Birleşmiş Milletler bünyesindeki üst düzey bir güvenlik düşünce kuruluşunun başkanı, uluslararası toplum ve savunma sanayisini, savaş alanında kullanılan yapay zeka (YZ) konusunda pragmatik bir diyaloğa yönelmeye çağırdı. Robin, kısa vadede kapsamlı bir küresel düzenleme anlaşmasının mümkün görünmediğini belirterek, "Makine savaşı geliyor" uyarısında bulundu. Bu çağrı, ABD ve Çin’in askeri YZ alanındaki rekabetinin hızlandığı ve uluslararası normların henüz oluşturulamadığı bir dönemde geldi.
Küresel düzenleme çabaları tıkanırken askeri YZ yarışı hızlanıyor
BM Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü (UNIDIR) Direktörü Robin Geiss, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun askeri YZ konusunda kapsamlı bir sözleşme imzalamaktan henüz çok uzak olduğunu vurguladı. Geiss, mevcut jeopolitik gerilimlerin ve güvenlik endişelerinin, devletleri bağlayıcı bir anlaşma yerine daha esnek ve gönüllü düzenlemelere yönelttiğini ifade etti. Özellikle ABD ve Çin arasındaki teknolojik rekabet, otonom silah sistemlerinin geliştirilmesini hızlandırırken, bu sistemlerin uluslararası insancıl hukuka uygunluğu konusunda ciddi endişeler bulunuyor. Geiss, "Makine savaşı artık bilim kurgu değil, gerçek. Silahlı çatışmalarda yapay zeka kullanımı hızla yaygınlaşıyor" diyerek acil önlem alınması gerektiğini söyledi.
Uzmanlar, otonom silahların insan kontrolü olmadan hedef belirleme ve saldırı kararları alabilme kapasitesinin, savaşın kurallarını temelden değiştirebileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, hatalı hedef tespiti, orantısız güç kullanımı ve sorumluluğun belirlenememesi gibi riskleri beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres de daha önce yaptığı açıklamalarda, otonom silahları "siyasi olarak kabul edilemez" olarak nitelendirmiş ve yasaklanması çağrısında bulunmuştu.
ABD-Çin rekabeti ve bölgesel yansımalar
Asya-Pasifik bölgesi, askeri YZ teknolojilerinin en hızlı geliştiği ve test edildiği alanların başında geliyor. ABD, Çin'in askeri modernizasyonuna karşılık olarak yapay zeka destekli savaş sistemlerine büyük yatırımlar yaparken, Çin de 2027 yılına kadar ordusunu yapay zeka ile donatma hedefini açıkladı. Her iki ülke de yapay zekanın istihbarat analizi, lojistik planlama ve otonom sürüş gibi alanlarda kritik avantajlar sağlayacağını düşünüyor. Bu rekabet, aynı zamanda Tayvan Boğazı, Güney Çin Denizi ve Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengelerini de etkiliyor. Robin Geiss, "Askeri yapay zeka konusunda ABD ve Çin arasında bir tür silahlanma yarışı yaşanıyor. Bu yarışın kontrolsüz devam etmesi, bölgesel istikrarı tehdit edebilir" uyarısında bulundu.
Bu bağlamda, uluslararası toplumun ve özellikle savunma sanayisinin, insanlığın karşı karşıya olduğu bu varoluşsal tehdidi masaya yatırması gerekiyor. Geiss, sektör temsilcilerinin ve teknoloji şirketlerinin de sorumluluk alması gerektiğini belirterek, "Yapay zeka savaşları sadece hükümetlerin değil, aynı zamanda bu teknolojileri geliştiren şirketlerin de sorunudur. Etik ilkeler ve insan kontrolü, tüm sistemlerin merkezinde olmalıdır" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayisinde otonom sistemlere ve yapay zekaya yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında doğrudan ilgilidir. Türkiye, İHA ve SİHA teknolojilerindeki başarısının ardından, otonom kara araçları ve yapay zeka destekli istihbarat sistemlerine de yönelmiştir. Küresel bir düzenlemenin olmaması, Türkiye gibi orta ölçekli güçlere hem fırsatlar hem de riskler sunmaktadır. Bir yandan teknolojik gelişimi sürdürme alanı açılırken, diğer yandan uluslararası normların oluşmaması, çatışma bölgelerinde sorumluluk ve caydırıcılık dengelerini bozabilir. Türkiye'nin, NATO müttefiki olarak ABD ile işbirliğini derinleştirmesi ve BM nezdinde etik çerçevelerin oluşturulmasına katkı sağlaması, hem ulusal güvenlik hem de bölgesel istikrar açısından önem arz etmektedir.