ABD'nin New Mexico eyaleti, sosyal medya devi Meta'ya (Facebook ve Instagram'ın çatı şirketi) yönelik açtığı davada önemli bir zafer kazandı. Eyalet yüksek mahkemesi, Meta'nın platformlarında çocuklara yönelik zararlı içeriklerin ve çocuk istismarının önlenmesinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle şirkete 'kamu baş belası' (public nuisance) oluşturduğu için 727 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti. Bu karar, Mart ayında New Mexico'da Meta'nın 481 milyon dolar tazminat ödemesine karar verilen davanın ardından geldi. Karar, sosyal medya şirketlerinin çocuk güvenliği konusundaki sorumlulukları açısından emsal niteliğinde görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
New Mexico Başsavcısı Raúl Torrez, Aralık 2023'te Meta'ya karşı federal ve eyalet düzeyinde iki ayrı dava açmıştı. Davanın temel iddiası, Meta'nın algoritmalarının ve platform tasarımının çocukları cinsel istismar içeriklerine ve çocuk avcılarına maruz bıraktığı yönündeydi. Torrez, yaptığı açıklamada, Meta'nın 'çocukları kâr için feda ettiğini' belirterek, şirketin 'kasıtlı olarak çocukları avcılara kolay hedef haline getirdiğini' ifade etmişti. Mahkeme, Meta'nın bu iddiaları reddetmesine rağmen, eyaletin sunduğu delilleri yeterli bularak tazminat kararı verdi.
Bu dava, sosyal medya platformlarının çocuk güvenliği konusundaki sorumluluğunu ele alan en büyük hukuki süreçlerden biri olarak kayıtlara geçti. Karar, yalnızca Meta'yı değil, sektördeki diğer büyük oyuncuları da yakından ilgilendiriyor. Benzer davaların TikTok ve Snapchat gibi platformlara karşı da açılması bekleniyor. Meta ise karara itiraz edeceğini duyurdu; şirket, platformlarında çocuk güvenliğini artırmak için son yıllarda önemli yatırımlar yaptığını ve içerik denetimini iyileştirdiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, sadece ABD'de değil, dünya genelinde sosyal medya düzenlemeleri açısından yeni bir dönemin habercisi. Özellikle Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeler, platformların kullanıcılarını koruma yükümlülüğünü sıkılaştırıyor. Karar, şirketlerin 'kamu baş belası' yarattığı gerekçesiyle tazminat ödemeye zorlanabileceğini gösteriyor; bu, yasal bir emsal olarak gelecekteki davalarda da kullanılabilir.
Uzmanlar, bu tür kararların sosyal medya şirketlerinin iş modellerini gözden geçirmesine yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle çocuklara yönelik içerik öneri algoritmalarının yeniden tasarlanması ve daha sıkı yaş doğrulama sistemleri uygulanması gündeme gelebilir. Öte yandan, şirketlerin kâr kaygıları ile toplumsal sorumluluklar arasında denge kurmakta zorlanacağı da aşikâr. ABD'deki bu karar, diğer eyaletlerin benzer davalar açması için de cesaretlendirici oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sosyal medya platformlarının çocuklar üzerindeki etkileri konusunda son yıllarda önemli adımlar attı. 2020'de kabul edilen sosyal medya yasası ve ardından yapılan düzenlemelerle platformlara Türkiye'de temsilci bulundurma ve içerik çıkarma yükümlülüğü getirildi. Bu karar, Türkiye'nin çocukların dijital güvenliğine yönelik daha sıkı önlemler alması için bir referans oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'deki yasal düzenlemelerin, küresel standartlarla uyumlu hale getirilmesi ve özellikle çocuk istismarına karşı daha etkili mekanizmalar kurulması açısından yol gösterici olabilir. Türk mahkemelerinin de benzer davalarda daha cesur kararlar alabileceği ve platformların çocuk güvenliğine yönelik yatırımlarını artırabileceği belirtiliyor.