Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin eski lideri ve 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin favori adaylarından Marine Le Pen, bugün yaptığı açıklamada, mahkeme tarafından elektronik kelepçe takmaya mahkum edilmesi durumunda adaylıktan çekileceğini duyurdu. Le Pen'in bu çıkışı, Fransa siyasetinde büyük yankı uyandırırken, 2027 seçimlerine ilişkin belirsizlikleri artırdı. Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun 18 Nisan 2027'de yapılması planlanıyor.
Gelişmenin arka planı: Dava süreci ve olası cezalar
Marine Le Pen, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) hayali işler karşılığında RN milletvekillerine ödeme yapıldığı iddiasıyla yargılanıyor. Söz konusu dava, 2004-2016 yılları arasında AP fonlarının kötüye kullanıldığı iddialarına dayanıyor. Fransa'da kamu fonlarının zimmetine geçirilmesi suçundan yargılanan Le Pen, 5 yıla kadar hapis, 300 bin avro para cezası ve 10 yıl boyunca kamu görevinden men cezası riskiyle karşı karşıya. Savcılık, Le Pen'in derhal infaz edilmesi gereken bir hapis cezasına çarptırılmasını talep ediyor. Mahkeme, Le Pen'i suçlu bulursa, cezanın bir kısmının elektronik kelepçeyle ev hapsi şeklinde infaz edilmesine karar verebilir. Le Pen, hapis cezasına çarptırılsa bile temyiz hakkını kullanabilecek, ancak kamu görevinden men kararı temyiz aşamasında da uygulanabilir.
Le Pen, France Inter radyosuna verdiği demeçte, "Eğer elektronik kelepçe takmak zorunda kalırsam, cumhurbaşkanlığına aday olmayacağım" ifadelerini kullandı. Ancak, kamu görevinden men cezasının seçimlere katılımını engelleyeceğine inanmadığını, çünkü anayasa hukuku uzmanlarına göre böyle bir kararın cumhurbaşkanlığı seçimleri için geçerli olmadığını savundu. Le Pen, "Kamu görevinden men kararı cumhurbaşkanlığı adaylığımı engelleyemez. Ancak elektronik kelepçe fiziksel bir kısıtlama getirir ve kampanya yürütmemi imkansız hale getirir" dedi.
RN partisi sözcüsü Laurent Jacobelli de Le Pen'in açıklamasını destekleyerek, "Bir cumhurbaşkanı adayının, hatta aday bile olmayacak birinin elektronik kelepçeyle dolaşması düşünülemez" şeklinde konuştu. Parti kulislerinde, Le Pen'in aday olamaması halinde gençlik kolları lideri Jordan Bardella'nın aday gösterilebileceği konuşuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Fransa siyasetinde dengeler değişiyor
Le Pen'in olası adaylıktan çekilmesi, Fransa'da merkez sağ ve sol partiler için stratejik bir fırsat yaratabilir. Kamuoyu yoklamaları, Le Pen'in ikinci turda mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u geçme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak adaylık sorunu, RN'nin seçim stratejisini altüst edebilir. Macron'un 2027'de yeniden aday olması anayasal olarak mümkün değil, bu nedenle ittifaklar ve yeni adaylar öne çıkıyor.
Öte yandan, Le Pen'in aday olamaması halinde aşırı sağın seçimlerde zayıflaması, AB yanlısı güçlerin elini güçlendirebilir. Le Pen, AB karşıtı söylemleriyle tanınıyor ve seçimleri kazanması halinde Fransa'nın AB'den ayrılma referandumu yapacağını vaat ediyor. Bu nedenle, Le Pen'in olası siyasi yasaklanması, AB bütünlüğü açısından olumlu karşılanabilir. Ancak bu durum, Le Pen'in mağduriyet söylemini güçlendirerek tabanını radikalleştirme riski de taşıyor.
Fransa'daki yargı sürecinin siyasallaştığı yönünde eleştiriler de var. Le Pen, kendisini hedef alan davaların siyasi bir komplo olduğunu iddia ediyor. RN milletvekilleri, "Hukuk devleti, halkın iradesini engellemek için kullanılıyor" söylemiyle seçmenleri mobilize etmeye çalışıyor. Bu durum, Fransa'da hukuk-siyaset ilişkisini yeniden tartışmaya açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Marine Le Pen'in olası adaylıktan çekilmesi, Türkiye-AB ve Türkiye-Fransa ilişkileri açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Le Pen, Türklerin AB üyeliğine karşı çıkan ve Türkiye'ye yönelik sert söylemleriyle bilinen bir siyasetçi. Le Pen'in aday olamaması, Fransa'da iktidara gelmesi durumunda izleyebileceği Türkiye karşıtı politikaların önüne geçebilir. Ancak Macron sonrası dönemde Fransa'nın Türkiye politikasının nasıl şekilleneceği belirsiz. Le Pen'in yokluğunda aşırı sağın alternatif bir adayla seçime girmesi halinde, Türkiye karşıtlığı yine gündemde kalabilir. Öte yandan, Fransa'daki siyasi istikrarsızlık, AB'nin Türkiye ile ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, Fransa'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olması stratejik önem taşıyor.