanzanya, Kenya, Ruanda, Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Eritre de Nil sularından faydalanıyor.
Küresel güçler de bu rekabette taraf tutmaktan kaçınıyor. ABD, Çin ve Avrupa Birliği, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor ancak etkili bir sonuç alınamıyor. Körfez ülkeleri ise Mısır'a destek verirken, Etiyopya ile ekonomik ilişkilerini sürdürüyor.
Nil suyu anlaşmazlığı, iklim değişikliği ve nüfus artışıyla birlikte daha da kritik hale geliyor. Mısır'ın nüfusu 110 milyonu aşmış durumda ve kişi başına düşen su miktarı yılda 500 metreküpün altına inmiş durumda. Bu, uluslararası standartlara göre "mutlak su kıtlığı" anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır-Etiyopya gerilimi, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Nil havzasındaki çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Somali'de askeri üs ve liman işletmeciliğiyle stratejik bir konum edinmiş durumda. Ayrıca Etiyopya ile ekonomik ilişkilerini geliştiriyor ve Mısır ile son dönemde diplomatik normalleşme süreci yürütüyor. Nil suyu krizi, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını zorlaştırabilir. Ankara'nın hem Mısır hem de Etiyopya ile iyi ilişkiler kurma çabası, taraflar arasındaki gerilimin tırmanması halinde test edilecek. Türkiye'nin Kızıldeniz'deki askeri varlığı ve Somali'deki yatırımları, olası bir çatışma ortamında risk altına girebilir. Bu nedenle Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerini artırabilir.