ABD'de sosyal medya devi Meta'ya karşı açılan ve 'sosyal medyanın tütün anı' olarak nitelendirilen davada, şirketin Instagram ve Facebook platformlarını bilerek genç kullanıcılara bağımlılık yapacak şekilde tasarladığı ve bu konuda kamuoyunu yanılttığı ileri sürüldü. Massachusetts'teki federal mahkemede Salı günü görülen duruşmada, eyaletler koalisyonunun avukatları, Meta'nın iç belgelerine dayanarak şirketin çocukların zihinsel sağlığına yönelik riskleri bilmesine rağmen bu platformları daha da bağımlılık yapıcı hale getirmek için çalıştığını savundu. Dava, sosyal medya şirketlerine yönelik artan yasal baskının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Dava, ABD genelinde 30'dan fazla eyaletin katılımıyla oluşturulan bir koalisyonun, Meta'nın genç kullanıcıları bilinçli olarak platformlarda tutmak için psikolojik zaaflarından faydalandığı iddiasına dayanıyor. Mahkemeye sunulan belgelerde, Meta'nın iç araştırmalarının Instagram'ın ergen kızların beden algısı ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koyduğu, ancak şirket yöneticilerinin bu bulguları kamuoyundan gizlediği ve hatta bazı durumlarda bu özellikleri daha da güçlendirdiği öne sürülüyor.
Duruşmada savcılar, Meta'nın 'beğenme' ve 'bildirim' gibi mekanizmaları bilinçli olarak tasarlayarak çocukların beyinlerinde dopamin salgılanmasını tetiklediğini ve böylece onları platforma bağımlı hale getirdiğini anlattı. Şirketin, 2021 yılında Instagram'ın genç kullanıcılara yönelik etkilerini araştıran bir raporun sızdırılmasının ardından bu sorunları kabul etmek zorunda kaldığı, ancak daha sonra yasal sorumluluktan kaçınmak için bu raporun sonuçlarını çarpıtmaya çalıştığı iddia ediliyor.
Meta'nın avukatları ise şirketin genç kullanıcıların güvenliğini artırmak için yıllar içinde birçok önlem aldığını ve platformların bağımlılık yaptığına dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmadığını savundu. Ayrıca, sosyal medya kullanımının gençler üzerindeki etkilerinin tek bir şirkete atfedilemeyeceğini, ebeveynlerin ve toplumun da sorumluluğu olduğunu belirtti. Davanın önümüzdeki aylarda devam etmesi ve Meta'nın iç belgelerinin daha geniş bir şekilde kamuoyuna açıklanması bekleniyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu dava, sosyal medya platformlarının çocuklar üzerindeki etkilerine yönelik küresel çapta artan bir tepkinin parçası olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında platformlara yönelik daha sıkı düzenlemeler getirirken, İngiltere de Çevrimiçi Güvenlik Yasası ile şirketleri genç kullanıcıları korumakla yükümlü kılıyor. ABD'de ise bu dava, Kongre'de sosyal medya şirketlerine yönelik yasal düzenlemelerin önünü açabilecek bir emsal niteliği taşıyor.
Uzmanlar, bu davanın sonucunun yalnızca Meta için değil, tüm sosyal medya sektörü için dönüm noktası olabileceğini belirtiyor. Eğer Meta aleyhine karar çıkarsa, diğer platformlar da benzer davalarla karşı karşıya kalabilir ve iş modellerini kökten değiştirmek zorunda kalabilir. Bu durum, küresel dijital ekonominin işleyişini etkileyebilir ve sosyal medya şirketlerinin kullanıcı verilerini toplama ve hedefli reklamcılık yöntemlerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sosyal medya kullanım oranının oldukça yüksek olduğu ülkelerden biri. Bu dava, Türkiye'deki yasa yapıcılar ve düzenleyici kurumlar için önemli bir referans noktası olabilir. Türkiye'de özellikle genç nüfusun Instagram ve TikTok gibi platformlarda geçirdiği süre ve bunun ruh sağlığı üzerindeki etkileri sıklıkla tartışılıyor. Bu dava, Türkiye'de sosyal medya platformlarının daha sıkı denetlenmesi ve çocukların korunmasına yönelik yeni düzenlemelerin yapılmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, küresel teknoloji şirketlerinin Türkiye'deki faaliyetlerine yönelik artan eleştiriler bağlamında, bu dava Ankara'nın elini güçlendirebilir ve platformlara karşı daha etkili yaptırımlar uygulamasını sağlayabilir.