Avrupa genelinde etkili olan rekor düzeydeki sıcak hava dalgası, Fransa, İtalya ve Belçika'daki aşırı kalabalık cezaevlerinde ciddi bir krize yol açıyor. Eski ve yetersiz havalandırmaya sahip binalar, mahkumlar ve gardiyanlar için dayanılmaz koşullar yaratırken, uzmanlar bu durumun insan hakları ihlallerine ve güvenlik risklerine neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa'nın dört bir yanındaki hapishanelerde sıcaklıkların 40 santigrat dereceyi aştığı bildirilirken, yetkililer acil önlemler almaya çalışıyor.
Krizin arka planı: Eski binalar ve aşırı kalabalık
Fransa, İtalya ve Belçika'daki cezaevlerinin büyük bir kısmı, 19. yüzyıldan kalma binalarda faaliyet gösteriyor. Bu yapılar, modern iklimlendirme sistemlerinden yoksun ve pencerelerin çoğu güvenlik nedeniyle sabit. Yaz aylarında iç sıcaklıklar dış sıcaklığın da üzerine çıkabiliyor. Fransa'da cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 120'nin üzerinde; bazı cezaevlerinde üç kişilik hücrelerde altı kişi kalıyor. İtalya'da durum daha da vahim: Ülke genelinde cezaevi kapasitesi yaklaşık 51 bin kişi iken, mahkum sayısı 61 bini aşmış durumda. Belçika'da da benzer bir tablo mevcut; cezaevlerindeki aşırı kalabalık, Avrupa Konseyi'nin işkenceyi önleme komitesi tarafından defalarca eleştirilmişti.
Sıcaklık, cezaevlerinde yalnızca fiziksel sağlığı tehdit etmekle kalmıyor; mahkumlar arasında gerginliği artırıyor, uykusuzluk ve psikolojik sorunlara yol açıyor. Gardiyanlar da benzer koşullar altında çalışmak zorunda kalıyor ve bu durum, cezaevi içi güvenliği olumsuz etkiliyor. Fransa'nın Marsilya kentindeki Baumettes Cezaevi'nde geçtiğimiz hafta yaşanan isyan, yüksek sıcaklıkların tetiklediği olaylardan sadece biri olarak kayıtlara geçti. Mahkumlar, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesi ve soğuk su erişiminin artırılması için eylem yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut: İklim değişikliği cezaevlerini de vuruyor
İklim değişikliği nedeniyle sıcaklık rekorlarının sıklaşması, cezaevi altyapısının bu yeni normale hazır olmadığını gösteriyor. Avrupa'da yaz ayları giderek daha sıcak geçiyor; bilim insanları, önümüzdeki yıllarda bu tür sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha yoğun yaşanacağını öngörüyor. Bu durum, cezaevi yönetimlerinin uzun vadeli iklim adaptasyon planları yapmasını zorunlu kılıyor. Uzmanlar, hücrelerde klima kurulması, yeşil çatı uygulamaları veya doğal havalandırma sistemlerinin geliştirilmesi gibi çözümler öneriyor.
Avrupa'da cezaevi reformu, yıllardır gündemde olan bir konu. Ancak bütçe kısıtlamaları ve siyasi irade eksikliği nedeniyle somut adımlar yavaş ilerliyor. Avrupa Konseyi, üye ülkelere cezaevlerindeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi için çağrıda bulunurken, sivil toplum kuruluşları da bu krizi gündemde tutmak için kampanyalar yürütüyor. Aşırı sıcakların bu yaz bir kez daha gözler önüne serdiği tablo, cezaevlerinin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda insan hakları meselesi olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki bu tablo, Türkiye'deki cezaevi koşullarına dair tartışmaları da akla getiriyor. Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi olarak cezaevi standartları konusunda benzer yükümlülüklere sahip. Aşırı sıcakların etkisi, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki cezaevlerinde de hissediliyor; yaz aylarında sıcaklıkların 45 dereceye ulaştığı yerler var. Türkiye'nin, Avrupa'daki bu deneyimden ders çıkararak cezaevi altyapısını iklim değişikliğine uyumlu hale getirmesi, hem mahkumların insan haklarının korunması hem de cezaevi güvenliğinin sağlanması açısından önem taşıyor. Bu konudaki iyileştirmeler, Türkiye'nin uluslararası alandaki itibarına da olumlu katkı sağlayabilir.