Mali, Suriye değil ve Cemaat Nusrat el-İslam vel-Müslimin (JNIM), Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) değil. Şam'da Beşar Esad rejiminin çöküşü ve Ahmed el-Şaraa liderliğindeki yeni bir hükümetin kurulması Levant bölgesinde olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, Mali'de El Kaide bağlantılı JNIM'in olası bir zaferi, Sahel bölgesi ve ötesi için felaket anlamına gelebilir. Bu, iki örgüt arasındaki temel farklılıkların ve bölgesel dinamiklerin yakından analiz edilmesini gerektiriyor.
JNIM'in Yükselişi ve Mali'deki Durum
JNIM, 2017 yılında kurulan ve El Kaide'nin Batı Afrika'daki resmi kolu olarak kabul edilen bir örgüttür. Grup, Mali, Burkina Faso ve Nijer'in geniş kırsal alanlarında etkinliğini artırmış, özellikle Mali'nin kuzey ve merkez bölgelerinde hükümet güçleriyle çatışmalar yaşamaktadır. 2012'de başlayan Tuareg isyanı ve ardından yaşanan darbe, ülkeyi uzun süredir istikrarsızlığa sürüklemiş; Fransa'nın Barkhane Operasyonu kapsamındaki askeri varlığı ve Birleşmiş Milletler Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSMA), güvenlik boşluğunu doldurmaya çalışmıştır.
Ancak, 2020 ve 2021'deki askeri darbelerin ardından iktidara gelen Mali cuntası, Fransa ile ilişkileri koparma kararı almış ve Rusya'ya yakınlaşmıştır. Fransa'nın 2022'de çekilmesi ve MINUSMA'nın 2023'te görevine son vermesi, JNIM'e karşı mücadelede önemli bir boşluk yaratmıştır. Bu durum, örgütün etki alanını genişletmesine ve devlet otoritesini daha da zayıflatmasına olanak tanımıştır. Son aylarda JNIM'in başkent Bamako'ya yönelik saldırıları ve stratejik kasabaları ele geçirme girişimleri, grubun artık kırsal alanlardan kentsel merkezlere doğru ilerlediğini göstermektedir.
Suriye'den Farkı: Bölgesel ve Küresel Etkiler
JNIM ile HTŞ arasındaki en kritik fark, örgütlerin ideolojik kökenleri ve küresel hedefleridir. HTŞ, Esad rejimine karşı mücadelede Suriye'nin belirli bölgelerinde bir tür yerel yönetim kurarken, JNIM El Kaide'nin küresel cihat ideolojisini benimsemekte ve Batılı hedeflere saldırılar düzenlemeyi amaçlamaktadır. HTŞ lideri Ahmed el-Şaraa ülkesini birleştirme hedefiyle hareket ederken, JNIM'in amacı Sahel'de bir hilafet ilan etmek ve bölgeyi şiddet yoluyla dönüştürmektir.
Ayrıca, Suriye'deki geçiş süreci uluslararası toplumun desteğini alırken, Mali'deki geçiş hükümeti uluslararası toplum tarafından büyük ölçüde izole edilmiştir. Fransa'nın çekilmesinin ardından ABD'nin de bölgedeki askeri varlığını azaltması, Avrupa ülkelerinin mali kısıtlamaları ve Rusya'nın Wagner Grubu'nun (şimdiki Afrika Kolordusu) varlığı, karmaşık bir güç mücadelesini beraberinde getirmiştir. JNIM'in zaferi, sadece Mali'nin değil, aynı zamanda komşu Nijer ve Burkina Faso'nun da istikrarını tehdit edecek; bu ülkelerde benzer cihatçı grupların aktif olduğu bilinmektedir. Bu durum, Sahel bölgesindeki güvensizlik ortamının daha da derinleşmesine ve göç dalgalarının artmasına yol açabilir.
Ayrıca, JNIM'in sahip olduğu silah ve mühimmat stoku, bölgedeki diğer terör örgütleriyle olan bağlantıları ve rehin alma faaliyetleri, küresel güvenlik açısından da ciddi riskler oluşturmaktadır. Örgütün son yıllarda Batılı turistlere ve yardım çalışanlarına yönelik kaçırma vakaları, uluslararası toplumun dikkatini çekmiştir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sahel bölgesindeki istikrarsızlığın kendi güvenliğini doğrudan etkilemekle birlikte, bölgede artan terörizm riski ve göç dalgaları nedeniyle dolaylı olarak etkilenmektedir. Türkiye, Mali ve genel olarak Afrika'da ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmekte, askeri eğitim ve savunma iş birliği anlaşmaları yapmaktadır. Ancak, JNIM'in zaferi halinde bölgedeki güvenlik tehdidi artabilir, bu da Türkiye'nin bölgedeki yatırımları ve ticari çıkarlarını tehlikeye atabilir. Ankara, uluslararası toplumun Sahel'e yönelik politikalarında daha etkin bir rol oynamalı ve bölge ülkeleriyle iş birliğini güçlendirerek istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmalıdır. Ayrıca, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki deneyimi, bölge ülkelerine eğitim ve teknik destek sağlama açısından önemli bir kaldıraç olabilir.