New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 11 Eylül saldırıları sonrasında ortaya çıkan sağlık sorunlarının, saldırıların doğrudan yol açtığı can kayıplarından daha fazla insanın ölümüne neden olduğunu söyledi. Mamdani, yaptığı açıklamada, ikiz kulelerin yıkılmasının ardından binlerce kişinin soluduğu toz ve dumanın yol açtığı kanser, solunum yolu hastalıkları ve diğer rahatsızlıklar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının, saldırılarda ölenlerin sayısını geçtiğini vurguladı. Belediye Başkanı, bu kişilerin "görünmez kurbanlar" olarak anılmaması gerektiğini belirterek, federal hükümetten 11 Eylül Sağlık Programı’na daha fazla kaynak aktarmasını istedi.
11 Eylül’ün Gölgesinde Sağlık Krizi
11 Eylül 2001 saldırıları, sadece o gün binlerce kişinin ölümüne yol açmakla kalmadı; aynı zamanda yıllar boyunca süren bir halk sağlığı krizini tetikledi. Saldırıların ardından Dünya Ticaret Merkezi’nin enkazında çalışan itfaiyeciler, polisler, temizlik işçileri ve bölge sakinleri, asbest, kurşun, cıva ve diğer toksik maddeleri içeren yoğun bir toza maruz kaldı. Bu maruziyet, binlerce kişide kronik solunum yolu hastalıkları, kanser türleri ve psikolojik travma gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtı.
Federal hükümet, 2011 yılında 11 Eylül Sağlık Programı’nı (World Trade Center Health Program) kurarak mağdurlara tıbbi ve mali destek sağlamaya başladı. Ancak Mamdani, programın kapsamının yeterince geniş olmadığını ve birçok kişinin yardıma erişemediğini savunuyor. Belediye Başkanı’na göre, özellikle göçmen işçiler ve kayıt dışı çalışanlar, sağlık hizmetlerine başvurmaktan çekiniyor veya haklarından haberdar değil. Mamdani, bu kişilerin de kapsama alınması için çağrıda bulundu.
Mamdani’nin açıklamaları, 11 Eylül mağdurları arasında yıllardır süregelen bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Bazı uzmanlar, saldırılar sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının yaklaşık 3.000 olduğunu, ancak sonraki yıllarda hastalıklar nedeniyle ölenlerin sayısının bu rakamı aştığını belirtiyor. Örneğin, Dünya Ticaret Merkezi Sağlık Programı verilerine göre, 2023 itibarıyla 2.000’den fazla kişi kanser nedeniyle hayatını kaybetti ve on binlerce kişi halen tedavi görüyor. Mamdani, bu istatistiklerin, saldırıların uzun vadeli etkisinin hafife alındığını gösterdiğini ifade etti.
Siyasi Yansımalar ve Tartışmalar
Zohran Mamdani, 2025 yılında New York Belediye Başkanı seçilerek ABD’nin en büyük şehrinin ilk Müslüman ve Güney Asyalı kökenli belediye başkanı olmuştu. 11 Eylül konusundaki bu çıkışı, hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Mamdani’nin sözleri, 11 Eylül saldırılarının sadece bir terör eylemi değil, aynı zamanda uzun süreli bir çevre ve halk sağlığı felaketi olduğunu vurgulaması açısından önemli.
Ancak bazı eleştirmenler, Mamdani’nin açıklamalarının siyasi bir manevra olduğunu ve 11 Eylül’ün anısını gölgeleyebileceğini öne sürdü. Özellikle muhafazakâr çevreler, belediye başkanının göçmenlere yönelik politikalarını desteklemek için bu konuyu kullandığını iddia etti. Mamdani ise, amacının mağdurların sesini duyurmak ve onların hak ettiği desteği almasını sağlamak olduğunu belirterek eleştirileri reddetti.
Uzmanlar, 11 Eylül sonrası hastalıkların sadece ABD’yi değil, dünya genelinde birçok ülkeyi de etkilediğini hatırlatıyor. Saldırılarda hayatını kaybedenler arasında 90’dan fazla ülkeden vatandaş bulunuyordu. Ayrıca, enkazda çalışan gönüllüler arasında Türkiye’den de insanlar vardı. Bu nedenle, 11 Eylül’ün sağlık boyutu küresel bir sorumluluk taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 11 Eylül saldırılarının ardından terörle mücadelede uluslararası koalisyona katılmış ve bölgesel istikrar için önemli adımlar atmıştı. Ancak saldırıların uzun vadeli sağlık etkileri, Türkiye’de yeterince tartışılmadı. Türk vatandaşları arasında da enkazda çalışan veya bölgede bulunan kişiler olabilir; onların sağlık hakları için ABD ile işbirliği geliştirilebilir. Ayrıca, bu tür olaylar, Türkiye’nin kendi afet ve acil durum yönetimi politikalarında çevresel maruziyetin uzun vadeli etkilerini dikkate alması gerektiğini gösteriyor. Mamdani’nin çıkışı, Türkiye’nin de benzer durumlarda mağdur haklarını savunması için bir örnek teşkil edebilir.