Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in öncülüğünde altı Avrupa Birliği ülkesi, bloğun 2021-2027 dönemi bütçesinin küçültülmesi için Berlin'de bir araya gelirken, Portekiz Başbakanı António Costa dönem başkanlığı sürecinde üye ülkeler arasında uzlaşı sağlamaya çalışıyor. Toplantıya ev sahipliği yapan Almanya'nın yanı sıra Avusturya, Danimarka, Hollanda, İsveç ve bir diğer ülkenin yetkilileri, mevcut bütçe önerisinin GSYİH'nın yüzde 1,1'i seviyesinde kalmasını savunuyor; bu oran, Brexit sonrası oluşan finansal boşluğa rağmen daha düşük bir bütçe anlamına geliyor.
Gelişmenin arka planı
Berlin'deki gayriresmî toplantı, Avrupa Komisyonu'nun önerdiği çok yıllı mali çerçeveye (MFF) alternatif bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor. Toplantıya katılan ülkeler, tarım sübvansiyonları ve uyum fonlarında kesintiye gidilmesini, buna karşılık göç, güvenlik ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi yeni önceliklere daha fazla kaynak ayrılmasını talep ediyor. Alman hükümeti, İngiltere'nin ayrılmasıyla ortaya çıkan yaklaşık 12-15 milyar avroluk açığın, üye ülkelerin katkılarının artırılması yerine harcamaların kısılmasıyla kapatılması gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, Portekiz Başbakanı Costa, dönem başkanlığı çerçevesinde üye ülkelerin liderleriyle ikili görüşmeler yürütüyor. Costa'nın bu çabaları, özellikle orta ve doğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra Fransa gibi bütçenin genişletilmesinden yana olan ülkelerin direnişiyle karşılaşıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, daha iddialı bir bütçenin AB'nin küresel rolünü güçlendireceğini belirtirken, Polonya ve Macaristan gibi ülkeler uyum fonlarında kesintiye sıcak bakmıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bütçe müzakereleri, yalnızca mali bir konu olmanın ötesinde, AB'nin gelecekteki siyasi yönelimini belirleyecek kritik bir test niteliği taşıyor. Kuzey Avrupa ülkelerinin 'tasarrufçu' yaklaşımı ile güney ve doğu Avrupa ülkelerinin 'dayanışmacı' duruşu arasındaki gerilim, bloğun iç dinamiklerini etkiliyor. Ayrıca, AB'nin küresel bir aktör olarak iklim değişikliği, dijital dönüşüm ve savunma konularında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği yönündeki tartışmalar, bütçe büyüklüğü ve önceliklerine ilişkin anlaşmazlığı daha da karmaşık hale getiriyor.
Almanya'nın toplantısı, AB içinde bütçe disiplininden yana olan ülkelerin bir araya gelerek ortak bir tutum belirleme çabası olarak da değerlendiriliyor. Bu girişim, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu ile yapılacak müzakerelerde bu ülkelerin elini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak, kritik oylamaların oybirliği gerektirdiği düşünüldüğünde, herhangi bir anlaşmanın sağlanabilmesi için tüm üye ülkelerin rızası gerekiyor; bu durum, pazarlık sürecini uzatıyor ve belirsizliği artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB bütçesinin küçültülmesi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Bütçe kesintileri, AB'nin göç ve mülteci konularına ayıracağı kaynakları azaltabilir; bu durum, 2016'daki göç anlaşması çerçevesinde Türkiye'ye sağlanan mali desteğin devamını zorlaştırabilir. Ayrıca, AB'nin genişleme politikasına ayrılan fonların azalması, Türkiye'nin üyelik sürecindeki müzakereleri daha da yavaşlatabilir. Öte yandan, AB'nin savunma harcamalarını artırma olasılığı, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirebilir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde pragmatik bir yaklaşım benimsemesini ve mali konularda yeni pazarlık zeminleri aramasını gerektiriyor.