NATO müttefikleri, gelecek hafta Washington'da düzenlenecek ittifakın 75. yıl dönümü zirvesini rayda tutmak için kapsamlı bir strateji geliştirdi. Planın merkezinde, ABD Başkanı Donald Trump'ı memnun edecek adımlar yer alıyor: Artan savunma harcamaları, yeni silahlanma taahhütleri ve İran konusunda sembolik bir jest. Zirve, NATO'nun geleceği ve transatlantik ilişkilerin sağlığı açısından kritik bir test olarak görülüyor.
Arka plan: Trump yönetimi ile ilişkilerin sınavı
Trump'ın başkanlık kampanyası sırasında NATO'yu 'modası geçmiş' olarak nitelendirmesi ve müttefikleri savunma harcamalarını artırmaya zorlaması, ittifak içinde gerginliğe yol açmıştı. 2018 Brüksel Zirvesi'nde Trump, Almanya başta olmak üzere birçok müttefiki hedef alarak 'NATO'dan çekilme' tehdidinde bulunmuştu. Bu kez müttefikler, Trump'ın taleplerini proaktif bir şekilde karşılayarak zirveyi başarıya ulaştırmayı hedefliyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirme konusunda somut adımlar atıyor. Almanya'nın bu yıl ilk kez yüzde 2 hedefine ulaşması beklenirken, diğer ülkeler de benzer taahhütler hazırlıyor.
Zirvede ayrıca, NATO'nun kolektif savunma kapasitesini artırmak için yeni bir savunma sanayii taahhüdü duyurulması planlanıyor. Bu çerçevede, mühimmat stoklarının yenilenmesi, askeri hareketliliğin artırılması ve siber savunma yatırımları gibi alanlarda ortak projeler hayata geçirilecek. Trump yönetimi, bu adımları 'yük paylaşımı' olarak yorumlayarak memnuniyetini ifade edebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: İran faktörü ve Çin endişesi
Müttefiklerin Trump'a yönelik bir diğer jesti ise İran konusunda olacak. Trump'ın 2018'de JCPOA'dan (İran Nükleer Anlaşması) çekilmesi ve İran'a yönelik maksimum baskı politikası, Avrupalı müttefiklerle ABD arasında görüş ayrılığına neden olmuştu. Ancak bu kez NATO, İran'ın artan nükleer faaliyetlerine karşı daha sert bir dil kullanmayı ve Tahran yönetimine yönelik yaptırımları güçlendirmeyi planlıyor. Zirvede yayınlanacak ortak bildiride, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinin kınanması bekleniyor.
Öte yandan, Çin'in yükselişi NATO'nun gündeminde giderek daha fazla yer kaplıyor. Zirvede, Çin'in teknoloji ve altyapı yatırımlarının güvenlik boyutunun ele alınması ve 'Çin tehdidi' konusunda ortak bir duruş sergilenmesi planlanıyor. Bu, Trump'ın Pekin'e yönelik sert politikalarıyla uyumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak bazı Avrupalı müttefikler, Çin ile ticari ilişkilerini riske atmaktan çekindikleri için bu konuda daha temkinli bir dil kullanılmasını savunuyor.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, zirve öncesi yaptığı açıklamada, 'Bu zirve, ittifakımızın birliğini ve kararlılığını göstermek için bir fırsat. Müttefikler, savunma harcamalarında önemli ilerleme kaydetti ve ortak zorluklarla mücadele etmeye hazırız' dedi. Ancak analistler, Trump'ın tahmin edilemez tutumunun zirvenin başarısını gölgeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun güney kanadında kritik bir müttefik olarak bu zirvede tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle savunma harcamaları ve silahlanma taahhütleri, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle ABD ile yaşadığı gerginlikle bağlantılı olarak ele alınabilir. Zirvede Türkiye'nin F-35 programına yeniden entegrasyonu veya Patriot hava savunma sistemi tedariki gibi konuların gündeme gelmesi beklenebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji gerilimleri ve mülteci krizi, Türkiye'nin NATO içindeki rolünü etkileyen diğer faktörlerdir. Türkiye, ittifak içinde dengeli bir pozisyon alarak hem ABD ile hem de Avrupalı müttefiklerle ilişkilerini sürdürmeye çalışacaktır.