Karayipler, Antik Roma, Enid Blyton'un Büyü Diyarı, Güney Fransa ve Game of Thrones'taki Pentos Körfezi'ni birbirine bağlayan şey ne? Hepsi Malta'da çekilen film ve dizilerin mekânları. Avrupa Birliği'nin en küçük ülkesi, yılda 30'dan fazla yapıma ev sahipliği yaparak küresel film endüstrisinin gözdesi haline geldi. Akdeniz'in bu küçük adası, tarihi dokusu, el değmemiş doğası ve cazip vergi teşvikleriyle Hollywood'dan Bollywood'a kadar birçok yapım şirketinin ilgisini çekiyor.
Malta'nın film cennetine dönüşümü
Malta'nın film endüstrisindeki yükselişi, 1960'larda başladı ve 2004 yılında Avrupa Birliği'ne girmesiyle ivme kazandı. Ülke, sağladığı %25'lik nakit iade (cash rebate) ile yapımcılara önemli bir mali avantaj sunuyor. Bu teşvik sayesinde, büyük bütçeli yapımlar Malta'yı tercih ediyor. Ayrıca, adanın üç bin yıllık tarihi kaleleri, neolitik tapınakları ve Akdeniz'in turkuaz suları, farklı coğrafyaları canlandırmak için eşsiz bir mekân çeşitliliği sağlıyor.
Malta Film Komisyonu'na göre, her yıl ortalama 30-35 yapım adada çekim yapıyor. Bu yapımlar arasında "Gladyatör", "Troy", "Game of Thrones", "The Da Vinci Code" ve son dönemde "Jurassic World Dominion" gibi gişe rekorları kıran filmler yer alıyor. Adaya gelen prodüksiyon ekipleri, hem yerel ekonomiye can veriyor hem de istihdam yaratıyor. Film çekimleri sayesinde Malta'da binlerce kişiye iş imkânı doğuyor; oteller, restoranlar ve ulaşım hizmetleri hareketleniyor.
Ekonomik ve kültürel etki
Film endüstrisi, Malta ekonomisinde önemli bir sektör haline geldi. 2022 yılında ülke, film çekimlerinden yaklaşık 100 milyon avro gelir elde etti. Bu rakam, ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın (GSYH) yaklaşık %0,7'sine tekabül ediyor. Malta hükümeti, sektörü daha da büyütmek amacıyla yeni stüdyolar inşa ediyor ve altyapıya yatırım yapıyor. Ayrıca, yerel halkın film setlerinde çalışması için eğitim programları düzenleniyor; böylece Malta, sadece mekân değil, aynı zamanda yetenek havuzu da sunuyor.
Malta'nın film endüstrisindeki başarısı, küresel ölçekte dikkat çekiyor. Ülke, sadece büyük stüdyo yapımlarına değil, bağımsız filmlere de ev sahipliği yapıyor. Özellikle Netflix ve Amazon Prime gibi dijital platformlar için çekilen yapımların sayısındaki artış, Malta'nın cazibesini artırıyor. Ada, sahip olduğu tarihi ve doğal güzelliklerin yanı sıra, güvenli olması ve gelişmiş altyapısıyla da yapımcılar için cazip bir merkez olma özelliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malta'nın film endüstrisindeki bu başarısı, Türkiye için de ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, zengin tarihi ve coğrafi çeşitliliğiyle benzer bir potansiyele sahip ancak film teşvikleri konusunda Malta'nın gerisinde. Türkiye'nin sunduğu %30'a varan nakit iade oranı, Malta'nın %25'inden yüksek olmasına rağmen, bürokratik engeller ve altyapı eksiklikleri nedeniyle yeterince yabancı yapım çekemiyor. Bu durum, Türk dış politikası açısından kültürel diplomasi fırsatlarının kaçmasına yol açıyor. Malta örneği, Türkiye'nin film endüstrisine yönelik daha esnek ve cazip politikalar geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, iki ülke arasındaki Akdeniz ortaklığı çerçevesinde, film sektöründe iş birliği potansiyeli de değerlendirilebilir.