Minnesota'da, 2002-2004 yılları arasında bir kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunan 42 yaşındaki Tou Lue Vang'ın, sınır dışı edilme kararının Vali Tim Walz tarafından affedilmesi ülkede geniş yankı uyandırdı. İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) kayıtlarına göre Vang, suçunun ardından uzun süre gizli kalmayı başarmış ancak daha sonra yasal süreç sonucunda sınır dışı edilme kararı çıkmıştı. Walz'ın affı, mağdur hakları savunucuları ve kamuoyu tarafından sert şekilde eleştirilirken, valilik kararın hukuki gerekçelerini açıklamakta zorlandı.
Suçun detayları ve hukuki süreç
DHS raporlarına göre Tou Lue Vang, 2002 ile 2004 yılları arasında reşit olmayan bir kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyor. Suçun üzerinden yıllar geçmesine rağmen, Vang'ın kimliği ve eylemleri ancak 2010 yılında ortaya çıktı. Yapılan yargılama sonucunda Vang, cinsel saldırı suçundan hüküm giydi ve cezasının ardından sınır dışı edilmesi için işlemler başlatıldı. Ancak Vali Walz, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir kararname ile Vang'ın sınır dışı edilmesini engelledi ve kendisine af çıkardı.
Walz'ın bu kararı, eyalette büyük tartışmalara neden oldu. Mağdur hakları dernekleri, "Bir çocuğa cinsel saldırıda bulunan bir kişinin affedilmesi, adalet sistemine olan güveni sarsıyor" açıklamasını yaparken, Cumhuriyetçi siyasetçiler valiyi suçluları korumakla itham etti. Minnesota Valilik Ofisi ise yaptığı açıklamada, "Vali Walz, her affı bireysel olarak değerlendirir ve bu karar da hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından alınmıştır" ifadelerini kullandı.
Küresel boyut: ABD'de göçmenlik ve af tartışmaları
Tou Lue Vang vakası, ABD'de göçmenlik politikaları ve valilerin af yetkileri konusunda yeni bir tartışma başlattı. Vang'ın Hmong kökenli olması, konuya etnik bir boyut da katıyor. Hmong topluluğu, Vietnam Savaşı sırasında ABD'ye müttefik oldukları için göç etmiş ve özellikle Minnesota'da yoğun olarak yaşıyor. Ancak topluluk içinde bazı üyelerin suç işlemesi ve bunların affedilmesi, hem Hmong toplumunu hem de genel kamuoyunu ikiye böldü.
Uzmanlara göre, ABD'de valilerin af yetkisi genellikle tartışmalıdır. Özellikle cinsel suçlar söz konusu olduğunda, kamuoyu affa sıcak bakmazken, valiler bazen siyasi veya insani gerekçelerle bu yetkiyi kullanabiliyor. Walz'ın kararı, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Demokrat Parti'ye de bir yük getirebilir. Cumhuriyetçiler, konuyu seçim malzemesi yaparak Walz ve Demokratları suçlulara karşı yumuşak olmakla suçlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki yargı ve af sistemleriyle doğrudan karşılaştırılabilir olmasa da, ABD'de eyalet valilerinin geniş af yetkileri dikkat çekiyor. Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın anayasal af yetkisi sınırlıyken, ABD'de valilerin bu tür kararları sık sık tartışma konusu oluyor. Bu durum, Türk kamuoyunda "affın adaleti zedelediği" yönündeki algıyı güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki çelişkiler ve suçlu göçmenlerin sınır dışı edilmesindeki aksaklıklar, Türkiye'nin de kendi sınır güvenliği ve göç politikalarını gözden geçirmesine neden olabilir. Özellikle cinsel suçlarda affın kabul edilemez olduğu yönündeki uluslararası normlar, Türkiye'de de benzer hassasiyetlerin oluşmasına katkı sağlıyor.