New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Batı demokrasilerinde aşırı sağın yükselişine karşı küresel ölçekte sol siyasi bağlar kurma arayışında. Bazı Demokrat Partililer, sağ popülizme karşı mücadelede benzer düşünen yabancı muhataplarla temas kuruyor. Bu gelişme, sol siyasetin uluslararası alanda ortak bir cephe oluşturma çabasının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Amerika Birleşik Devletleri'nde 2024 başkanlık seçimlerinin ardından Donald Trump'ın yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, Demokrat Parti içindeki ilerici kanat, sağ popülizme karşı yeni stratejiler arıyor. Bu arayışın önemli bir ayağını, Avrupa'daki sol ve sosyal demokrat hükümetlerle kurulan uluslararası ittifaklar oluşturuyor. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, göreve gelmesinden bu yana sosyal adalet, ekonomik eşitlik ve iklim değişikliği gibi konularda küresel bir sol söylemin öncülüğünü yapıyor. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise Avrupa'da sağ popülist dalgaya karşı direnen sosyalist liderlerin başında geliyor.
Mamdani ve Sánchez arasındaki temaslar, geçtiğimiz aylarda çeşitli uluslararası toplantılarda bir araya gelmeleriyle başladı. İki liderin ortak noktası, neoliberal ekonomi politikalarının yarattığı eşitsizliklerin aşırı sağı beslediği tezi. Bu çerçevede, geniş kamu hizmetleri, sosyal güvenlik ağının güçlendirilmesi ve göçmenlere yönelik kapsayıcı politikalar öne çıkıyor. Mamdani'nin New York'ta uygulamaya koyduğu ücretsiz toplu taşıma ve konut politikaları, Sánchez'in İspanya'daki sosyal haklar genişlemesiyle paralellik gösteriyor.
Demokrat Parti içinde benzer arayışta olan diğer isimler de var. Bazı valiler ve kongre üyeleri, Avrupa'daki sosyal demokrat partilerle işbirliği yaparak, sağ popülizmin yükselişine karşı ortak bir entelektüel ve politik hat oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda, iklim kriziyle mücadele, dijital haklar ve çalışma hayatı reformları gibi başlıklarda uluslararası mutabakat metinleri üzerinde çalışılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD-İspanya ilişkileriyle sınırlı değil. Küresel ölçekte sol partiler, 2008 finansal krizinden bu yana artan neo-faşist ve otoriter eğilimlere karşı ortak bir zemin bulma çabasında. Latin Amerika'daki sol hükümetler, Avrupa'daki sosyal demokrat yönetimler ve ABD'deki ilerici hareketler arasında bir ağ oluşuyor. Mamdani ve Sánchez'in öncülük ettiği bu girişim, özellikle genç seçmen ve kentli orta sınıf üzerinde etkili olabilecek bir söylem inşasını hedefliyor.
Ancak bu ittifakın önünde ciddi engeller de var. Farklı ülkelerdeki sol partiler arasında ekonomik politika, göç ve güvenlik konularında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Ayrıca, aşırı sağ partilerin söylemlerini benimseyen merkez sağ partiler, sol ittifakı "küreselci elitler" olarak hedef alarak karşı kampanya yürütebilir. Yine de Mamdani ve Sánchez'in çabası, sağ popülizme karşı alternatif bir uluslararası vizyon arayışının somut bir adımı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa ve ABD'deki siyasi kutuplaşmadan doğrudan etkilenebilecek bir konumda. Avrupa'da yükselen aşırı sağ, Türkiye'nin AB üyelik sürecini ve göçmen anlaşmalarını zaten olumsuz etkiliyor. İspanya Başbakanı Sánchez'in Türkiye ile ilişkileri görece ılımlı; Mamdani'nin ise Türkiye'ye dair net bir tutumu henüz bilinmiyor. Bu ittifakın güçlenmesi, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir. Ayrıca, küresel solun yükselişi, Türkiye'deki muhalefet için de ilham kaynağı olabilir; ancak iç siyasette doğrudan bir yansıması şimdilik öngörülmüyor.