Dünya Bankası, iklim değişikliğiyle mücadele projelerine yönlendirdiği finansman payını yüzde 45'e çıkarma hedefinden resmen vazgeçtiğini duyurdu. Bu karar, başta Afrika kıtası olmak üzere yoksul ülkelerin, küresel ısınmaya uyum sağlamak için ihtiyaç duydukları desteğin önemli ölçüde azalabileceği uyarılarına yol açtı. Dünya Bankası'nın 2023 yılında belirlediği bu hedef, kurumun iklim finansmanını artırma taahhüdünün bir parçası olarak görülüyordu. Ancak son açıklamayla birlikte, bu hedefin artık geçerli olmadığı ve bankanın kaynak tahsisinde daha esnek bir yaklaşım benimseyeceği belirtildi.
Hedeften vazgeçilmesinin arka planı
Dünya Bankası yetkilileri, yüzde 45 hedefinden sapmanın gerekçesi olarak, iklim projelerinin yanı sıra sağlık, eğitim ve altyapı gibi diğer kritik alanlara da yatırım yapma zorunluluğunu öne sürüyor. Banka, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki borç krizi ve pandemi sonrası toparlanma ihtiyaçlarının, iklim finansmanına ayrılan kaynakların yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini savunuyor. Ancak çevre örgütleri ve bazı üye ülkeler, bu kararın iklim kriziyle mücadelede geri adım anlamına geldiğini belirtiyor. Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda, "İklim değişikliğiyle mücadele öncelikli ancak tek öncelik değil" ifadelerini kullanmıştı. Bankanın 2021-2025 dönemi için belirlediği iklim finansmanı hedefi, toplam kredilerin yüzde 35'ini iklim projelerine ayırmayı öngörüyordu. 2023'te bu oranın yüzde 45'e çıkarılması planlanmıştı.
Afrika ve yoksul ülkeler için artan risk
Karardan en fazla etkilenecek bölgelerin başında Afrika geliyor. Kıta, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en hassas bölgelerden biri olmasına rağmen, küresel iklim finansmanından aldığı pay oldukça sınırlı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Afrika ülkeleri iklim adaptasyonu için yılda yaklaşık 50 milyar dolara ihtiyaç duyarken, mevcut fon akışı bu miktarın çok altında. Dünya Bankası'nın iklim hedefini terk etmesi, bu açığın daha da büyümesine neden olabilir. Uzmanlar, bankanın bu kararının, gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanına erişimini daha da zorlaştıracağını ve bu ülkelerin yenilenebilir enerji yatırımları ile kuraklık, sel gibi aşırı hava olaylarına karşı dirençlerini artırma çabalarını olumsuz etkileyeceğini vurguluyor. Ayrıca, Dünya Bankası'nın bu tutumunun, diğer kalkınma bankaları ve özel sektör yatırımcıları üzerinde de caydırıcı bir etki yaratmasından endişe ediliyor. Dünya Bankası, 2024 mali yılında toplam 68 milyar dolar taahhütte bulunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede orta gelirli bir ülke olarak Dünya Bankası'nın iklim finansmanına erişim sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Bankanın bu kararı, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve iklim adaptasyonu projeleri için kullanabileceği fonların azalmasına yol açabilir. Türkiye, 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda büyük yatırımlara ihtiyaç duyuyor; ancak Dünya Bankası'nın daha esnek bir yaklaşıma yönelmesi, bu fonların teminini zorlaştırabilir. Bölgesel ölçekte ise Türkiye, Ortadoğu ve Afrika'da iklim değişikliğine bağlı göç ve su kıtlığı gibi sorunlarla karşı karşıya. Bankanın iklim finansmanını daraltması, bu sorunların daha da derinleşmesine ve Türkiye'nin sınır güvenliği ile bölgesel istikrarına olumsuz yansımasına neden olabilir.