Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Perşembe günü Myanmar Devlet İdaresi Konseyi Başkanı Min Aung Hlaing'i başkent Kuala Lumpur'da ağırladı. Görüşmede Myanmar tarafı, ülkesinde bulunan Rohingya ve diğer mültecileri geri almaya hazır olduğunu taahhüt etti. Malezya hükümeti ise görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Myanmar'daki askeri rejimi resmen tanımadığını yineledi. İki liderin bir araya gelmesi, 2021 darbesinden bu yana Myanmar cunta liderinin ASEAN üyesi bir ülkeye yaptığı nadir ziyaretlerden biri olarak kayda geçti. Enver İbrahim, görüşmenin insani krizin çözümüne katkı sağlamasını umduğunu belirtti.
Görüşmenin Arka Planı ve Malezya'nın Tutumu
Malezya, ASEAN içinde Myanmar konusunda en sert tutum takınan ülkelerden biri olarak biliniyor. 2021'deki askeri darbenin ardından Malezya, cuntayı meşru hükümet olarak tanımamış ve ASEAN'ın beş maddeli konsensüsüne uyulması çağrısında bulunmuştu. Enver İbrahim, göreve geldiğinden bu yana Myanmar krizine insani boyutuyla yaklaşmak gerektiğini savunuyor. Ancak bu görüşme, insan hakları örgütleri ve Myanmar muhalefeti tarafından eleştiriyle karşılandı. Muhalif gruplar, cunta lideriyle yapılan her türlü temasın rejime meşruiyet kazandıracağını savunuyor.
Malezya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Görüşme, Myanmar halkının çıkarları ve bölgesel istikrar açısından yapıcı bir diyalog zemini oluşturmuştur. Ancak Malezya, Myanmar'daki askeri yönetimi tanımamaktadır ve tanımayacaktır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, Myanmar'ın Rohingya mültecilerinin güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşü için somut adımlar atması gerektiği vurgulandı.
Myanmar'ın Taahhüdü ve Bölgesel Yansımalar
Min Aung Hlaing'in ziyareti sırasında, Myanmar'ın Malezya'da bulunan yaklaşık 200 bin Rohingya mültecisini geri alacağı yönünde sözlü taahhüt verdiği öğrenildi. Ancak bu taahhüdün ne zaman ve nasıl uygulanacağı belirsizliğini koruyor. Myanmar ordusu, 2017'de Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım benzeri saldırılar nedeniyle uluslararası alanda ağır şekilde eleştirilmişti. Bir milyondan fazla Rohingya, Bangladeş ve Malezya gibi ülkelere sığınmak zorunda kalmıştı.
Malezya, Rohingya mültecilerine geçici koruma sağlıyor ancak çalışma izni vermiyor. Ülkede kayıtlı yaklaşık 100 bin Rohingya mülteci bulunuyor; kayıt dışı sayının ise bunun iki katı olduğu tahmin ediliyor. Enver İbrahim hükümeti, mültecilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirilmesi için uluslararası toplumdan daha fazla destek bekliyor. Görüşmede, Myanmar'ın geri dönüş için güvenli bölgeler oluşturması ve uluslararası gözlemcilere izin vermesi gerektiği Malezya tarafınca iletildi.
Bölgesel uzmanlar, bu görüşmenin ASEAN'ın Myanmar politikasında bir çatlak yaratabileceğini belirtiyor. Endonezya ve Singapur gibi ülkeler, cunta ile doğrudan temaslardan kaçınırken, Tayland ve Laos gibi ülkeler daha pragmatik bir yaklaşım sergiliyor. Malezya'nın bu adımı, ASEAN içinde yeni bir denge arayışının işareti olarak yorumlanıyor. Ayrıca, Myanmar'ın Çin ile artan işbirliği ve Batı yaptırımları altında sıkışması, bölgesel ülkeleri farklı stratejiler geliştirmeye itiyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Malezya ve Myanmar arasındaki ticaret hacmi 2022'de 1 milyar doların altında. Ancak Malezya, Myanmar'a yönelik yatırımlarını askıya almış durumda. Görüşmede ekonomik ilişkilerin canlandırılması da ele alındı; fakat insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası baskılar devam ediyor. Myanmar'ın doğal gaz ve madencilik sektörlerindeki potansiyeli, Malezyalı şirketler için cazip olsa da, yaptırım riski yatırımları sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki askeri darbeyi kınamış ve Rohingya mültecilerine yönelik insani yardımlarıyla öne çıkmış bir ülke. Malezya'nın cunta ile diyalog kurma girişimi, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasi çabalarıyla örtüşüyor. Ancak Türkiye, cuntayı tanımama konusundaki tutumunu sürdürüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin ASEAN ülkeleriyle insani krizlerde işbirliği yapma potansiyelini artırabilir. Ayrıca, Malezya'nın mülteci geri dönüşü taahhüdü, Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin geri dönüşü konusundaki politikalarına benzer bir model oluşturuyor. Bölgesel istikrar açısından, Myanmar'daki krizin çözümü Türkiye'nin Asya açılımı için de önemli bir sınav niteliğinde.