Almanya’da koalisyon hükümeti, ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik durgunluk ve aşırı sağın artan popülaritesi karşısında, vergi ve emeklilik sisteminde köklü değişiklikler öngören geniş kapsamlı bir reform paketi üzerinde uzlaştı. Başbakan Olaf Scholz’un Berlin’de düzenlenen basın toplantısında duyurduğu paket, koalisyon ortakları Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) arasında haftalardır süren müzakerelerin ardından geldi. Scholz, “Bu paket, Almanya’nın rekabet gücünü artıracak, sosyal adaleti güçlendirecek ve demografik değişime ayak uyduracak” dedi. Paket, 2025 yılına kadar yürürlüğe girmesi planlanan bir dizi tedbiri içeriyor.
Ekonomik durgunluğa karşı kapsamlı adım
Alman ekonomisi, Rusya-Ukrayna savaşının enerji fiyatlarına etkisi, Çin'den gelen talebin azalması ve iç talepteki zayıflık nedeniyle 2023’te resesyona girmişti. 2024 yılı için büyüme tahminleri yüzde 0,2 gibi oldukça mütevazı bir seviyede. İşsizlik oranı yüzde 5,9’a yükselirken, özellikle imalat sanayisi sipariş eksikliği çekiyor. Reform paketinin merkezinde, kurumlar vergisinin yüzde 30’dan yüzde 25’e düşürülmesi, Ar-Ge yatırımları için süper teşvikler ve küçük işletmeler için bürokrasinin azaltılması yer alıyor. Ayrıca, emeklilik sisteminin sürdürülebilirliğini sağlamak için emeklilik yaşının kademeli olarak 67’den 68’e çıkarılması ve katkı paylarının sabitlenmesi planlanıyor. Scholz, reformların 2028’e kadar ek büyüme yaratacağını ve bütçe açığını kapatmaya yardımcı olacağını savundu.
Maliye Bakanı ve FDP lideri Christian Lindner, paketin “sorumlu maliye politikası ile büyüme teşvikini birleştirdiğini” belirterek, “Almanya’nın borç frenine bağlı kalmaya devam edeceğini, ancak aynı zamanda yatırımları da hızlandıracağını” söyledi. Ekonomi Bakanı Yeşillerli Robert Habeck ise paketin iklim koruma projelerine yönlendirilecek kaynakları da içerdiğini vurguladı: “Endüstrinin yeşil dönüşümünü hızlandıracak sübvansiyonlar yenilenebilir enerji ve hidrojen yatırımlarını kapsıyor.”
Aşırı sağa karşı siyasi manevra
Reform paketinin zamanlaması, Almanya’daki siyasi dengelerle yakından ilintili. Son anketlere göre aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi yüzde 18-20 bandında oy alırken, iktidar koalisyonu SPD (yüzde 15), Yeşiller (yüzde 13) ve FDP (yüzde 5) ile toplamda yüzde 33 civarında kalıyor. Eylül ayında Brandenburg, Saksonya ve Thüringen’de yapılacak eyalet seçimlerinde AfD’nin birinci parti olması bekleniyor. Scholz hükümeti, reform hamlesiyle hem ekonomik memnuniyetsizliği gidermeyi hem de seçmen nezdinde kredibilite kazanmayı umuyor. Uzmanlar, vergi indirimleri ve emeklilik reformunun kısa vadede popülarite getirebileceğini, ancak uzun vadeli etkilerinin belirsiz olduğunu belirtiyor. Ayrıca paketin, koalisyon içinde özellikle sosyal harcamaları artırmak isteyen SPD ile mali disiplinde ısrar eden FDP arasındaki gerilimi geçici olarak yatıştırdığı yorumları yapılıyor.
Reform paketi, Avrupa genelinde de yakından izleniyor. Almanya’nın ekonomik toparlanması, Euro Bölgesi’nin büyümesi için kritik önem taşıyor. Avrupa Komisyonu, Almanya’nın yapısal reformlar konusunda kararlılığını memnuniyetle karşılarken, emeklilik yaşı artışının diğer AB ülkelerine de örnek olabileceği belirtiliyor. Öte yandan, Fransa ve İtalya gibi yüksek borçlu ülkeler, Almanya’nın kemer sıkma politikalarından uzaklaşarak büyümeye yönelmesini olumlu buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya’nın reform paketi, Türkiye için birkaç açıdan önem taşıyor. Birincisi, Almanya’nın güçlü ekonomisi, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarındandır. Alman ekonomisinin toparlanması, ihracatımız için pozitif bir sinyaldir. İkincisi, Almanya’da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli nüfusun sosyal güvenlik ve emeklilik hakları bu tür reformlardan etkilenebilir. Üçüncüsü, aşırı sağın yükselişi, Almanya’daki Türk toplumu için güvenlik ve ayrımcılık risklerini artırmaktadır. Scholz hükümetinin reform hamlesi, bu eğilimi tersine çevirmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, Almanya’nın yeşil dönüşüm için yaptığı yatırımlar, Türk müteahhitlik ve enerji firmalarına yeni fırsatlar sunabilir. Ancak doğrudan bir etkiden ziyade, genel ekonomik ve siyasi istikrarın Türkiye-Almanya ilişkilerine dolaylı katkısı beklenmelidir.