Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın 7 Ağustos 2026'da imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, halihazırda değişmekte olan bölgesel güvenlik ortamına yeni bir unsur ekledi. Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tüm imzacılara yapılmış sayılacağını ve ortak savunma mekanizmalarının devreye gireceğini öngörüyor. Paktın İran'a yönelik bir tehdit mi yoksa bölgesel güvenliği yeniden şekillendirme fırsatı mı olduğu tartışılıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
Mekke'de düzenlenen törenle imzalanan anlaşma, son yıllarda Orta Doğu'da yaşanan güç dengelerindeki kaymaların bir ürünü. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki savunma işbirliği, özellikle 2025'teki İsrail-İran gerilimi ve Yemen'deki istikrarsızlığın ardından hız kazandı. Anlaşma, tarafların askeri entegrasyonunu, ortak tatbikatları ve istihbarat paylaşımını içeriyor.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, anlaşmayı "bölgesel istikrar için tarihi bir adım" olarak nitelendirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise "Mekke Paktı, İslam dünyasının ortak savunma iradesini göstermektedir" dedi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de anlaşmanın "tüm Müslüman ülkelerin güvenliğine katkı sağlayacağını" belirtti.
Anlaşmanın detayları henüz tam olarak açıklanmadı; ancak edinilen bilgilere göre, saldırı durumunda ortak askeri yanıt mekanizması, savunma sanayi işbirliği ve ortak askeri üs kullanımı gibi maddeler içeriyor. Paktın süresi ve çıkış koşulları ise belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mekke Paktı, İran için ciddi bir jeopolitik meydan okuma olarak görülüyor. Tahran, anlaşmayı "Sünni eksenin Şii karşıtı bir ittifakı" olarak değerlendiriyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Bu pakt, bölgede yeni bir soğuk savaşın habercisidir" açıklamasında bulundu. İran'ın, anlaşmaya karşı Rusya ve Çin ile daha yakın işbirliği arayışına girebileceği öngörülüyor.
ABD yönetimi ise anlaşmayı temkinli bir memnuniyetle karşıladı. Beyaz Saray Sözcüsü, "Bölgesel müttefiklerimizin kendi güvenliklerini sağlama çabalarını destekliyoruz" dedi. Ancak Washington'ın, paktın NATO ile olası çakışmaları konusunda endişeli olduğu belirtiliyor. Avrupa Birliği ise konuya mesafeli yaklaşarak, "tüm tarafları diyaloga davet ediyoruz" açıklamasıyla yetindi.
Rusya ve Çin, anlaşmayı "bölgesel istikrara katkı sağlayabilecek bir adım" olarak yorumladı; ancak İran'ın güvenlik endişelerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. BM Genel Sekreteri ise tüm taraflara "itidal ve diyalog" çağrısı yaptı.
Uzmanlar, paktın Orta Doğu'daki mevcut ittifak yapılarını kökten değiştirebileceğini belirtiyor. İsrail, anlaşmayı "İran'a karşı bir denge unsuru" olarak görürken, Katar ve BAE gibi Körfez ülkeleri paktın dışında kalmayı tercih etti. Mısır ve Ürdün ise gelişmeleri yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Mekke Paktı'na katılması, Ankara'nın hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler kurma stratejisinin bir parçası. Pakt, Türkiye'ye Suudi Arabistan ve Pakistan ile savunma sanayii işbirliği ve ortak askeri tatbikatlar yoluyla bölgesel nüfuzunu artırma imkânı sunuyor. Ancak bu katılım, İran ile zaten gerilimli olan ilişkileri daha da kötüleştirebilir. Türkiye'nin enerji ithalatında İran'a olan bağımlılığı göz önüne alındığında, paktın ekonomik yansımaları dikkatle yönetilmeli. Ayrıca, paktın NATO ile uyumluluğu ve olası çakışmalar, Türk dış politikası için önemli bir sınav olacak.