ABD Adalet Bakanlığı, Meksika’daki uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle 10 Meksikalı politikacı hakkında iddianame hazırladı. Ancak bu kişiler, Meksika hükümetinin sağladığı kurumsal koruma sayesinde yargıdan muaf tutuluyor. Söz konusu politikacılar arasında eski valiler, federal milletvekilleri ve yerel yöneticiler bulunuyor. ABD’nin taleplerine rağmen Meksika yönetimi, bu kişilerin iadesine izin vermiyor ve iç soruşturmaları da etkisiz kılıyor. Bu durum, iki ülke arasındaki uyuşturucu savaşı işbirliğinde ciddi bir krize işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD’nin iddianamesine göre, Meksikalı politikacılar Sinaloa ve Jalisco Yeni Nesil Karteli gibi örgütlerle doğrudan iş birliği yaparak uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve rüşvet suçlarına karıştı. Özellikle eski bir valinin, kartellere ait laboratuvarları koruma karşılığında milyonlarca dolar rüşvet aldığı öne sürülüyor. Ancak Meksika Adalet Bakanlığı, siyasi bağlantılar nedeniyle iç soruşturmaları derinleştirmekten kaçınıyor. Analistler, bu durumun “dokunulmazlık” kültürünün bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Meksika’da 2006’dan bu yana uyuşturucu savaşında 350 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Buna rağmen, siyasetçilerin kartellerle bağlantıları sistematik olarak örtbas ediliyor. ABD, Meksika hükümetine, bu politikacıların yargılanması için baskı yaparken, Meksika tarafı egemenlik vurgusuyla geri adım atmıyor. Uzmanlar, Meksika’daki yolsuzluğun derinleşmesinin, ülkenin güvenlik ve hukuk sistemini çökerttiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu kriz, ABD-Meksika ilişkilerinde yeni bir gerilim dalgası yaratıyor. İki ülke, sınır güvenliği ve göç konularında zaten anlaşmazlık yaşarken, uyuşturucu kartellerinin siyasetle iç içe geçmesi, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Sinaloa ve Jalisco kartelleri, fentanil üretimiyle ABD’deki rekor uyuşturucu ölümlerinin başlıca sorumlusu olarak gösteriliyor. ABD Kongresi’nde Meksika’ya yönelik yardımların kesilmesi veya yaptırım uygulanması yönünde çağrılar artıyor. Bu durum, Latin Amerika’da uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede uluslararası iş birliğinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, Kolombiya ve Peru gibi diğer bölge ülkeleri de benzer sorunlarla boğuşuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika’daki bu durum, Türkiye açısından iki yönlü bir uyarı niteliği taşıyor. Birincisi, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçla mücadelede siyasi iradenin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Türkiye, PKK/KCK ve diğer suç örgütleriyle mücadelede benzer şekilde siyaset-suç bağlantılarıyla karşılaşabiliyor. İkincisi, ABD’nin yaptırım ve baskı mekanizmaları, müttefik ülkeler üzerinde bile etkili olabiliyor; Türkiye’nin dış politikada bağımsız karar almasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Küresel uyuşturucu ticareti, Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönelen rotalar nedeniyle doğrudan ilgi alanımızda. Meksika örneği, yolsuzluğun güvenlik sistemlerini nasıl çökerttiğini ve uluslararası iş birliğini nasıl akamete uğrattığını somut bir şekilde ortaya koyuyor.