Fransa'da yıllardır beklenen bir karar, ülkenin siyasi geleceğini derinden etkileyebilir. Salı günü Paris'te bir mahkeme, aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin lideri Marine Le Pen'in 2024 yılında verilen zimmet suçlamasıyla ilgili mahkumiyet kararını onaylayıp onaylamayacağına karar verecek. Eğer mahkeme kararı onarsa, Le Pen'in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılması yasal olarak engellenecek ve bu durum Fransa siyasetini kökten değiştirebilir. Le Pen, Avrupa Parlamentosu fonlarının partisi tarafından usulsüz kullanıldığı iddiasıyla yargılanmış ve 2024 yılında mahkum edilmişti.
Zimmet Suçlamasının Arka Planı
Le Pen ve diğer RN yetkilileri, Avrupa Parlamentosu'nun 2004-2016 yılları arasında tahsis ettiği fonları, aslen parlamento asistanları için ayrılan bütçeyi parti çalışanlarına maaş olarak ödemekle suçlanıyor. Fransız yasalarına göre bu fonlar sadece Avrupa Parlamentosu üyelerinin yasama çalışmalarına yardımcı olacak asistanlar için kullanılabilir. Ancak iddiaya göre Le Pen ve partisi, bu fonları parti içi siyasi faaliyetler için kullanarak yaklaşık 7 milyon avro zimmete geçirdi. Le Pen bu suçlamaları reddediyor ve bunun siyasi bir komplo olduğunu savunuyor. Mahkeme 2024 yılında Le Pen'i suçlu buldu ve dört yıl hapis cezası ile 10 yıl boyunca seçilme hakkından men cezası verdi. Le Pen bu kararı temyiz etmişti.
Fransız yargı sistemi, seçilme hakkından men cezasını temyiz süreci devam ederken bile uygulamaya koyabiliyor. Eğer temyiz mahkemesi alt mahkemenin kararını onarsa, Le Pen bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine aday olamayacak. Bu durum, Le Pen'in siyasi kariyeri için büyük bir darbe olacak ve partisinin geleceğini belirsizleştirecek. RN, son yıllarda Fransa siyasetinde önemli bir güç haline gelmiş ve 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalmıştı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Le Pen'in yargılanması, sadece Fransa için değil, tüm Avrupa için sembolik bir önem taşıyor. Aşırı sağ partiler, kıta genelinde yükselişte. Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde bu partiler oylarını artırıyor. Le Pen'in engellenmesi, Avrupa'daki aşırı sağ hareketler için bir gerileme olarak görülebilir. Ancak bu aynı zamanda bu hareketlerin 'sistem tarafından susturulduğu' algısını güçlendirebilir. Fransa'da 2027 seçimleri, cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ikinci döneminin son yılına denk geliyor ve merkez sağın adayı henüz netleşmiş değil. Le Pen'in aday olamaması halinde, RN'nin yeni bir lider bulması gerekecek. Partinin genç kuşak liderlerinden Jordan Bardella öne çıkıyor, ancak onun da yeterli ulusal deneyime sahip olup olmadığı tartışmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa, Türkiye'nin en önemli ticari ve diplomatik ortaklarından biri olmakla birlikte, özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve Ermeni soykırımı iddiaları konularında sık sık karşı karşıya gelmektedir. Le Pen'in cumhurbaşkanı olması halinde Türkiye'ye karşı daha sert bir tutum izleyebileceği değerlendiriliyor; zira Le Pen, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmış ve göçmen karşıtı söylemlerle biliniyor. Ancak Le Pen'in siyaset dışı kalması, Fransa'da ana akım partilerin ağırlık kazanmasına neden olabilir ve bu durum Türkiye ile Fransa arasındaki gerilimli ilişkilerin yumuşamasına katkı sağlayabilir. Türk dış politikası açısından, Le Pen'in tasfiyesi kısa vadede olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir.