Meta, ABD'de bir dizi eyalet başsavcısının açtığı ve şirketin platformlarını genç kullanıcılar için bağımlılık yaratacak şekilde tasarladığı iddiasına ilişkin yüksek profilli davada anlaşmaya vardı. Taraflar arasında varılan uzlaşma, Meta'nın (Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın çatı şirketi) bu tür iddialarla ilk kez toplu bir şekilde yüzleştiği hukuki süreçte önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Anlaşmanın mali boyutu ve şartları henüz kamuoyuyla tam olarak paylaşılmazken, eyaletlerin başlıca taleplerinin Meta'nın platform güvenliği politikalarında köklü değişiklikler yapması ve genç kullanıcıları koruyacak mekanizmalar kurması olduğu biliniyor.
Davanın arka planı ve iddialar
Dava, 2023 yılında Massachusetts ve California başta olmak üzere 33 eyaletin başsavcısı tarafından federal mahkemede açılmıştı. İddianamede, Meta'nın Instagram ve Facebook platformlarının, özellikle 13 yaş altı çocukları hedef alan ve onları sürekli olarak ekran başında tutmayı amaçlayan psikolojik taktikler kullandığı öne sürülmüştü. Eyaletler, şirketin bu yolla hem çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini hem de reklam gelirlerini artırmak için bu grupları bilinçli olarak istismar ettiğini savunmuştu. Davacı eyaletler ayrıca, Meta'nın iç araştırmalarının, Instagram'ın genç kızlar üzerindeki olumsuz beden algısı etkilerini ortaya koyduğunu ancak şirketin bu bulguları kamuoyundan gizlediğini iddia etmişti. Meta ise davalara karşı savunmasında, platformların güvenliğini artırmak için yıllar içinde önemli adımlar attığını ve ebeveyn kontrol araçları gibi özellikler sunduğunu dile getirmişti. Şirket ayrıca, iddiaların çoğunun asılsız olduğunu ve davaların maddi temeli bulunmadığını öne sürmüştü. Yine de Meta, bu tür davaların uzun sürmesi ve itibar kaybına yol açması riskini göze alamayarak uzlaşma yolunu seçmiş görünüyor.
Anlaşmanın kapsamı ve sektörel etkiler
Yapılan anlaşma, yalnızca Meta'yı değil, tüm sosyal medya sektörünü etkileyecek nitelikte. Eyalet başsavcıları, anlaşmanın Meta'nın platformlarında küçük yaştaki kullanıcılara yönelik reklam hedefleme uygulamalarını sınırlandırmayı ve güvenlik önlemlerini güçlendirmeyi içerdiğini açıkladı. Ayrıca şirketin, genç kullanıcıların zaman harcama alışkanlıklarını izleyen ve onları olası zararlı içeriklerden koruyan yapay zeka tabanlı sistemler geliştirmesi bekleniyor. Bu gelişme, diğer sosyal medya platformları için de emsal niteliği taşıyor; özellikle TikTok ve Snapchat gibi genç kullanıcı kitlesine sahip şirketler, benzer davalarla karşı karşıya kalabilecekleri için şimdiden politikalarını gözden geçirmeye başladı. Uzmanlar, anlaşmanın yalnızca ABD'de değil, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerde de çocukların dijital güvenliğine ilişkin yasal düzenlemelerin hızlanmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Özellikle AB'nin Dijital Hizmetler Yasası ve Dijital Piyasalar Yasası gibi düzenlemeleri, sosyal medya şirketlerine çocuk koruma konusunda daha sıkı yükümlülükler getiriyor. Bu bağlamda Meta'nın aldığı bu karar, küresel ölçekte sosyal medya şirketlerinin sorumluluklarını yeniden tanımlama sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sosyal medya kullanım oranının yüksek olduğu ülkelerden biri. Meta'ya karşı açılan bu dava ve anlaşma, Türkiye'deki düzenleyici kurumlar için de emsal teşkil edebilir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), çocukların sosyal medyada maruz kaldığı risklere yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Meta'nın anlaşma kapsamında uygulamayı taahhüt ettiği güvenlik önlemleri, yalnızca ABD'deki kullanıcıları değil, küresel ölçekte tüm kullanıcıları etkileyecek şekilde hayata geçirilebilir. Bu durum, Türkiye'deki ebeveynlerin çocuklarını dijital risklerden koruma çabalarına olumlu katkı sağlayabilir. Öte yandan, benzer bir davanın Türkiye'de açılması durumunda mevzuattaki eksiklikler nedeniyle sonuç alınamayabileceği yorumları yapılıyor. Bu nedenle Türk hukuk sisteminin, sosyal medya platformlarının sorumluluklarını netleştirecek düzenlemeleri yapması önem taşıyor.