ABD'nin Colorado eyaletinin Denver kentinde yaşanan yerel seçim, Amerikan siyasetinde yükselen sosyalist dalganın yeni bir zaferine sahne oldu. Demokratik sosyalist aday Melat Kiros, 29 yıldır koltuğunu koruyan Cumhuriyetçi temsilciyi mağlup ederek eyalet meclisine girmeye hak kazandı. Kiros'un zaferi, özellikle Gazze'deki insani krize ilişkin açık söylemleri nedeniyle işten çıkarılmasının ardından geldi. 30 yaşındaki siyahi kadın aktivist, seçim kampanyasında sağlık hizmetlerine evrensel erişim, iklim değişikliğiyle mücadele ve gelir eşitsizliğinin azaltılması gibi ilerici vaatlerle öne çıktı. Kiros'un başarısı, ülke genelinde sol eğilimli adayların ivme kazandığı bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı
Melat Kiros, Eritre kökenli Amerikalı bir aktivist olarak siyasete atılmadan önce bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyordu. Geçtiğimiz yıl, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki olarak düzenlenen bir protesto yürüyüşünde yaptığı konuşma nedeniyle işten çıkarıldı. Bu olay, onu siyaset sahnesine iten ana etken oldu. Kiros, seçim kampanyasında “işçi sınıfının sesi” olmayı hedeflediğini ve mevcut sistemin yoksulları değil zenginleri koruduğunu söyledi. Rakibi ise 29 yıldır aynı bölgeden eyalet meclisine seçilen muhafazakar bir isimdi; emlak vergileri, okul reformu ve kamu güvenliği konularında katı bir çizgi izlemişti. Kiros, seçim sonuçlarının ardından yaptığı konuşmada, “Bu zafer, halkın değişim istediğini gösteriyor. Artık eski siyasetin defterini dürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Denver'daki bu yerel seçim, aslında ABD genelinde yükselen bir eğilimin yansıması olarak görülüyor. Son yıllarda Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi isimlerin öncülüğünü yaptığı demokratik sosyalist hareket, özellikle genç seçmenler arasında giderek daha fazla destek buluyor. Kiros'un zaferi, bu hareketin sadece federal düzeyde değil, eyalet ve yerel yönetimlerde de güç kazandığını ortaya koyuyor. Gaza konusuna duyarlılığıyla bilinen Kiros'un seçilmesi, ABD dış politikasında da yankı uyandırabilir; çünkü bu tür adaylar, İsrail-Filistin meselesinde daha eleştirel bir duruş sergiliyor. Öte yandan, sol eğilimli belediye başkanları ve eyalet milletvekillerinin sayısının artması, ulusal düzeyde iklim politikaları, sağlık reformu ve göçmen hakları gibi konularda baskı oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Denver'daki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'de yükselen demokratik sosyalist hareketin küresel yansımaları açısından önem taşıyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde siyasi yelpazenin farklı kanatlarıyla muhatap oluyor. Sol eğilimli Amerikalı politikacıların güç kazanması, özellikle insan hakları, ifade özgürlüğü ve dış politika konularında Türkiye'ye yönelik eleştirileri artırabilir. Ayrıca, sosyalist hareketin iklim ve ekonomi politikaları, küresel ticaret dengelerinde değişimlere yol açabilir; bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri etkileyebilir. Ancak şu an için bu etkilerin sınırlı kalması bekleniyor; asıl belirleyici Faktör, 2024 başkanlık seçimleri ve Kongre'deki güç dengesi olacak.