Avustralya'da Meta'yı (Facebook ve Instagram'ın sahibi) sosyal medya platformlarının zihinsel sağlığına zarar verdiği gerekçesiyle dava eden genç bir davacı, duruşmanın başlamasına günler kala iddialarını geri çekti. 14 yaşındaki bir kız çocuğu tarafından açılan bu dava, sosyal medya şirketlerinin genç kullanıcılar üzerindeki etkilerine ilişkin küresel tartışmaları yeniden alevlendirmişti. Avustralya Federal Mahkemesi'nde görülecek olan davada, Meta'nın platformlarının bağımlılık yapıcı özelliklerinin gençlerde anksiyete, depresyon ve yeme bozukluklarına yol açtığı iddia ediliyordu.
Gelişmenin Arka Planı
Dava, Avustralyalı bir genç kızın ailesi tarafından 2022 yılında açılmıştı. Davacı, Instagram ve Facebook'ta geçirdiği sürenin ardından ciddi zihinsel sağlık sorunları yaşadığını, bu nedenle okula gidemediğini ve tedavi görmek zorunda kaldığını belirtmişti. Dava, Meta'nın 'beğenme' butonu, sonsuz kaydırma ve bildirimler gibi bağımlılık yapıcı tasarım öğelerinin genç kullanıcıları hedef aldığını öne sürüyordu. Meta ise bu iddiaları reddederek platformlarının güvenli olduğunu ve gençlerin zihinsel sağlığını korumak için çeşitli önlemler aldığını savunuyordu. Duruşmanın başlamasına kısa bir süre kala davacının avukatları, müvekkillerinin iddialarını geri çektiğini mahkemeye bildirdi. Geri çekmenin nedenine ilişkin detaylı bir açıklama yapılmazken, hukuk çevreleri bunun bir uzlaşma veya delil yetersizliğinden kaynaklanabileceğini speküle ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, sosyal medya şirketlerine karşı açılan davalar içinde önemli bir yere sahipti. Avustralya, geçtiğimiz yıllarda sosyal medya platformlarının gençler üzerindeki etkisine ilişkin düzenlemeleri sıkılaştırmıştı. 2021'de kabul edilen bir yasayla sosyal medya şirketlerinin 16 yaş altı kullanıcılar için ebeveyn izni almasını zorunlu kılmıştı. Ancak bu dava, şirketlerin doğrudan tazminatla karşı karşıya kaldığı nadir örneklerden biriydi. Davanın düşmesi, benzer davaların önünü kesebilir. ABD'de de Meta'ya karşı gençlerin zihinsel sağlığını korumak için açılan toplu davalar bulunuyor. Avustralya dava sürecinin olumsuz sonuçlanması, diğer ülkelerdeki davalara da emsal teşkil edebilir. Sosyal medya şirketleri uzun süredir içerik denetimi ve bağımlılık yapıcı özellikler konusunda eleştiriliyor; bu dava, hukuki sorumluluğun sınırlarını test eden bir örnekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de sosyal medya kullanımı oldukça yaygın olup, gençler arasında zihinsel sağlık sorunları giderek artan bir endişe kaynağıdır. Bu dava, Türkiye'de de benzer hukuki süreçlerin başlatılabileceğine işaret edebilir. Ancak Türk hukuk sistemi, sosyal medya şirketlerinin sorumluluğunu düzenleyen spesifik yasalara sahip değildir. Bu davanın düşmesi, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının ve aktivistlerin sosyal medya şirketlerine karşı yürüttüğü kampanyaları olumsuz etkileyebilir. Buna karşın, Türkiye'de İletişim Başkanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında çeşitli farkındalık kampanyaları yürütmektedir. Dava, küresel ölçekte sosyal medya şirketlerine karşı hukuki mücadelenin ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha göstermiş, Türkiye'deki politika yapıcıların düzenleyici adımlar atması gerektiğini de gözler önüne sermiştir.