İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Gazze Şeridi'ndeki tüm Filistinli nüfusun zorla ve yasadışı bir şekilde sınır dışı edilmesine yönelik bir plan ortaya koydu. Kudüs merkezli Jerusalem Daily gazetesinin haberine göre, aşırı sağcı bakanın önerisi, uluslararası hukuku hiçe sayan ve bölgede etnik temizlik endişelerini derinleştiren bir adım olarak değerlendiriliyor. Plan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından Filistinlilerin topraklarından kalıcı olarak çıkarılmasını hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ben-Gvir'in açıkladığı plan, İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcı kanadın Gazze'ye yönelik uzun süredir dile getirdiği niyetlerin somut bir ifadesi. Bakan, Filistinlilerin "gönüllü göç" adı altında değil, doğrudan zorla yerinden edilmesini savunuyor. Bu öneri, İsrail'in 2005'te Gazze'den tek taraflı çekilmesinden bu yana en radikal nüfus mühendisliği girişimi olarak nitelendiriliyor.
Uluslararası hukuk, işgal altındaki topraklarda yaşayan sivillerin zorla transferini savaş suçu olarak tanımlıyor. Roma Statüsü'nün 8. maddesi ve Cenevre Sözleşmeleri, böyle bir eylemi kesin olarak yasaklıyor. Ben-Gvir'in planı, bu yasal çerçeveyi açıkça ihlal ediyor. İsrail'in kendi kamuoyunda da tartışmalara yol açan öneri, ordunun ve güvenlik kurumlarının bir kısmı tarafından uygulanabilirlik açısından sorgulanıyor.
Filistin yönetimi ve Hamas, planı derhal kınadı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, girişimi "yeni bir Nekbe" olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri, milyonlarca Filistinlinin kendi topraklarına sürülmesi ihtimaline karşı sert uyarılarda bulundu. Bu ülkeler, planın hayata geçmesi halinde bölgesel istikrarın tamamen çökeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Gazze'yi boşaltma planı, Orta Doğu'daki güç dengelerini derinden sarsacak potansiyele sahip. Mısır, Sina Yarımadası'na olası bir Filistinli akınına karşı sınırlarını kapatma sinyali verirken, Ürdün de Batı Şeria'dan gelebilecek benzer bir dalgaya karşı hazırlık yapıyor. Bu durum, İsrail'in 1948 ve 1967 savaşlarındaki nüfus hareketlerini anımsatıyor ve Arap dünyasında infial yaratıyor.
ABD yönetimi, plana mesafeli yaklaşırken, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler açıkça karşı çıktı. BM Genel Sekreteri, zorla tehcirin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak İsrail'i sorumluluğa davet etti. Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı, benzer eylemlerin savaş suçu kapsamında soruşturulabileceğini hatırlattı. Bu gelişmeler, İsrail'in uluslararası arenada daha da izole olmasına yol açabilir.
Planın uygulanması halinde, Gazze'deki insani krizin boyutları tahmin edilemez hale gelecek. Halihazırda 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı bölgede, altyapı büyük ölçüde yıkılmış durumda. Zorla yerinden edilme, bölgedeki istikrarsızlığı artırarak radikal grupların elini güçlendirebilir. Ayrıca, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme süreçleri (İbrahim Anlaşmaları) tamamen raydan çıkabilir.
Jerusalem Daily'nin haberine göre, Ben-Gvir planı "güvenlik gerekçesiyle" savunuyor ve Gazze'nin "terör üssü" olduğunu iddia ediyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, bunun bir bahane olduğunu ve asıl amacın Filistinlilerin topraklarından kalıcı olarak çıkarılması olduğunu belirtiyor. İsrail'in bu tür adımları, iki devletli çözüm ihtimalini tamamen ortadan kaldırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, İsrail'in Gazze'yi boşaltma planına sert tepki göstermesi bekleniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirebilir; Ankara, Mısır ve Katar ile koordineli bir şekilde uluslararası platformlarda plana karşı çıkabilir. Ekonomik açıdan, Doğu Akdeniz'deki gerilimin tırmanması enerji projelerini ve ticaret yollarını riske atabilir. Güvenlik boyutunda ise, Türkiye'ye yönelik olası bir mülteci dalgası ve sınır güvenliği endişeleri öne çıkıyor. Türkiye, NATO ve BM çerçevesinde diplomatik girişimlerini artırabilir.